<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolojik Danışman &#187; evlilik</title>
	<atom:link href="http://www.psikolojikdanisman.org/tag/evlilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.psikolojikdanisman.org</link>
	<description>Karanlıktan Aydınlığa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 19:06:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Erkeklik adım adım bitiriliyor mu?</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/erkeklik-adim-adim-bitiriliyor-mu.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/erkeklik-adim-adim-bitiriliyor-mu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 13:51:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL PSİKOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yetişkin Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel soğukluk]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde cinsel sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik hormonu]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte kim iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[iktidarsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda cinsel sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlık hormonu]]></category>
		<category><![CDATA[testesteron]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Erkeklik adım adım bitiriliyor mu? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin&#8217;e tekrar sesleniyorum: Bize gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini göstererek, kanun çıkaramazsınız. Batıyı takip eden batı hayranları; batıdaki gelişmeleri adam gibi güncel takip etseler, belki batının doğrularından faydalanacaklar. Yok bizimkiler, batının nerde İslam&#8217;a ters bir yanı varsa onun peşindeler. Batı yeni bilimsel araştırmalarla İslam&#8217;a doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-346" title="semamarasli2" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2012/01/semamarasli2-134x150.jpg" alt="" width="134" height="150" />Erkeklik adım adım bitiriliyor mu?</h3>
<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin&#8217;e tekrar sesleniyorum: Bize gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini göstererek, kanun çıkaramazsınız.</p>
<p>Batıyı takip eden batı hayranları; batıdaki gelişmeleri adam gibi güncel takip etseler, belki batının doğrularından faydalanacaklar. Yok bizimkiler, batının nerde İslam&#8217;a ters bir yanı varsa onun peşindeler. Batı yeni bilimsel araştırmalarla İslam&#8217;a doğru gidiyor. Bilim Kur&#8217;an-ı tasdik ediyor. Fakat bizim batı hayranları, adamların; vazgeçtiklerinin, attıklarının, yanlışlarının, çerinin, çöpünün peşinde giderek, batının pisliğini takip etme merakındalar.</p>
<p>Biz feminizm hayranlığıyla kadınları kışkırtırken, batı aile kurumunun çöktüğünü görünce yaptığı yanlışı fark etti; kadın ve erkeğin yaratılışına uygun olan geleneksel rollerine dönmesi üzerine toplantılar düzenliyor. Her geçen gün açıklanan yeni araştırma sonuçları kadın ve erkeğin yaratılış farklılıklarının ne kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor. Fakat bizim bazı üniversite hocalarımız bile çıkıp, kadın ve erkek arasında çok da önemli farklılıklar olmadığını iddia edebiliyor. Cehalet üniversite hocası olmakla da bitmiyor demek ki.</p>
<p>Amerika, kadın kışkırtmacılığının zararlarını ve erkekleri nasıl tükettiğini fark etti; bu konularla ilgili çalışmalar yapıyor. Konu ile ilgi bir kaç kitap adı ve içinden kısa notlar:</p>
<p>Susan Faludi, &#8220;Sertleşmiş Amerikan Erkeğinin İhaneti” adlı kitabında &#8220;Erkeğin çıkmazda olma duygusuna değiniyor.&#8221; Faludi’nin Amerikalı erkekler hakkındaki çalışmasının temelinde şu soru soruluyor: “Eğer erkekler sıkça söylendiği gibi hükmeden cins iseler, neden bu kadar çok erkek, kendilerine hükmedildiği ve hayat tarafından ezildiklerini hissediyor?”</p>
<p>Susan Faludi &#8220;Kendimi hadım edilmiş hissediyorum.&#8221; diyen erkeklerin erkek stresi, utancı, depresyonu ve şiddetinin, erkeklerin şahsi birer sorunu olmayıp, uğradıkları sosyal ihanetin bir ürünü olduğu sonucuna varıyor.</p>
<p>Erkek Olmanın Tehlikeleri: &#8220;Erkek Olma Ayrıcalığı Masalına Rağmen Hayatta Kalmak&#8221; kitabının yazarı psikolog Herb Goldberg &#8220;Amerikalı erkekler nesli tükenme tehlikesi olan bir tür müdür? diye soruyor. Cevabı &#8220;Kesinlikle evet! Erkekler kendilerini fiziksel, duygusal ve psikolojik olarak imha etmekteler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Erkek Çocuk Mucizesi&#8221; adlı kitabın yazarı psikolog Michael Gurian &#8220;Kızların yaşadıkları, erkeklerden daha kötüdür, demek olaya at gözlüğü ile bakmaktır.&#8221; diyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütünde danışman olan Dr Devra Lee Davis kitabının “Erkekleri Kurtarın” adlı bölümünde, erkeklerin baba olmakta giderek daha çok zorlandığını ve erkeklerin gerçek bir gerileme içinde olduğunu vurguluyor. &#8220;Erkekler toplumdaki önemli rollerini kaybettikçe, fiziksel olmasa bile psikolojik olarak tükenmiş olacaklardır.&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;Babasız Amerika&#8221; adlı kitabın yazarı David Blankenhorn “ABD gittikçe babasız bir toplum haline geliyor. Bir önceki nesilde Amerikalı bir çocuğun, babası ile birlikte büyüyeceğini düşünmesi normaldi. Bugün ise bunun tersini beklemesi, oldukça mantıklı görünüyor. Erkekler kocalık ve babalık rollerinden koptukça, ekmek parası kazanmak, koruyuculuk, bakıp büyütmek, öğretmenlik, kılavuzluk gibi rolleri yerine getirmek için gerekli dürtüyü de kaybediyorlar. &#8221;</p>
<p>Dr. Helen Fisher &#8220;Birinci Cinsiyet&#8221; adlı kitabında “Kız çocuklar sevilmek, erkek çocuklar saygı duyulmak isterler. Saygı ihtiyacı erkekliğin temelinde vardır.&#8221; diyor. Dr. Fisher&#8217; in &#8220;Kadın dernekleri; kızların başarısı için okullara para akıtarak, eğitimi kızların lehine çevirdiler ve bu da erkeklerin okul başarısını düşürdü. Kızlar lehine yapılan değişiklikler, erkek çocuklara karşı olumsuz ayrımcılıktır.&#8221; diyor.</p>
<p>ABD Eğitim Bakanlığı ve dünyanın değişik yerlerindeki birçok üniversitede yapılan çalışmalardan elde edilen veriler, erkeklerin eğitimde geri kaldıklarını gösteriyor.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerîm de Hz. Musa peygamberin kıssasını anlatılır. Firavun iktidarını kaybetmemek için her doğan erkek çocuğunu öldürmeye başlar; fakat muvaffak olamaz. Kur&#8217;an-ı Kerim bir tarih kitabı değildir, kıyamete kadar yaşanacak pek çok olaya işaret vardır.</p>
<p>Günümüzde erkekleri, o zamanki gibi öldürülmüyor; fakat insan haklarına uygun olsun diye(!) psikolojik olarak erkeklik bitirilmeye çalışılıyor. Modernlik adı altında erkekleri, psikolojik olarak hadım ediyorlar.</p>
<p>Bunun için işe; erkekleri görüntü olarak kadınlara benzetmeye çalışarak başladılar: Önce erkeklerin sakallarını, sonra bıyıklarını aldılar. Sakalsız ve bıyıksız erkek, daha modernmiş gibi gösterildi. Pek çok erkek de oltaya geldi.</p>
<p>Sonra &#8220;kadın hakları, kadın hakları&#8221; diye diye kadınların haklı olduğuna toplumu inandırdılar: &#8220;Kadınlar eziliyor&#8221; diye çığırtkanlık yaparak, erkekler üzerinde suçluluk psikolojisi oluşturulmaya çalışıldı. Bu suçluluk psikolojisi ile erkekler haksız da olsa kadınların yanında yer almaya başladılar. Dünyanın öteki ucunda bir kadın öldürülse, erkekler utandılar.</p>
<p>Sonra erkekleri kibarlaştırma çalışmaları başladı: &#8220;Şöyle romantik olacaksın, böyle romantik olacaksın, kadını mutlu etmek senin görevin&#8221; deyip erkeklerin kendilerini, kadınları mutlu edemeyen odunlar, olarak hissetmelerini sağladılar. Suçluluk psikolojisi oluşturuldu.</p>
<p>Sonra eşitlik davası var bir de: &#8220;Kadın-erkek eşittir; buna inanmayan erkek; yobazdır, gericidir.&#8221; diye medya baskısına maruz kalındı. &#8220;Modern erkek, kadın- erkek eşitliğine inanır.&#8221; diye inandı erkekler. Modern olmak uğruna pek çok erkek, yaratılışına inat, eşitliği savundu. Kadın- erkek insan olarak elbette eşittir; ama erkeğin evinde &#8220;evin reisi&#8221; olarak bir söz hakkı üstünlüğü, yani iktidarı olmalıdır; eşitlik davası ile erkeğin elinden reisliğini de aldılar.</p>
<p>Tabi bu kadar baskıya hormonlar dayanamadı. Erkeği erkek yapan hormon testosterondur. Testosteron sadece bir cinsiyet hormonu değildir; erkeğe taşıdığı cinsiyetin özellikleri de bu hormonla yüklenmiştir. Erkeğin cinselliği, sakalı, bıyığı, kası, gücü, saldırganlığı, cesareti, neşesi, özgüveni, düşünce ve duygularla ilgili erkeksi bakış açısı bu hormonun denetimindedir.</p>
<p>Testosteron ile ilgili en önemli bilgi; testosteron seviyesi davranışı etkiliyor; davranış da testosteron seviyesini etkiliyor. Testosteronu düşen erkeklerin cinsel arzuları azalıyor; bunun yanında yorgun, sabırsız, alıngan, gergin, öz güvenleri az, depresyona meyilli oluyorlar, kolay baş eğiyorlar.</p>
<p>Testosteronu en çok etkileyen şey erkeğin evdeki ya da toplumdaki statüsünün özgüvenine yansıması: Erkek değer görmediğinde testosteronu düşüyor, değer gördüğünde yükseliyor. Kazanınca yükseliyor, kaybedince düşüyor. Öncelikle de erkeğin evdeki statüsü testosteronu çok etkiliyor. Karısı ve çocukları tarafından değer gören, saygı duyulan erkeğin özgüveni yerinde oluyor, bu da erkeklik hormonunu artırıyor. Erkeğin iş hayatındaki kazancı ve başarısı da testosteronu artırıyor; fakat erkek toplumda saygınlığı olmayan bir iş bile yapıyor olsa, ailesi tarafından takdir görüyorsa; erkeklik hormonu gayet düzgün çalışıyor. Testosteronu normal seviyelerde olan erkek; ailesine karşı korumacı, neşeli, cesaretli ve kontrollü oluyor.</p>
<p>Eşi ve çocukları tarafından değer görmeyen erkeğin özgüveni azalıyor ve testosteronu düşüyor. Testosteron aynı zamanda &#8220;cesaret hormonu&#8221; olduğu için karısından korkan, çekinen bir erkeğin testosteron seviyesi çok düşüyor. Kendini erkek hissetmediği için karısı ile de cinsel birliktelik arzusu duymuyor. Yani bir yerde iki iktidar olmuyor. Evde kadın iktidarsa, erkek iktidarını kaybediyor.</p>
<p>Aldatmaların çoğunda, değerli olma duygusu, yatıyor. Evde karısı tarafından değer görmeyen, eleştirilen erkekler, dışarıda bir kadın tarafından değer gördüğünde, düşen hormonları yükselmeye başlıyor ve çok çabuk eşini aldatabiliyor.</p>
<p>Erkekliğini kaybetmemek için kadın iktidarına girmek istemeyen erkekler, evlilikten kaçıyorlar. Fakat sevgili hayatı ile de olsa toplumda erkeği hor gören, küçümseyen kadınlarla muhatap oldukça azalan erkekliğini cinsel küfürlerle kapatmaya çalışıyor, bazı erkekler.</p>
<p>Erkeklerde az miktarda &#8220;kadınlık hormonu östrojen&#8221; kadınlarda da az miktarda &#8220;erkeklik hormonu testosteron&#8221; vardır. Testosteron aynı zamanda &#8220;cinsel istek hormonu&#8221; olduğu için kadında olunca, erkeğe karşı cinsel istek duymasını sağlıyor. Az bir testosteron kadına güzel bir cinsel hayat için yeterli oluyor.</p>
<p>Kadınlar feminizm tuzağı ile erkekleşirken hormonları da değişiyor. Kadın erkekleştikçe vücudunda testosteron artıyor, cinsel isteği normalin üstüne çıkıyor. İşin kötüsü; saygı görmeyen, cesareti kırılmış, karısından çekinen erkeğin vücudunda da kadınlık hormonları artıyor.</p>
<p>Bu durumda dengeler tersine dönüyor. Cinsel olarak kadın, çok istekli, erkek isteksiz oluyor. Günümüzde bu durum o kadar yaygın ki. İstekli kadınlar ve isteksiz kocalar. Kadınların en büyük şikayeti. Ev içindeki iktidarı elinden alınan erkek, otomatik olarak yatak iktidarından da vazgeçmiş oluyor.</p>
<p>Allah (c.c) öyle bir sistem kurmuş ki neresinden delinirse, oradan insanın üstünde patlıyor. &#8220;Erkekler kadınlar üzerinde kavvamdır. (yönetici ve koruyucudurlar) ve &#8220;Saliha kadınlar kocalarına gönülden saygı duyarlar.&#8221; âyet-i kerîmesinin evliliklerin temelinde, yatağında, huzurunda, neşesinde ne kadar etkili olduğunu bilim de tasdik ediyor.</p>
<p>Şimdi artık kadın erkek el ele, birbirimizi suçlamadan, herkes kendi üzerine düşen hatayı kabul ederek bu tuzaktan çıkma zamanı.</p>
<p>Batı hangi niyetle kurmuştu bu tuzağı bilmiyorum; ama kendi kurduğu tuzağa düştü, şimdi çıkmaya çalışıyor. Amerika &#8220;Erkek olmak büyük imkansız&#8221; &#8220;Günümüzde erkek olmak kolay değil.&#8221; &#8220;Oğullarımıza ne yaptık&#8221; diye konuşurken, bizimkiler gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine bakarak, bir kaç kadın cinayetini delil olarak gösterip, erkekliğin bitirilmesine yardımcı olmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Bir yandan kanunlar, bir yandan hormonlu besinlerle erkeklerin aldığı östrojen etkisi yapan gıdalar ve bir yandan kadın iktidarı, erkekliği bitirmek için uğraşıyor.</p>
<p>Bu vesile ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin&#8217; e tekrar sesleniyorum: Bize gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini göstererek, kanun çıkaramazsınız. Bir yıl içinde toplam kaç cinayet işlendi, kaçında kadın öldürüldü, kadınlar kaç cinayet işledi ve en önemlisi kaç cinayette kadınlar azmettirici olarak kayıtlara geçti. Çünkü kadınlar fiziki güçleri zayıf olduğu için öldürmezler; fakat öldürecek bir erkeği kolayca kandırabilirler. Bunlar açıklansın topluma. Ve lütfen batıyı model alıyorsanız son gelişmelerini model alın, çöpe atmaya çalıştıklarını değil.</p>
<p>Sema Maraşlı &#8211; Haber 7<br />
www.cocukaile.net<br />
semamarasli@gmail.com</p>
<p>https://twitter.com/#!/semamarasli</p>
<p><a href="http://www.haber7.com/haber/20120119/Erkeklik-adim-adim-bitiriliyor-mu.php">http://www.haber7.com/haber/20120119/Erkeklik-adim-adim-bitiriliyor-mu.php</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/erkeklik-adim-adim-bitiriliyor-mu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peki Erkeklerin Hakları Ne Olacak?</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 13:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yetişkin Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek hakları]]></category>
		<category><![CDATA[erkek nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[haber7]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadına nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sema maraşlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Bakan Fatma Şahin&#8217;e Siz &#8220;Kadın Bakanı&#8221; değilsiniz, Aile Bakanısınız ve erkeklerin de haklarını korumak zorundasınız.&#8221; diye soran Haber 7 yazarı erkeklerin haklarını yazdı. Bu yapılanlara bakıldığında eşit fırsat falan görünmüyor, kanun yoluyla erkeklerden alıp kadınlara verme gibi bir durum var. Kadın gerçekten ihtiyaç sahibi ise onun yükünü eski kocası değil, devlet çekmeli. Biliyorum, yazdığım bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-338" title="semamarasli" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2012/01/semamarasli-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Bakan Fatma Şahin&#8217;e Siz &#8220;Kadın Bakanı&#8221; değilsiniz, Aile Bakanısınız ve erkeklerin de haklarını korumak zorundasınız.&#8221; diye soran Haber 7 yazarı erkeklerin haklarını yazdı.</p>
<p>Bu yapılanlara bakıldığında eşit fırsat falan görünmüyor, kanun yoluyla erkeklerden alıp kadınlara verme gibi bir durum var. Kadın gerçekten ihtiyaç sahibi ise onun yükünü eski kocası değil, devlet çekmeli. Biliyorum, yazdığım bazı sorunların direk muhatabı siz değilsiniz; fakat aile bakanı olarak erkeklerin sorunları ile de ilgilenmek zorunda olduğunuz ve eşitliği savunduğunuz için bağlı olduğunuz bakanlar kuruluna teklif götürebilirsiniz.</p>
<p>Madem ki eşit bir dünya isteniyor, o zaman gerçekten eşitlik sağlansın. Batı ülkelerine, yüksek sayıda çalışan kadın rakamı verelim, modern görülelim derken erkeklere haksızlık yapılmasın. Pek çok kanun batıya bakarak yapılıyor. Batının iki yüzlü kanunları da politikaları da bizi ilgilendirmez. Zaten batının aile konusunda geldiği noktaya bakarak onları bu konularda kesinlikle model almamamız gerekir.</p>
<p>Kadına şiddet konusunda çalışmalarınız var. Şiddete uğrayan kadınlara elbette yardım edilmeli. Fakat konu öyle abartılıyor ki basın tarafından neredeyse bütün erkekler, şiddet yanlısıymış gibi gösteriliyor. Bu da işinde gücünde, ailesinin geçimi için canla başla çalışan pek çok erkeği zan altında bırakıyor. Neden yüz erkeğin hatasını yüz bin erkek çeksin ki? Şiddet konusundaki çalışmalar erkekleri zan altında bırakmadan yapılmalı.</p>
<p>Ayrıca şiddeti önlemek şiddetten sonra yapılacaklarla olmaz. Şiddetten sonra karakola gitmek ya da polis çağırmak bir çözüm değildir.</p>
<p>Öncelikle şiddetin tanımı iyi yapılmalıdır. Fiziki şiddet üzerinde durulurken, psikolojik şiddet hiç konuşulmuyor. Psikolojik şiddet, fiziki şiddetten daha hafif değildir. Kadınların erkeklere uyguladığı psikolojik şiddet önemsenmezken, erkeklerin kadınlara uyguladığı fiziki şiddet görülüyor sadece.</p>
<p>Kadın erkeğe sokak ortasında &#8220;şerefsiz, namussuz&#8221; gibi her türlü hakareti yapıyor, bu suç olmuyor, erkek kadına bir tokat atsa suç oluyor. Erkek attığı tokadın bedelini ödeyecekse, kadın da yaptığı hakaretlerin bedelini ödemeli; madem eşitlikten haktan hukuktan bahsediliyor. Karakollarda &#8220;psikolog polisler&#8221; olmalı. Kadın fiziki şiddette nasıl polisi arayabiliyorsa, erkek de &#8220;psikolog polisi&#8221; arayabilmeli. &#8220;Karım bana şu hakaretleri yaptı, ruh sağlığımı bozuyor, şikayetçiyim diyebilmeli.&#8221;</p>
<p>Şiddetini önlemek için işe yarayacak bir kaç önerim var:</p>
<p>Kadınlar, erkeklere hakaret etmeden konuşmayı öğrenirlerse şiddet önemli oranda azalacaktır. Kadına şiddet durumunda polis çağırmayı öğretmeden önce, erkekle nasıl konuşulur onu öğretmek lâzım. &#8220;Kadın hakaret ederse, erkek vurabilir.&#8221; demiyorum yanlış anlaşılmasın.</p>
<p>Kadının önce kendini korumayı öğrenmesi lâzım, yoksa polis gelene kadar canından olur. Kadının haklı ya da haksız olması önemli değildir. Mesela adam içmiş gelmiş, çocukların ekmek parasını içkiye vermiş, kadın haklı olarak şöyle diyor: &#8220;Allah belanı versin, yine zıkkımlanmışsın, ekmek paramızı içkiye yatırmışsın, pis sarhoş&#8221; Bu adamın, zil zurna kafayla bu sözlere karşı şiddet uygulaması hiç şaşılacak bir şey olmaz.</p>
<p>Kadın canın seviyorsa, haklı da olsa adama hakaret etmesin, madem fiziki güç erkeklerde, madem ona gücü yetmiyor. Kadın, devlete polise güvenip ağzına gelen hakareti erkeğe yaparsa, polis gelene kadar kadın canından olabilir. Bu yüzden kadınlara önce kendini korumayı öğretmek lâzım. Bu da ne eline silah vererek ne de savunma sporu öğreterek olur. Kadının en büyük silahı dilidir. Kadın dilini düzgün kullanırsa kendini koruyabilir.</p>
<p>Kadın cinayetlerinin çoğu ya erkek içkili iken ya da boşanma aşamasında gerçekleşiyor. Boşanma aşamasında kadın &#8220;nasıl olsa ayrılıyorum, babam abim yanımda&#8221; diye güvenerek erkeğe ağzına geleni sayıyor. Ayrıca pek çok boşanmada çocukların velayeti için ya da erkekten nafaka almak için dava dilekçelerine erkeğe yazılmayan iftira kalmıyor. Erkeğin sapıklığından tutun, aklınıza gelebilecek her türlü iftira atılıyor. Bir kaç yalancı şahit bulmak da pek zor olmuyor.</p>
<p>Elbette boşanan erkeklerin içinde kötüsü de, sapığı da, akıl hastası da vardır ve bunlar yazılmalıdır; ama bu kadar boşanan erkeklerin hepsinin kötü, kadınların da çoğunun iyi olması pek gerçekçi değil. Kadın erkeği cezalandırmak için çocukları babalarından kaçırıyor, çocuklarının yanında ya da sokak ortasında hakaretler ediyor, üstüne dava dilekçesinde iftira atıyor. Yine de bunlar, sebep ne olursa olsun, erkeğin cinayet işlemesinin asla haklı sebepleri değil tabii ki.</p>
<p>O zaman &#8220;Türk erkeği kadını kendi malı gibi görüyor, boşanmak istemiyor&#8221; gibi meselenin özüne inmeyen tespitler de bulunmak yerine &#8220;neden boşanma aşamasında bu kadar cinayetler işleniyor&#8221; onun araştırmasını yapıp, ailelere boşanırken yardımcı olunmalı.</p>
<p>Şiddeti önlemenin ikinci yolu cinsel eğitimdir. Evlilikte muhabbeti sağlayan en önemli şey &#8220;cinsel hayattır.&#8221; Toplumumuzda namus kavramından dolayı kızlar cinsellikten korkutularak büyütülüyor. Kadınların çoğu evlendikleri zaman cinsel isteksizlik yaşıyorlar ve eşleri ile birlikte olmak istemiyorlar. Erkekler de bu konuda eğitim almadıkları için eşlerine nasıl yardımcı olacaklarını, sorunu nasıl çözeceklerini bilemiyorlar. Cinsel sorunlar evlilikte öfkenin ve boşanmaların en önemli sebeplerinden biridir. Bu yüzden hem evlenecek olanlara, hem de evlilere mutlaka cinsel eğitim verilmelidir.</p>
<p>Aileyi çok ilgilendiren &#8220;feminizm&#8221; konusunda da bir kaç şey söyleyerek bitirmek istiyorum.</p>
<p>Kadınları kurban, erkekleri ise saldırgan ilan eden günümüz “feminist” yaklaşımı yanlış yönlendirici oluyor ve sorunları daha kötü hale getiriyor. Kadınların “iyi”, erkeklerin ise “kötü” olduğu yolundaki sosyal algılama, gerçekleri görmemizi engelliyor.</p>
<p>Aile bakanı olarak kadınlara eşitlik sağlama çalışmalarından ziyade iki tarafa da eşit bakar ve günümüz dünyasında sürekli ezilmeye ve aşağılanmaya çalışılan erkeklerin haklarını da korursanız çalışmalarınızla aileye gerçekten katkı da bulunacaksınızdır.</p>
<p>Son olarak bir kaç ay önce sitemize gelen Gaziantepli sizin hemşehriniz olan ve mailinde size de yardım için seslenen boşanma aşamasındaki bir erkekten gelen mektubun linkini vererek bitirmek istiyorum. Bu vesile ile onun sesini de size duyurmak isterim.</p>
<p>http://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/</p>
<p>Saygılarımla&#8230;</p>
<p>Sema Maraşlı / Haber 7<br />
www.cocukaile.net<br />
semamarasli@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik ve Erkekler</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/evlilik-ve-erkekler.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/evlilik-ve-erkekler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 17:51:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[semerkand]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/evlilik-ve-erkekler.htm</guid>
		<description><![CDATA[Temmuz sayımızda evlilik üzerine kaleme aldığımız yazıda, hayatıniçinden örnekler vererek hanımlar olarak kendimizi ve sorunlarımızıanlamamızı kolaylaştırmak istemiştik. Bu ay da konunun erkeklertarafına değinmek istiyoruz. Fakat peşinen belirtelim ki, değinilensorunlar ve sorunlu tipler işin tamamını teşkil etmiyor. Genelleme yaparken dikkatli olmak gerekir. Hayli derin sebepleri olan, bazı yönleriyle bireyi aşan sosyal sorunları birkaç örnekle, birkaç dergi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Temmuz sayımızda evlilik üzerine kaleme aldığımız yazıda, hayatıniçinden örnekler vererek hanımlar olarak kendimizi ve sorunlarımızıanlamamızı kolaylaştırmak istemiştik. Bu ay da konunun erkeklertarafına değinmek istiyoruz. Fakat peşinen belirtelim ki, değinilensorunlar ve sorunlu tipler işin tamamını teşkil etmiyor. Genelleme yaparken dikkatli olmak gerekir.</p>
<p>Hayli derin sebepleri olan, bazı yönleriyle bireyi aşan sosyal sorunları birkaç örnekle, birkaç dergi sayfasıyla bütünüyle tanımlamak, hele de çıkış yolu göstermek mümkün olan bir şey değil elbette. Daha ziyade hanımlar tarafına eleştirel bakılan Temmuz sayımızdaki yazının maksadı, küçük hataların büyük yanlışlara ve acılara dönüşmeden telafisini önermekteydi. Asla kendi hemcinslerimi yargılamak veya suçlamak değildi.</p>
<p>Ne var ki bazı hanım okuyucularımız bu yazının erkekleri aklayan, kadınlara haksızlık eden ifadeler taşıdığını dü şündüler. Hatta bir okuyucumuz, “Sevginin Bittiği Yerde” başlıklı o yazı için diyordu ki, “Ya bekâr olmalısınız ya çok mutlu bir evliliğiniz var veya başkalarının sorunlarından bîhabersiniz.”</p>
<p>Canımız yansa da iğneyi kendimize</p>
<p>Mevzu o değil, ama durumun açıklığa kavuşması bakımından söyleyelim: Yirmi yıllık evliliğim var, üç çocuk annesiyim. Yani evliliğin nasıl bir maraton olduğundan haberdarım. Ayrıca her ay en az iki-üç kez farklı kesimlerden hanımlarla özel sohbetlerimiz olur, çok şey paylaşırız. Bu biraz da meslekî bir faaliyet, zira psikolojik danışma ve rehberlik alanında ihtisas yapmıştım. İnsanlara depresyon ve sinir ilaçları vererek göndermek yerine, duygu ve düşünceleri üzerinde etkili olmaya çalışarak yardımcı olmanın daha sahici olduğunu öğrenecek tecrübelerden geçtik. Gerektiğinde uzman hekim nezaretinde ilaç da kullanılabilir tabii ki. Fakat “huzur”a kavuşmanın daha kalıcı yöntemleri olduğunu görmek o kadar da zor değil.</p>
<p>Tekrar başa dönersek, “Sevginin Bittiği Yerde” başlıklı yazımız, biz hanımların sıkça ve çok kolayca düştüğü hatalara dikkat çekmek istemişti. Yani evlilik sorunlarının hanımlar cephesini -bazı yönleriyle- ele alıyordu. Bu yazıda da -yine bazı yönleriyle- konunun erkekler tarafına değinelim. O cenahta gittikçe yaygınlaşan kimi sorunları, o sorunların aile hayatında çıkardığı arızaları dikkatlerinize sunalım.</p>
<p>Kaçış psikolojisi ve garip hayaller</p>
<p>Evlilikte aradığını bulamayan insanlar ne yapıyor? Genellikle bir kaçış hali yaşıyor. Eğer bu bir hanım ise, mesela bir takım bedensel şikayetler ile doktor doktor dolaşıp bir hastane müdavimi oluyor, erkek ise tutkulu hobiler edinip mümkün olduğu kadar evde az kalmanın yollarını buluyor. Bu kaçış doğal olarak bağları git gide daha da zayıflatıyor.</p>
<p>Erkekler tarafında başka öyle tuhaf ve enteresan şeyler de olabiliyor ki, aslında aile düzeni bakımından ciddi tehlike sinyali manasına gelen bu kaçış hali bile pek ehven sayılır. Bir hanım için belki dayanılması en zor durumlar, asla aklına gelmeyen şeylerden söz ediyoruz.</p>
<p>Hanım kardeşim soruyor: “Altmış yaşındaki kocanız, bir gün durup dururken evladı yaşında bir kızı alıp eve getirse ve dese ki: Bu benim yeni eşim, bundan böyle birlikte yaşayacaksınız! Bu durumda ne yaparsınız?</p>
<p>Burada dinî hassasiyetlerimizi de dikkate alarak söylemek isterim ki, işte, naçizâne olarak, evliliğin eşlerin birbirine acı verme ve gizlice intikam alma noktasına gelmesini önleme maksadıyla Temmuz sayımızda öyle bir yazı yazmıştık.</p>
<p>Sorunun cevabına dönersek, kader bazen geçici nefsanî erkek heyecanları ile psikolojik doyumsuzluğu ve baba saplantıları olan genç hanımları karşılaştırıyor. Bunlar aralarındaki nevrotik durumları aşk zannedip ortaya çıkıyorlar. Bu durumdaki erkeğin gözünde mevcut eşi kadın olmaktan çıkıyor, psikolojik anne konumuna geliyor ve davranışını anlayışla karşılamasını bekliyor. Böyle temayülleri olan erkeğe haddinden ziyade anaç ve anlayışlı davranılırsa, bu tür davranışlara daha kolay tevessül ediyorlar.</p>
<p>Hadisenin genç bayan tarafına gelince: “Babalar ve Kızları” yazımızı hatırlarsak, babanın psikolojik yoksunluğu, genç kızlarda normal bir eş yerine, onların yaralı duygularını onaracak bir baba arayışına bilinçaltı olarak yönlendiriyor. Ya da çocukluğunda çeşitli sebeplerle annesine karşı geliştirdiği intikam duygularını kendi annesine yöneltmekten suçluluk duyacağı için başka bir kadına yöneltiyor, kocasını elinden alarak tatmin buluyor. Bu tür ilişkileri yakından inceleyin, bakalım bu söylediklerimiz yanlış mı?</p>
<p>Böyle bir vaka karşısında evdeki kadının ne yapacağı tamamen kendi özel tercih ve şartlarına bağlıdır ama yine de sabretmesini öneririz.</p>
<p>“İkinci”yi düşünmenin dayanılmaz hafifliği</p>
<p>Bu köşede şimdiye kadar daha ziyade hanımları bahis mevzuu ettik. Fakat evlilikte sorunlardan söz ederken, erkeklerin de sütten çıkmış ak kaşık olmadıklarının tabii ki farkındayız. Cemaatin, elin-günün içinde dillere destan olan nice babayiğitlerin ev halinde öyle kişisel zaafları, tuhaflıkları oluyor ki, Allah korusun, duyulsa kimse inanmaz.</p>
<p>Dindar erkeklerde hanımlar için en çok rahatsız edici taraf şu ki, İslâm dendiğinde bunların bazılarının aklına bir tek şey geliyor: Birden çok hanımla evlilik&#8230; Sanki her şey tamam, eksik olan sadece bu! Kafayı buna takan erkekler, iki noktada kul hakkı meselesini ıskaladıklarının farkında değiller.</p>
<p>Birincisi, karısından kendi kusurlarına sınırsız anlayış beklerken, kadının ufak bir kusurunda kolayca ikinciyi düşünebiliyorlar, böylece karılarına haksızlık ediyorlar. İkincisi ise birden fazla hanımla evlilik durumunda, İslâm kesinlikle ve çok net biçimde erkeğin eşleri arasında adil davranmasını emrediyor. Birine asık surat diğerine güler yüz, birine çiçek diğerine elin tersi yok. Birine ev alıyorsa diğerine de alacak, vs, vs&#8230;</p>
<p>Siz eski ve yeni karısı arasında her konuda adil olabilecek kaç babayiğit tanıyorsunuz? Kul hakkı önemini mi yitirdi yoksa? Biz helal edilmeyen haklara Cenab -ı Hakk&#8217;ın karışmadığını, hesabın mahşere kaldığını hatırlatıp bırakalım.</p>
<p>Kaldı ki bu tür isteklerin arkasında genellikle ucuz hevesler bulunur, burada din sadece bir meşrulaştırma aracıdır. Oysa müslümanın en önemli özelliklerinden biri sabırdır ve birazcık izan sahibi hiç kimse ne kendi hayatını, ne de ehl u ıyalinin hayatını allak bullak etmez, kırk ölçe, bir biçer&#8230;</p>
<p>Zulmün erkekçesi</p>
<p>Hizmet ehli bir kardeşim benimle dertlerini paylaşıyor: Kocam beni evliliğimin ilk yıllarından beri aldatıyor. Otuz yıllık evliyim, dört çocuğum var, oğlum bu adamı artık bırak diyor ama küçük kızım bunalımda, babamdan ayrılırsan intihar ederim diyor. Ben ne yapayım?</p>
<p>Bir başka kardeşim şöyle diyor: Ben Hollanda&#8217;ya gelin gittim, kocam yeni evliyken işyerinden bir Çinli kızı eve misafir getiriyordu. Ben kıskandım ama kayınvalidemler beni kınayınca sustum. İki yavrum oldu, sonunda kocam beni aileme terk edip kaçtı, çocuklarımı da kaçırıp diğer kadınla evlendi. Beni boşamıyor, bana bakmıyor, kanunları bir kılıfına uydurup çocuklarımı bile göstermiyor. Ben kaç kere danıştım ama bana boşanma davası aç demiyorlar, yıllardır beklemekten usandım, ne yapayım?</p>
<p>Bir başka kardeşim diyor ki, menapoz yaşındayım, birçok sağlık sorunum var, kocam yeniden evlenmek için fırsat kollayıp duruyor, ben ne yapayım?</p>
<p>Biz kadın denilen duygusal varlıkları bedbaht etmenin en kestirme yolları bunlar ve öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez. Bu çilelere dayanma gücü veren de yine yüce Allah&#8217;tır.</p>
<p>Amansız bir hastalığa yakalanan birine çok güzel teselli veririz, ancak kendimiz ufak bir rahatsızlığımızı kötü bir hastalık zannederiz, aklımız başımızdan gider, maneviyat falan kâr etmez. Bir yakını ölene vaaz u nasihatte bulunur, metanet tavsiye ederiz. Lakin ölüm bize dokunduğunda ayakta zor dururuz, ağzımızdan çıkanı kulağımız duymaz. Bazen aklımızı yitirip abuk-sabuk konuştuğumuz dahi olur. Söylemesi dile kolay gelir, ama iş başa gelince ne yapılır bilinemez.</p>
<p>Kadın hakları savunucuları, medya şovmenleri ne derse desin, ben kocasının her tür hatalı davranışına rağmen gemiyi terk etmeyen hanım kardeşlerime hâssaten büyük saygı duyar ve can ı yürekten kutlarım. Gerçek gizli kahramanlar sizlersiniz, öpülesi elleriniz var.</p>
<p>Rahata erdim derken</p>
<p>Yıllarca eşinizle birlikte fedakârca çalışıyorsunuz, gençliğinizi birlikte geçirip boyunuzca evlatlar yetiştiriyorsunuz, tam huzura yaklaştığınız bir çağda bakıyorsunuz ki, eşiniz genç bir hanıma takılıyor, sizi gözü görmüyor! Acaba beyefendiler hanımlara bu acıyı yaşatma hakkını nereden alıyorlar? Yoksa onların çaresizliğinden mi yararlanıyorlar?</p>
<p>Ne demişler, eden kendine eder. Herkes kaderini yaşar, ağzımızla kuş tutsak bazı şeylere engel olamayız. Yine de başımıza gelenlerde kendi hissemizi düşünmemiz lazım. Size ısrarla tavsiyem; önce kendinize bir de erkek gözüyle bakın. Diyelim gençsiniz, kocanıza karşı bu gençliğin hakkını ne ölçüde verebiliyorsunuz? Cazibeniz, zerafetiniz , kocanızın gözünü ne ölçüde doldurabiliyor? Diyelim artık genç de değilsiniz, nasıl bir hayat arkadaşı profili çiziyorsunuz? Eğer kaba-saba, empatiden yoksun, sallapati ve bir yaşama kültüründen uzaksanız, kısaca hâlâ hamsanız kimi suçlayabilirsiniz? Şunu bir düşünün: Gençliğin o hiç bitmeyecek sanılan ateşi söndükten sonra geriye neyiniz kalıyor? Kötü bir kocaya sabretmek kadar, bitmez tükenmez hırsları olan, ham ve vasıfsız bir kadınla ömür sürdürmek de zordur.</p>
<p>Bir de tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Erkeklerin fıtratlarındaki farklılığı asla aklınızdan çıkarmayın ve hemcinslerinize sonsuz güvenmeyin! Öksüz bir kızcağıza acıyıp şirketinizde iş verirsiniz, şeytan boş durmaz, zararı size olur. İslâmî kurallardan, o kurallarla örülü hayat tarzından uzaklaştıkça bu tür musibetler bizi bırakmaz. Siz buna dikkat ediyor, eşiniz etmiyorsa, bu da sizin imtihanınızdır, sabreden daima sonunda kazançlı çıkar.</p>
<p>Okuyacağınız şu satırları iyi düşünmelisiniz:</p>
<p>“Evliliğimizin çok fırtınalı dönemleri oldu. Kimi zaman anlaşarak, kimi zaman öfkeyle boşanmaya karar verdik, çocuklarımızı da buna hazırlamaya çalıştık, fakat nedense boşanamadık. Kavga-gürültü arasında 4-5 çocuk büyüttük. İyi bir dönemimizde, bir gün en küçük oğlum babasına ve bana samimiyetle şu soruyu sordu: Biz cennette de böyle bir aile olabilecek miyiz? Eşim ve ben şaşkın ve mahcup bir vaziyette birbirimize bakakaldık. Demek ki tüm fırtınalara rağmen bir çocuk için yuva kavramı bu kadar önemliydi. İyi ki ayrılmamışız!. ”</p>
<p>Sonrasına göre adım atmak</p>
<p>Hanımı vefat etmiş bir beyefendiden sözettiler ; iki yıldır her gün hanımının mezarını ziyaret edip, mesai yapar gibi akşam evine dönüyormu ş. Bu memlekette sadık beyefendiler, iyi eşler, mükemmel aile babaları da var. Haydi itiraf edin ki elimizde olmayan şeyler olduğu kadar, bizim tavrımızla değişen şeyler de var. Süreci kopma ya da ihanet noktasına getirmeden onarmak gerek.</p>
<p>Şöyle şikayetler de var: Kocam gece yarılarına kadar okuma evlerinde oturuyor, kendi çocuklarının ihtiyaçlarını dikkate almadan parasının tümünü, hatta benim paramı da hayır-hasenata dağıtıyor! Eyvah eyvah ! Söz geçiremiyorsanız şöyle dü ş üneceksiniz : Parasını zinada-kumarda harcamıyor ya&#8230; Gece yarılarına kadar meyhanede, orada-burada değil ya, ona da şükür&#8230; Demek ki böyle kocalar da şikayet edilebiliyormu ş!</p>
<p>Genç yaşlarda sorunlar, bo şanmalar çok daha fazla oluyor. Her iki taraf da daha iyi bir hayat ümidiyle, çocukları için de böylesinin daha iyi olacağını zannederek boşanmayı tercih ediyorlar.</p>
<p>Bir genç hanım vardı, aşık olarak evlenip, sonra doğduğuna pişman olan&#8230; Kocası çalışmadığı gibi, karısını ikide bir babasının evine para istemeye yollayan, karısının çalıştığı parayı elinden alıp kahve harçlığı yapan genç, yiğit, hüsnü yusuf gibi bir adam! Ama karısını çok seviyor. Kadının tek taraflı verdiği mücadele sonunda boşandılar. Adam boşanmamak içinde çok diretti, ortalığı birbirine kattı. Nur topu gibi bir oğulları vardı. Sonunda özgürlügüne kavuşan genç kadın aşktan, sevgiden evlilikten ağzı yanmiş olarak, binbir pişmanlıkla baba ocağına döndü. Ailesi saf insanlardı, kızlarına çok güveniyorlardı. Çocuğuna nafaka temini için işe girdi. Merhametli(!) patronu onu gereğinden fazla kolluyordu, sonra başka bir aile faciasına neden olmak üzere iken müdahale edildi. Halen az zahmetli işlerde çok para kazanarak çalışıyor ve hiç işsiz kalmıyor! Bo şandı da ne iyi oldu değil mi ?!.</p>
<p>Böylesi tembel bir adama sabredip çocuklarının başını bekleyen başka bir kadın tanıyorum ki, her iki cihanda da bahtiyar ola&#8230;</p>
<p>Bu noktada kadının çalışması mevzusuna da kısaca değinmek gerekiyor. İnsanoğlunun ihtiyaçları sınırsızdır. Ayrıca Allah&#8217;ın göndermiş olduğu dört kitabın hiçbirinde çalışıp evi geçindirme yüküne kadın ortak edilmemiştir.</p>
<p>Bugünkü hayatın gerçekleri bu tür hassasiyetleri bize önemsetmiyor ama kadının çalıştığı ailelerde eşler arası çatışma ve boşanmalar daha çok oluyor.</p>
<p>Toparlayacak olursak, evinizde bir problem olduğunda alışılmış çözümlerin dışında farklı tavırlar deneyin. Kazanmak, boşanma davasını kazanmak değil, bir yuvayı ayakta tutabilmektir.</p>
<p>Varsın çocuklarınız bile sizin fedakârlığınızı takdir etmemiş olsun&#8230; Kendinize saygınız için, ahiretiniz için hayırlı olanı tercih edin.</p>
<p>Günümüz dünyası kadına kurulmuş tuzaklarla dolu. Hatta bunların birçoğunu yine hasta ruhlu kadınlar kuruyor, biz erkeklere neden kızıyoruz ki ?..</p>
<p>Temmuz sayımızdaki yazının her cümlesinin arkasındayım: Bir kez daha diyorum ki, sevgi zannettiğimiz gençlik coşkusunun, nefsanî tutkunluğun azaldığı noktadan itibaren enerjinizi manevi tatmine yönlendirin. Gençken, soğuk- moğuk umurumda değil nefesin ısıtsın yeter deriz, yaşlandığımızda ne biçim horluyorsun, nefesin kokuyor diyerek sıcak odayı terkedip , buz gibi odada yatarız. Sabah da romatizma ağrılarımızı kahvaltıya çeşni olarak katarız.</p>
<p>Hayatın her gün zorlaştığı bugünün dünyasında, kale gibi, sığınak gibi güzel aile örnekleri görmeye, göstermeye ihtiyacımız var. Tezcanlılığımıza , sabırsızlığımıza kendimizi ve çocuklarımızı kurban etmeyelim.</p>
<p>Allah cümlemizin yuvasına huzur ihsan eylesin. Bayramlarda gönüller mahzun, evlatların boynu bükük olmasın&#8230;</p>
<p><small><span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_YazarLb">Ayşe İZCİ</span> • <span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_SayiLb">83</span>. Sayı Semerkand Dergisi</small></p>
<p><small><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-212" title="evlilikveerkekler" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/12/evlilikveerkekler1-150x150.jpg" alt="evlilikveerkekler" width="150" height="150" /><br />
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/evlilik-ve-erkekler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Yazıyı Türk Kadınları O-ku-ma-lı.</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 19:40:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[dindar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm</guid>
		<description><![CDATA[Eğitimci yazar Sema Maraşlı, kadın erkek ilişkilerine çok farklı bir açıdan bakıyor. Özellikle de dindar kadınların cinselliğini şimdiye kadar hiç bakılmayan bir yönden ortaya koyuyor. Yazılarını kendi sitesinde dile getiriyor.  www.cocukaile.net sitesinde yazılarına yer veren Sema Maraşlı&#8217;nın bu yazısı da bir çok tabuyu sarsacak cinsten. CİNSEL ŞİDDET &#8220;Yirmi yıllık evli bir kadınım. Geçenlerde eşim &#8216;Bana yirmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;">Eğitimci yazar Sema Maraşlı, kadın erkek ilişkilerine çok farklı bir açıdan bakıyor. Özellikle de dindar kadınların cinselliğini şimdiye kadar hiç bakılmayan bir yönden ortaya koyuyor. Yazılarını kendi sitesinde dile getiriyor.  <a href="http://www.cocukaile.net/">www.cocukaile.net</a> sitesinde yazılarına yer veren Sema Maraşlı&#8217;nın bu yazısı da bir çok tabuyu sarsacak cinsten. <span id="more-134"></span><img class="alignleft size-full wp-image-133" title="kadin" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/05/kadin.jpg" alt="kadin" width="300" height="176" /></span></p>
<p><span style="font-size: small;">CİNSEL ŞİDDET<br />
</span><span style="font-family: Arial;"><strong><br />
&#8220;Yirmi yıllık evli bir kadınım. Geçenlerde eşim</strong> &#8216;Bana yirmi yıldan beri cinsel şiddet uyguladın&#8217; <strong>dedi. Oysa ben onu bugüne kadar bir kez bile reddetmedim.&#8221;<br />
</strong><br />
Yukarıdaki sözler bir okuruma ait. Ne düşündünüz? Ne nankör kocaymış diye mi düşündünüz? Aklınıza ilk ne geldi. Düşünüp yazının devamını öyle okuyun.</span></p>
<p>Şiddetin tarifini bir yapalım önce. Şiddet nedir? Bedensel ve ruhsal açıdan zarar veren hareketlerin tümüdür. Şiddet deyince aklımıza genellikle dayak gelir. Örnek olarak da gözümüzün önüne dayak yiyen gözü morarmış kadınlar gelir.</p>
<p>Oysa şiddetin bir de görünmeyen yüzü vardır. Ruhsal şiddet. Bu çok daha yıkıcı ve zarar vericidir.  Ruhsal şiddetin çeşitleri ve etkileri başlı başına sayfalarca yazı konusu olur. Ben burada sadece kadından erkeğe yapılan cinsel şiddet üzerinde duracağım. Maalesef ülkemizde kadınların çoğu eşlerine cinsel şiddet uygulamakta. Bunu çoğu zaman bilerek kötü niyetle ve farkında olarak yapmıyorlar. O zaman neden yapılıyor?</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: #ff0000;"><strong>HERŞEYİ BİLİYORMUŞ HAVASINDAKİ KIZLAR</strong></span></span></p>
<p>Ülkemizde kızlar yetişirken başlarına bir iş getirmesinler düşüncesiyle cinsellik ayıp, günah, erkeklerin hakkı ve acı verici bir şey olarak öğretiliyor. Yıllarca bu yanlış telkinle büyüyen kızlar evlendiklerinde başlarına bir iş gelmesi gereken zamanda korku ya da tiksinti duyuyorlar. Eşleriyle cinsellik yaşarken sorunlar yaşıyorlar.</p>
<p>Şimdi belki diyeceksiniz ki şimdiki kızlar öyle değil. Çok özgür takılan, sürekli erkek değiştiren uçlardaki kızlar konu dışı. Ben çoğunluğu teşkil eden aile kızlarından bahsediyorum. Onlar da artık erkek arkadaş edindikleri için şimdiki kızlar her şeyi biliyorlar diye düşünülüyor. Bu sadece işin görünen kısmı.</p>
<p>O her şeyi biliyormuş havalarındaki kızların çoğunun erkek ya da evlilik dendiğinde akıllarına şunlar geliyor: Aşk, sevgi, mesaj çekme, el ele tutuşma, romantizm, birlikte sinemaya gitme, baş başa yemek yeme, birlikte gezmek. İşin cinsellik boyutunu pek düşünmüyorlar. Cinsellikle<img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//430520090131094052258.jpg" border="3" alt="kullan" hspace="5" vspace="5" align="right" /> ile ilgili olan bilgileri annelerinin evdeki kulaklarına fısıldadıkları bilgiler olarak kalıyor. Bir de internetten bilgi alalım diye cinsel istismar için kurulmuş sitelere girip, acayip resimler görünce, annelerinden duyduklarıyla resimler birleşince korkuları artıyor.</p>
<p>Dindar kızlara gelince onlar evliliği evde eşiyle birlikte cemaat olup namaz kılma, dini aktivitelere katılma, akşam eşiyle baş başa oturup kitap okuma olarak hayal ediyor. Tabi biliyor cinsellik yaşayacağını ama onu çok da önemli olmayan evliliğinde yaşayacağı küçük bir ayrıntı olarak düşünüyor.</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: #ff0000;"><strong>DİNDAR ERKEK BİR DIŞARDAKİ KADINLARA BAKIYOR BİR DE EVDEKİNE</strong></span></span></p>
<p>Böyle büyüyen böyle düşünen kadınlar, evlenince büyük bir hayal kırıklığına uğruyorlar. Hiç önemsemedikleri bir konu birden bire hayatlarının merkezine oturuveriyor. Bu yüzden kavga ediyorlar bu yüzden kırgınlıklar küslükler başlıyor. Erkek de büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. İstenmemek, reddedilmek, onurunu gururunu fazlasıyla incitiyor. Dışarı bakıyor, dizilere, filmlere, internete, gazetelere bakıyor istekli kadınlar dolu. Evde karısına dönüp bakıyor, bir adet buzdolabı gibi.</p>
<p>O da acısını evde başka şeylerden çıkarıyor, her şeye kusur bulmaya başlıyor.  Kocası eften püften konularda huzursuzluk çıkardıkça kadın da kendini haklı görmeye başlıyor. Tabi bana böyle kaba davranırsa ben de onu istemem, ne bekliyordu, diyor. Bir kısır döngünün içinde dönüp duruyorlar.</p>
<p>Hiç kimseye anlatamıyorlar, kimseden yardım istemiyorlar. Kadın tam da annemin dediği gibiymiş, çekeceğim artık diye düşünüyor. Erkek de ya dışarıya yönelmeye başlıyor ya da evde eşiyle arasında tavşan kaç tazı tut oyunu başlıyor.</p>
<p>Kadın milleti öyle kolay teslim olur mu?  Kocayı baştan savma taktikleri geliştiriyor.  Eğer hamile olduysa çocuk can simidi gibi imdadına yetişiyor. Hamile iken midesi bulanıyor, doğurunca bebekle uğraşıyor, bebeğin odasından gelmiyor. Çocuk büyüdüyse, şimdi olmaz çocuklar duyar, bahanesinin arkasına sığınılıyor. Ya da bütün akşam dizi izleyip yatma zamanı, bulaşık yıkamaya evi toplamaya başlıyor.</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: #ff0000;"><strong>PASPAL DOLAŞIP KOCASINI KENDİNDEN UZAK TUTUYOR</strong></span></span></p>
<p>Dindarsa yatma zamanı namaz kılmaya, tespih çekmeye, kuran okumaya başlıyor. Böylece hem kocayı atlatmış oluyor hem de öyle şeyler düşüneceğine  utan, sende ibadetle meşgul ol, mesajı verilmiş oluyor.</p>
<p>Tabi taktikler bu kadarla kalmıyor. Çoğu zaman kocası daha kapıdan girerken <strong>&#8220;Ay bugün çok işim vardı yoruldum, öldüm bittim, hiç halim yok&#8221; &#8220;Havalardan mıdır nedir bugün çok başım ağ<img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//916220081206094644101.jpg" border="3" alt="kullan" hspace="5" vspace="5" align="left" />rıyor&#8221; &#8220;Migrenim tuttu&#8221;  &#8220;Bu akşam çocuklarla biraz sen ilgilen, ben yorgunluktan ölüyorum&#8221;.</strong></p>
<p><strong></strong>Tabi bu arada evde aman bir yerim açılmasın diye paspal bir vaziyette dolaşıyor ki kocanın aklına yanlış şeyler gelmesin. Bütün bunlar işe yaramayıp yakalandıysa <strong>&#8220;aman ne olacaksa bir an önce olsun da git başımdan sapık herif&#8221;</strong> düşüncesinden dolayı, ölü balık, rolü oynuyor. Erkek de kendini eşine saldırıyormuş gibi hissettiği için mutsuz oluyor.</p>
<p>Kadın ne yaptığının farkında olmadan eşine cinsel şiddet uyguluyor. Onun ruhunu yaralıyor. Eşini hiç reddetmeyen fakat istemiyorum da mecburum mesajı veren kadın da farkında olmadan şiddet uyguluyor. Aslında kadın kocasından önce kendi ruhunu yaralamış oluyor. Kendini aşağılanmış hissediyor, acı çekiyor, üzülüyor. Bu şekilde ya sevgileri tükeniyor ya da çok sevdiği kocasıyla mutlu olamamanın ıstırabını duyuyor.</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><strong><span style="color: #ff0000;">DİNDAR KADIN TAKTİK BÖLÜMÜNDE DİNİ KULLANIYOR</span></strong></span></p>
<p>Peki böyle davrandığı için kadını suçlayabilir miyiz? Hayır. Çünkü öyle yetiştirildiği, hiçbir eğitim almadan evlendiği için öyle davranıyor. Erkeği suçlayabilir miyiz? Hayır. O da eşine nasıl yardımcı olacağını bilmiyor. Söylüyor anlatmaya çalışıyor ama karısı onun kendi keyfi için ön yargılı davrandığını düşündüğünden ondan yardım almayı reddediyor.</p>
<p>Geçen gün bu konularda verdiğim bir seminer sonrası bir hanım yanıma gelip <strong>&#8220;Teşekkür ederim, bu sorun bir tek ben de var zannedip kimselere söyleyemiyordum, meğer pek çok kadında aynı sorun varmış, bundan sonra çözmek için uğraşacağım, gerekirse psikologa gideceğim&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>Kocası benim söylediklerimi belki defalarca söylemiştir ama ancak güvendiği bir kadından duyduğunda ikna oluyor. Yazdıklarımın kadınlara dolayısıyla ailelere faydalı olacağına inandığım için yazıyorum. Tabi bir tek benim yazmam yetmeyecek.</p>
<p>Destek için topluma yön veren kadın yazarların, psikologların, doktorların, vaizelerin, öğretmenlerin yardımlarına ihtiyaç var. Tabi okuyucularımın yorumları, destekleri de benim için çok önemli. Ayrıca bu konu dindar kadın meselesi değil genel olarak Türk kadının ortak meselesi. Sadece dindar kadınlar taktik bölümünde dini kullanıyorlar, o kadar. Sorunu yazdık.  Kısmetse bundan sonra çözümler üzerine kafa yoracağız.</p>
<p align="left">
<p><span style="font-family: Arial;">Kaynak: http://www.cafesiyaset.com/haber/20090529/Dindar-kadin-nasil-cinsel-siddet-uygular.php<br />
</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong>Cafesiyaset</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

