Cuma , Temmuz 19 2019
Home / İNSAN İLİŞKİLERİ / Anne-Baba Çocuk İlişkileri / 0-6 Yaş / Çocuklarımız Ne Kadar Zeki?

Çocuklarımız Ne Kadar Zeki?

ÇOCUKLARIMIZ NE KADAR ZEKİ?

Ayşe İzci

İnsanın, diğer canlılardan ayrıldığı ve üstün olduğu bazı özellikleri var. Bu özellikler Allah’ın bir lütfu olarak insana dünyanın hakimiyetini sağladığı gibi, ahirette de sorumlu olmasının sebebi. Bu özelliklerden biri zekâ. Zihinsel faaliyetin gücü diyebileceğimiz zeka, beynimizle yakından ilgili. cocuklar1

Vücudumuz, herbirinin kendine has görevleri olan ve sürekli çalışan organlardan oluşuyor. Bunlardan kimilerinin eksikliği hayatın devamı için bir engel teşkil etmezken, kiminin varlığı hayatımız için vazgeçilmez şart. Ayrıca organlarımızın, sosyal ve manevi yönlerimizi temsil eden sembolik özellikleri var. Mesela kalbin, hayatı ve sevgiyi sembolize ettiği gibi. 
İnsan vücudunda tıpkı kalp gibi sürekli çalışan, yokluğuyla hayatın son bulduğu diğer bir organımız da beyin. Nasıl ki damarlarda kan daima dolaşıyor, insan beyninde de faaliyetin durduğu hiçbir an yok.
Duyu organları aracılığıyla algılananlar, izlenimler her an beyinde işlenerek bir sonuca ulaştırılıyor. Zihinsel faaliyet de diyebileceğimiz bu beyin hareketinin doğurduğu sonuçlar zekâ ile yakından ilgili olduğu için de, zekâ beyinle sembolize ediliyor. 

Zekâ Nedir?
Günlük dilde akıl, us, mantık gibi kelimelerle de ifade edilen zekâ, beynin bir fonksiyonudur ve zekâ seviyesi sadece öğrenim başarısıyla değerlendirilmez. 
Zekânın ne olduğuna ve bölümlerine dair pek çok tanım yapılmış. Mesela yeni durumlara intibak edebilme, olaylar karşısında olumlu tepkiler verebilme, amaçlı hareket edebilme, mantıklı düşünme, çevreye etki edebilme, problemleri çözebilme kapasitesi birer zeka tanımıdır. 
Zekâ, bilme, anlama ve muhakeme etme yeteneklerinin toplam bir sonucudur ve alt birimlerine dair otuz civarında farklı zihinsel yetenek tanımlanmıştır. Kelime hazinesi ve kelimeleri kullanma, sayısal kapasite, cisimleri zihinde canlandırma, hafıza, algılama hızı, şekil ilişkilerini kavrama, sözel ilişkileri anlama, mantık yürütme ve mukayese etme bu alt birimlerin başlıcalarıdır.
Zekâ ile birlikte anılan diğer bir kavram da icad etme kabiliyetidir. Bilinenlerden yeni şeyler icad etmek, sorunlara yeni çözümler bulmak, alışılmamış şekillerde ürün oluşturmak ve diğerlerinden farklı düşünme tarzına sahip olmak bu kabiliyete sahip kişilerin özelliklerinden sayılabilir. Ancak bu tür kişilerin sayıca çok fazla olduğu söylenemez.

Zekânın Kaynağı ve Gelişimi
Zekâ, genel olarak kalıtımla gelmesine rağmen, çevre şartlarının da bu potansiyel üzerinde olumlu ya da olumsuz yönde etkileri olabilir. Zekânın kalıtımla ilgili olan kısmı ceninin oluşmasıyla son bulur. Bundan sonra çevrenin etkisi başlar ve süregider. 
Araştırmalara göre doğum kilosu 2,5 kg altında olan çocukların ve çok iri doğan çocukların zekâ düzeyleri daha düşük olmakta. Keza, ikizlere nispeten tek doğan çocukların daha zeki olduğu da araştırmaların bir sonucu. Erken doğumun zekâ düşüklüğüne yol açabileceğini ileri süren görüşler bulunuyor. Ayrıca bebeklerin zekâ seviyesi bakımından annelerin en sağlıklı doğurma yaşı olarak 20-30 yaşlar arası kabul ediliyor. 
Anne karnındaki beslenme, özellikle hamileliğin 6-9’uncu aylarında çocuğun beyin gelişiminde oldukça etkili oluyor. Doğumdan sonraki beslenmede de anne sütünün kullanılması büyük öneme sahip. Sadece fiziki gelişim ve direnç açısından değil; çocuğun dokunma ve sevgi ihtiyacını da karşıladığı için “manevi besin” özelliği taşıyor anne sütü. Sevgi eksikliği çocuğun zekâsının durağanlaşmasına etki eden en önemli nedendir. Sevgisiz büyüyen çocukların bedeni gelişimleri de geri kalabiliyor.
Hayatın ilk 5 yılı, özellikle 3-4 yaşlar zekâ gelişiminin en fazla olduğu dönemdir. 16 yaşa kadar, çocuk zekâ gelişimini büyük ölçüde tamamlıyor. Zekânın gelişimi normal grupta 25 yaşa kadar, üstün zekâlılarda ise 35 yaşa kadar devam edebiliyor. 
Herşeye rağmen bireyin kendi kendine hayatta kalabilmesi, çevresine uyum sağlayabilmesi, belli bir zekâ seviyesini gerektirir. Hiç olmazsa normal seviyede zekâ sahibi olmayan insanların, yardımsız ayakta kalmayacakları açık. Zekâ seviyesi, ölçülebilir özellikte olduğu için yapılacak testler ve gözlemlerle, daha sonra çıkabilecek problemlere önlemler alınabiliyor.

Zekânın Ölçülmesi
Zekâ seviyesinin ölçümünde en güvenilir yöntem zekâ testleri ve okul çağındaki çocuklar için öğretmen kanaatleridir. Anne-baba tahminleri ancak yüzde 20 civarında isabetli olmakta. Daha doğrusu, anne-babalar bu konuda duygusal davranabildikleri için çocuklarının zekâ seviyelerini gerçekçi olarak tanımlayamamaktalar. Gerçi zekâ seviyesinin ölçümünde kullanılan testler de bazen yanıltıcı sonuçlar verebiliyor. Özellikle ülkemizdeki zekâ testleri daha çok batı kültüründen aktarıldıklarından, bizim kültürümüze uyarlanmalarında önemli aksaklıklar mevcut. Çocukların içinde yaşadıkları sosyo-ekonomik çevrenin testlere uymaması, zekâlarının gerçek potansiyelini ölçmeyi ciddi ölçüde güçleştirebiliyor.
Burada, zekâ düzeyini ölçmek ya da bilmek neden gereklidir sorusu akla gelebilir: Zekânın yeryüzündeki tüm insanlar için geçerli bir dağılım tablosu yapılmış. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 70’i normal ya da ortalama zekâ ile dünyaya gelirler. Her 100 kişiden 2 veya 3’ü üstün zekalıdır ve her 100 kişiden 2 veya 3’ü de yeterli zekâ düzeyine sahip değil. 
Normal zekâ düzeyine sahip grup için bir sorun yok. Ancak yüksek ya da düşük zekâya sahip kesimler için farklı bir eğitim gerekiyor. Bu çocuklar normal eğitime tabi tutulduklarında düşük zekâ seviyesindekiler zorlanırlar, hatta eğitimden hiç yararlanamazlar. Üstün zekâlılar ise, kendi seviyelerine göre yetersiz kalacak bir eğitim ortamında sıkılırlar, yetenek ve zamanları boşa harcanır.
Bu aşamada en doğru hareket, anne ve babaların çocuklarının zekâlarında bir farklılık gördüklerinde doktorlardan yardım almaları. Bunun daha sonra çıkabilecek ciddi problemler için iyi bir önlem olduğunu unutmamak gerekir.
Semerkand Dergisi Nisan 2000

2 comments

  1. mrb benim bir erkek yiğenim var 13 yaşında bu sene 9 sınıfa gidecek dersleri çok kötü ders çalışmıyor anlama sorunu var anlamıyor salak bir çocuk değil sadece dikkatini vermiyor doktora götürmek istiyorum konyada yaşıyoruz hangi hastane ve ya hangi bölüme gideceğimi bilmiyorum yardımcı olursanız sevinirim tşk

  2. ben çocuğumu ram merkeze götürdüm.zekasını ölçtürdüm nedeni artükilasyon bozukluğu yani konuşma bozukluğu vardı zeka seviyesini bana söylemediler.ancak normalin sınırında en alt seviyesinde dediler.akademik lisede okuyamaz ancak meslek lisesine elinin yatkın olduğu bi meslek bölümüne vereceksiniz diyede bi yorum getirdiler. ben bunnu değiştirmek istiyorum çocuğumun zeka seviyesini yükseltmemin bi yolu yöntemi var mı geç kalmak istemiyorum.teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.