Pazartesi , Mart 25 2019
Home / PDR Özel / İNŞAALLAH Çoluğunuz Çocuğunuz Psikolojik Danışman Olur!

İNŞAALLAH Çoluğunuz Çocuğunuz Psikolojik Danışman Olur!

Ankara’da büyük bir okulda psikolojik danışman olarak çalışırken yüksek lisans yapan bir meslektaşımla dertleşiyorduk. Bazı öğretmenlerin psikolojik danışmanlara; yani bize, onların tabiriyle (rehberlikçilere) terbiyesizce yaklaşımları hususunda ne yapacağız Melek Hanım diye öylesine laf ortaya atmıştım. Onun cevabı bu yazının başlığı oldu. Onlara dua ediyorum  dedi. Onlar için dua ama bir yerde de belki beddua kim bilir. Çoluğunuz çocuğunuz; psikolojik danışmana, rehberlik servisine, sizin tabirinizle (rehberlikçilere); “tıpkı sizin bakış açınızla bakan” okul müdürü, öğretmen, öğrenci ve velilerden oluşan bir okulda psikolojik danışman olurlar İNŞAALLAH.

Bu duaya hiç bir zaman “amin” demeyeceğim. Bu; amin denilmesi gerekmeyen ve kalpten yapılmayan dualardan. Okulda psikolojik danışmanı her gördüğünde “az daha okusaydım da rehberlikçi olsaydım” hatta bazıları yüksek lisans filan yapmış veya ikinci üniversiteyi filan okuyup da kendini mareşal gibi görüyorsa “biraz daha az okusaydım da rehberlikçi olsaydım” diyen öğretmenlerin, idarecilerin veya diğer okul çalışanı hatta velilerin bu yaptıkları terbiyesizliğin cezasını çocuklarının çekmesini hiçbir meslektaşım istemez. Eğer ilgileri ve yetenekleri varsa, kendileri de istiyorlarsa meslektaşımız olsunlar tabi ki, ama anne-babalarının cahilane bakış açısına sahip olmayan idareci, öğretmen veli vs ile çalışsınlar. Amin.

Hadi olayı biraz daha açalım. 2 yıl kadar müdür yardımcılığı yaptım. İlkokul, ortaokul, lise ve RAM olmak üzere bu iki yılda neredeyse her kurumda tecrübe sahibi oldum. Psikolojik danışman olarak da ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde çalıştım. Müdür yardımcısı olarak görev yaptığım iki yıl içinde her türlü işi kusursuz şekilde yaptığım halde psikolojik danışman olarak çalıştığım zaman yaptığım kadar çok iş yapmadığımı ve gerek iş yükümün gerek üzerimdeki psikolojik baskının psikolojik danışmanlığa göre yarısı kadar bile olmadığını bütün samimiyetimle dile getirmek istiyorum. Hatta benim nefsime hiç hoş gelmese de; öğretmenlerin ve diğer muhataplarınızın sizi bir makam sahibi olarak görüp size daha dikkatli davranmaları nefsinize hoş bile gelebiliyor.  Bunu neden söyledim.

Müdür yardımcılığı yaparken hiç bir öğretmen bana gelip de “az daha okusaydım da müdür yardımcısı olsaydım” demedi. Hiç bir okul çalışanı veya veli de bana böyle bir şey demedi. Peki neden? Çünkü her birinin gözle görülür şekilde idareci olmam münasebetiyle benden menfaati vardı. Öğretmen diyemez çünkü notları zamanında girmez, işini doğru dürüst yapmaz ve bir şekilde müdür yardımcısına işi düşer. Veli’nin psikolojik danışmanken bile laf söyleyenine zaten hayret ediyorum da; müdür yardımcısına laf söyleyebilmesi mümkün mü? Okulun diğer çalışanları zaten kıllarını kıpırdatıp hiç bir şey diyemezler çünkü neredeyse göbek bağıyla müdür yardımcısına bağlılar.

İnsanoğlu böyle işte.

Peki olay bu kadar basit mi? Hayır değil. Her meslekte olduğu gibi bizim meslekte de işinin hakkını vermeyen, yapması gerekeni yapmayan hatta işgüzarlık yapıp yapmaması gerekenleri yapan meslektaşlarımız da mutlaka vardır. Onları eleştirmek “az daha okusaydım” diyen zevattan önce bizim boynumuzun borcudur. Fakat şunu da unutmayalım.

Psikolojik danışman okulun sır küpüdür.

Sırf derse giriyor diye psikolojik danışmandan daha fazla iş yaptığını iddia eden öğretmenlerin derste neler yaptığı, neler yapmadığı haftada girdiği bilmem kaç saat dersin kaç tanesini işlenmesi gerektiği gibi işlediğine dair bilgiler öğrenciler tarafından tane tane psikolojik danışman ile paylaşılmaktadır. Okulun başarı durumlarını şöyle bir ortaya dökersek, en fazla başarısızlığın okul psikolojik danışmanına en fazla laf söyleyen öğretmenin dersinde olduğunu da mutlaka görürsünüz. Çünkü işini iyi yapan öğretmen ve idareci zaten okul psikolojik danışmanına laf söylemez. En azından ben çoğunlukla böyle olduğuna şahit oldum.

Psikolojik danışman gün gelir tacize uğrayan bir çocuk vakasının üstünü kapatmak isteyen müdüre baş kaldırır. Psikolojik danışman gün gelir ders anlatmayı bilmediği iddia edilen öğretmeni veliye karşı savunur. Psikolojik danışman gün gelir sizin çocuğunuza şiddet uygulayan bir öğretmenin gereken cezayı alması için bu olayın peşine düşer ve sizin adınıza okulda sizin çocuğunuza sizden daha fazla sahip çıkar. Psikolojik danışman gün gelir okul idaresine öğretmenlerin tutumları konusunda ve onların beklentileri konusunda yardımcı olur.

Evet psikolojik danışman sır küpüdür. Hangi öğretmenin dersi işlerken öğrencileri bunalttığını ve bundan dolayı öğrencilerin derse girmekten nefret ettiklerini öğretmen odasında herkesin ortasında öğretmenin yüzüne söylemez. Psikolojik danışman evde sorun yaşayan belki de biraz daha ciddiye alınsa ceza alması gereken velileri adliyeye hemen bildirmek yerine görüşmeye çağırarak onlara yardımcı olmaya çalışır.

Hani kaba bir tabir vardır ya; “ayağına sıkmak”. Evet. Okul psikolojik danışmanına yaklaşımınızı kontrol edin. Ayağınıza sıkmayın.

Olayın idareci boyutu olduğu gibi bir de diğer öğretmenlere hiç bir laf söyleyemeyen veli boyutu var. Mesela bir veli düşünün matematik öğretmenine özel ders aldırarak çocuğunun matematik açığını kapatmaya çalışır. Onun için okuldaki en değerli öğretmen matematik öğretmenidir. Psikolojik danışmana ise cahilane bir şekilde ne iş yapıyorsunuz ki diyecek kadar cahil ağzını kocaman açabilir.

Siz hiç bir velinin okul psikolojik danışmanına özel ders gibi özel psikolojik danışma yaptırıp para verdiğini duydunuz mu? Ben duymadım. Böyle bir duruma veli büyük ihtimalle şöyle bir tepki vercektir: İyi de okulda zaten bunu yapmak zorunda, neden ben para verip özel psikolojik danışma yaptırayım ki. Peki matematik öğretmenine neden para verip de özel ders aldırıyorsun ki? O zaten sınıfta bunu vermek zorunda değil mi? Hatta daha da mantık dışı olanı bir de okullarda kurs açılıyor ve o kursta da ek olarak matematik öğretmenin matematiği senin çocuğuna öğretmesi gerekmiyor mu? Ama buna rağmen matematik öğretmeni çok değerlidir. Çünkü at gözlüğüyle bakan cahil velinin görebildiği sadece çocuğunun giriş sınavlarında matematik dersinden yüksek net yaparak istediği okula gidebileceğidir. Oysa ortalık ruh hastası doktorlar, mühendislerle dolu. Bunun hiç farkında değil cahil!

Yazdıklarım biraz iç içe girmişse kusuruma bakmayın. Sonuç olarak çok da önemli olduğu için bu yazıyı kalema almıyorum. İt ürür kervan yürür demişler. Herkes gibi ben de işimi mümkün olduğunca yapmaya çalışan hatta çoğu zaman yeterince iyi yapamadığımı düşünüp kendimi geliştirmek için neler yapmam gerektiği konusunda kafa yoran bir psikolojik danışmanım.

Gelelim idarecilere. Bir idarecinin çok afedersini ama “rehber öğretmenim çalışmıyor, ona da bir rehberlikçi lazım” diyebilmesi için; eşşek derisi gibi bir deriye sahip olup da yüzünün hiç kızarmıyor olması lazım. Bunu söyleyen her idarecinin yüzüne karşı bu cümlemi büyük zevkle kuracağımın da bilinmesini isterim.

Sayın idareci, sen müdür ol da psikolojik danışmanı çalıştır. Eğer o çalışmıyorsa işini yapmayan o değildir. İşini yapmayan sensindir. 

Lafı gereksiz yere uzattığımın farkındayım. Yazıma son verirken şunu söylemek istiyorum. Liyakat gerçekten çok önemli. Okullarda psikolojik danışman olarak görev yapanların bu alana yönelik eğitim veren üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olmaları şart olmalıdır. Lisans mezunu olmak anadan doğmak gibidir. Psikoloji mezunu bile PDR mezunu gibi olamaz. Çünkü eğitim derslerini sonradan almış ve tabiri caizse ana karnında almadığı bir gıda kendisine sonradan verilmiştir.  Çünkü biz lisans eğitiminde hem psikoloji hem eğitim dersleri gördük. Yani okul psikolojik danışmanlığı söz konusuysa eğer bu iş sadece ve sadece PDR mezunlarının işidir.

Bütün bunları yazmak zorunda kalmak beni gerçekten üzdü. Sözün özü aslında şu: Herke işini en iyi şekilde yapmaya çalışsın ve kimse başka birinin işini daha rahat olarak görmesin. Zaman zaman sadece derse girip de yıllardır verdiğim aynı konuları öğrencilere en güzel şekilde verip evime gidip huzur içinde olduğum bir tarih öğretmeni veya edebiyat öğretmenine inanın heveslendiğim de olmuştur.

Mesleğimi çok seviyorum. Fakat maalesef ki sistem; bizim ünvanımızı okul psikolojik danışmanı olarak değiştirinceye kadar “iblisin insana secde etmesi istenince; o topraktan yaratıldı bense ateşten yaratıldım ben nasıl ona secde ederim” diyerek isyan etmesi gibi; “o da öğretmen ben de öğretmenim onun niye özel odası var diyecek kadar ” o odanın bireysel görüşmeler için kullanılması gerektiğini bile düşünemeyecek kadar nefret dolu öğretmenler yüzünden zaman zaman bu mesleği okulda icra etmekten soğumuyor değilim.

Not: Psikolojik Danışmana yukarıdaki gibi olumsuz bakış açısıyla bakmayan işini de en iyi şekilde yaptığını düşündüğüm öğretmenlere, idarecilere velilere ve diğerlerine teşekkürü borç bilirim.

Yazıda bir takım kusurlar olabilir. Tekrar ayrıntılı okuyup onları düzeltecek kadar bu yazıya önem vermiyorum. Vermek istediğim mesaj zaten ziyadesiyle verilmiştir diye düşünüyorum.

 

Saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.