Bu kadın artık yeter demiş. Ben kıskanıyorum erkeklerde olanın bende olmamasını. Bakın hele bizim Freud haklı mı
çıktı ne? Tuğçe BARAN’ın köşe yazısı haberin devamında.
Taksim’in ortasına penis heykeli öneriyorum
Bizim kekolar, koca penisli eros heykellerini görünce pek bir hoş olurlar. Kıkırdarlar, kızarırlar, nereye
bakacaklarını şaşırırlar, son çare deli gibi dalga geçerler. “Lan olm lan. Şeye tapıyorlarmış lan.. Manyak bunlar
lan!” Ha sen çok geliştin de, “şeyine” tapmaktan vazgeçtin de, kalkmış eski insanlarla dalga geçiyorsun!
Sinirlendiğin zaman duyalım bakalım küfürlerini… Nereye ne yaptığını duyalım önce. Kimi anında neyinle
cezalandırıyorsan görelim önce bir. En vazgeçemeyeceğin organ nedir sorusuna cevap ver önce. Sonra karar verelim
gerçekten “neye” taptığını.
Dünya erkeklerinin yarısının gizli gizli kendi şeyine taptığını iddia ediyorum. En çok müridi olan şey: Penis.
Dinler boşuna bu kadar keskin değil. Ancak hadım bir erkek samimi bir inanan olabilir. Eh kesemeyeceğine göre,
günahla, ayıpla korkutup mümkün olduğunca küçülteceksin. Yoksa çok ciddi bir rakip yani.
***
Topa yine sert girdim, farkındayım. Ama ortalık gene leş gibi testosteron kokmaya başladı farkındaysanız.
Bir “erkekliktir” gidiyor.
Erkekliğin erdem, erkekliğin sempati, karizma, falan filan olduğunu söyleniyor. Sıkıştığı anda sevgilisini terk
ediveren endash ki o neredeyse bütün kariyerini yakmak uğruna kendisinin dibinden ayrılmamıştı- uyuşturucu
soruşturmasında “aman ismimi verme” diye korku tünellerine giren Hüsnü Dönekzurna erkekliğine laf edilmesine çok
bozulmuş. “Ben klarnet çalarım, klarnet de erkek enstrümandır” diye demelenmiş. Şakaysa komik değil, gerçekse çok
komik. Klarnet niye “erkek” enstrüman olsun? İnce uzun diye mi? Her ince uzun şey erkek midir? Solucan da mı bu
kategoridedir? Hadi öyle olsun diyelim niye “erkek” oluyor?
Ve daha önemlisi: Erkek olunca ne oluyor? Ben sana erkek olamazsın demedim, adam olamazsın dedim diye haykırmak
istiyorum. Hüsnügillere. Hepinize. Bütün plastik delikanlılara.
Erkek eşittir nedir ben anlamış da değilim.Delikanlılığın kitabını yazmaktan söz ediliyordu bir ara. Öyle bir zırva
vardı veya. “Delikanlığın kitabını yazacak adam” vs vs gibi.
Nedir iddia edilen delikanlılık, erkeklik açık ve net bir şekilde soruyorum.
Zira “ben erkekim uleyn” diye ortalıkta dolaşanların hepsine bakıyorum, ne kadar kaypaklık, kalleşlik, sözünden
dönme, boş alıp boş tutma, ahlaksızlık, hırsızlık, arsızlık, pişkinlik, yüzsüzlük, yalancılık, dilencilik, haraç,
dolandırıcılık, ailesini terk varsa hepsi bunlarda.
Hesapça “erkeklik” denilen ama bu hıyarların yapmak isteyip de becermedikleri ne kadar insani, yüksek şey varsa
onları da ne tuhaftır ki erkeklikleriyle böbürlenmeyen adamlar yapıyor.
Eli şeyinde aile babası, fakir dostu, kötü gün arkadaşı gördün mü hiç? Göremezsin.
Güya “delikanlı” olmayan, hasta çocuğunun başında sabaha kadar nöbet tutar, güya “ delikanlı” olan ötekiyse evden
çoktan tüymüş, kahve köşelerinde delikanlılık, errrkeklik nümeroları yapar. “Ben çocuuuma laf söyletmem.. Keserim
ulan..”
Git şeyini kes hıyar!
Freud, “kadınlarda penis kıskançlığı” olduğun öne sürmüştü. Çürütüldü falan ama Türkiye’de olup kıskanmamak
hakikaten mümkün değil.
Su, deri, kan ve bir takım başka dokulardan oluşan bir organdan nasıl BU KADAR güç alınır bir kadın olarak anlaması
güç. Malum şahıs da “ben erkek adamım, erkek adam böyle konuşur” demiş.
Küçükçük turşucuk içi dolu fıçıcık. Ne kadar çok şey sığıyor içine.. Vay babam vay. Bütün suçu at üzerine, rahatla.
Aynı zamanda bütün gücünü ve meşruiyetini de ondan al, rahatla. Ben değil o yaptı de, rahatla… Hakikaten güzel
iş…
Taksim’in ortasına cami yerine dev bir penis heykeli öneriyorum arkadaşlar. Madem memleketin yarısını ona tapıyor.
Bari dürüst olalım.
Vatan Gazetesi
Haber Kaynağı: http://www.haber7.com/haber/20090307/Taksime-cami-yerine-penis-heykeli.php
size katılıyorum.Herşeyi okadar apacık ortaya serdiğiz ki,söylenecek bir şey kalmadı sanırım.Ben mutlu oldum ama çoğu kişinin yüzü kızarmalıdır.
turan özel
04 Nisan 2010 at 09:48