<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolojik Danışman &#187; kendiliğinden</title>
	<atom:link href="http://www.psikolojikdanisman.org/tag/kendiliginden/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.psikolojikdanisman.org</link>
	<description>Karanlıktan Aydınlığa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 19:06:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Türk Psikolojik ve Danışma ve Rehberlik Derneği Basın Açıklaması</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-psikolojik-ve-danisma-ve-rehberlik-dernegi-basin-aciklamasi.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-psikolojik-ve-danisma-ve-rehberlik-dernegi-basin-aciklamasi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 20:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[PDR Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Pdr Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[değişen haberler]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[PDR]]></category>
		<category><![CDATA[Psiko]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[rehber öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk PDR]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[”PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK MEZUNLARI MESLEK YASASI İSTİYOR” Sağlık Bakanlığı Türk Psikiyatri Derneği’nin başvurusu üzerine mesleği serbest olarak uygulayan Psikolojik Danışmanların “Psikolojik Danışma ve Rehberlik” ofislerinin kapatılmasının istendiği bir genelge yayınlamıştır.  Bu genelge Türkiye’de hekimlerin mesleklerini nasıl icra edebilecekleri ve Sağlık bakanlığı ile ilişkilerini düzenlemek amacıyla 14 Nisan 1928 yayınlanan “Tababet ve Şuabatı San’atlarınının Tarzı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-242" title="logo" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2011/01/logo-150x130.gif" alt="" width="150" height="130" />”PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK MEZUNLARI</div>
<div id="_mcePaste">MESLEK YASASI İSTİYOR”</div>
<div id="_mcePaste">Sağlık Bakanlığı Türk Psikiyatri Derneği’nin başvurusu üzerine mesleği serbest olarak uygulayan Psikolojik Danışmanların “Psikolojik Danışma ve Rehberlik” ofislerinin kapatılmasının istendiği bir genelge yayınlamıştır.  Bu genelge Türkiye’de hekimlerin mesleklerini nasıl icra edebilecekleri ve Sağlık bakanlığı ile ilişkilerini düzenlemek amacıyla 14 Nisan 1928 yayınlanan “Tababet ve Şuabatı San’atlarınının Tarzı İcrasına</div>
<div id="_mcePaste">Dair Kanun” ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılan yönetmeliklere göre gerçekleştirilmiştir.Bu Psikolojik Danışma Merkezleri’nin büyük bir kısmı Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Psikoloji gibi bu alanda profesyonel</div>
<div id="_mcePaste">düzeyde lisans, yüksek lisans ve Doktora derecelerine sahip kişiler tarafından çalıştırılmaktadır. Bu kişilerin tüm mesleki bilgi ve becerileri hiçe sayılarak meslek onuruna zarar verecek şekilde, yapılan kapatmalar halkın önünde aslında gerçekten diploma sahibi ve saygın kişileri küçük düşürmektedir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezlerinde bu güne kadar kaçak bir iş yapılmamıştır. Sayıları oldukça fazla olan,</div>
<div id="_mcePaste">vergilerini ödeyerek sadece mesleklerini serbest olarak icra etmek isteyen Psikolojik Danışmanların çok ciddi bir mağduriyetleri söz konusudur.Bu yasa genelde tüm sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi ile</div>
<div id="_mcePaste">ilgilidir. Özelde ruh sağlığı hizmetleri ile ilgili değildir. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, halen yürürlükte olan bu yasayı tanımakta ve kanun ve kurallara uygun bir Sivil Toplum Örgütü olarak çalışmalarını yürütmektedir. Ancak 72 yıl önce ülke koşullarına göre çıkarılmış bir yasanın Ülkemizin gerekli kıldığı ruh sağlığı hizmetlerinin yerine getirilmesinde yetersiz kaldığına inanmaktadır. Türkiye’de ruh sağlığı hizmetleri özellikle tıbbi modelin öngördüğü, teşhis ve tedavi’yi esas alan bir anlayışla yapılmaktadır. Ruh sağlığı hizmetinde tıbbi modeli benimseyerek özellikle gelişimsel ve sosyal modelleri dışlayarak psikolojik danışma hizmeti almak için gelen her bireye “hasta” şeklinde yaklaşmanın “bu kişiye bir “teşhis” koymaya çalışmanın sonra da “tedavi etme” anlayışının uygun olmadığı değerlendirilmektedir.</div>
<div id="_mcePaste">“Psikolojik Danışma Merkezleri 72 yıl önce çıkarılmış bir yasaya dayanılarak kapatılıyor”  “Türkiye’de ruh sağlığı hizmetleri 72 yıl önce çıkarılmış bir yasa ile düzenlenmemelidir.”“Tıbbi model tek başına yeterlimidir”“Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin serbest olarak icrasına neden karşı çıkılmaktadır?Çocuklar, yetişkinler, aileler psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti almak istediklerinde nereye gideceklerdir? Bu hizmet çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında ve mesleği serbest icra eden psikolojik danışmanlardan alınmalıdır. Sağlık Bakanlığı, özellikle psikiyatristlerin talepleri doğrultusunda serbest çalışanların yerlerini kapatmayı talep etmektedir. Bu meslek elemanları aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarında da çalışmaktadır. Özellikle Psikolojik Danışman ve Psikologların kabul kurumlarında çalışmalarına itiraz edilmeyip, mesleklerini serbest icra etme taleplerinde bulunmaları durumunda itiraz edilmesi sanırım eldeki pazarı kaybetme kaygısından kaynaklanmaktadır. Ülkemizde Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı da tıpkı diğer alanlar da olduğu gibi kökleşmiş bir lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi bulunmakta, bu konuda araştırmalarla bir literatür oluşmuş durumdadır. İşlevini yitirmiş olan birkaç yasanın arkasına sığınarak 	Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Psikoloji gibi meslek alanlarının üreteceği hizmetten toplumu mahrum bırakmamak gerekir.Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerini sunan meslek elemanı sayısı ve uzmanlaşma alanları oldukça sınırlıdır. Ruh sağlığı alanında toplumda gereksinim duyulan hizmetlerin çeşitli meslek grupları tarafından sunulması ve bu meslek grupları tarafından da hizmetin toplumda gereksinim duyan tüm bireylere ulaştırılması gerekmektedir. 	Tıp dışında ruh sağlığı alanında hizmet sunumuna katkıda bulunabilecek psikoloji, sosyal hizmetler, fizik tedavi ve rehabilitasyon, konuşma terapisi gibi meslek alanlarına benzer olarak, psikolojik danışma meslek alanının da mesleki eğitim, akreditasyon ve uygulamalarına ilişkin yasal düzenlemeler henüz gerçekleştirilememiştir. Psikolojik yardım sağlama ve koruyucu ruh sağlığı alanında</div>
<div id="_mcePaste">katkı sağlayan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Mesleğinin, kendi sınırları yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi konusunda Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik derneği çalışmalarını yürütmektedir. Sürekli değişen ve gelişen insana hizmet veren yardım mesleği olarak, psikolojik danışmanlarında niteliklerini sistemli olarak sürekli geliştirmek, süpervizyon hizmeti vermek ve meslek etiğine uymayan meslek</div>
<div id="_mcePaste">elemanlarına karşı etik denetimi sağlamak gerekmektedir. Psikolojik danışma alanında yetişme, akreditasyon, staj,mesleki uygulamalar, mesleğe giriş, meslekte kalış ve meslekten çıkarılmayı düzenleyen uygulamalara ilişkin konularda bir meslek yasasına gereksinim vardır.Sağlık hizmetleri içinde özellikle ruh sağlığı hizmetleri, farklı uzmanlık alanlarına sahip meslek gruplarının, bu konuda</div>
<div id="_mcePaste">ciddiyetle hazırlanmış yasal düzenlemeler ile sağlanan koşullarda, hizmet üretmesini gerekli kılan bir hizmet alanıdır.</div>
<div id="_mcePaste">Gelişmiş batı ülkelerinde ve Avrupa Birliği ülkelerinde de ruh sağlığı hizmetleri birçok meslek alanının hizmet sunumu ile işleyen bir hizmet alanıdır. Avrupa birliği ülkesi olarak, meslek elemanı yetiştirme koşullarında örnek alınabilecek İngiltere’de aralarında psikolojik danışmanın da bulunduğu meslek alanları “Ruh sağlığı hizmetleri ekip çalışmasını gerektirir. Sadece psikiyatrisiler ile yürütülemez. Psikolojik Danışmanlar, Psikologlar, Sosyal Hizmet Uzmanları bu ekibin ayrılmaz parçalarıdır.”“Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı mezunları meslek yasasını istiyor”“Yurtdışında ruh sağlığı hizmetleri nasıl yapılıyor?” “Her mesleğin toplumda yeri vardır. Hiçbir meslek çok değerli veya az değerli değildir.” “Meslek yasası olan meslekler, meslek yasası olmayan meslekler üzerinde tahakküm kurmak istiyor.”ve hizmet sunum ölçütleri belirlenmiştir.</div>
<div id="_mcePaste">Psikolojik Danışma ve Rehberlik burada sağlık hizmetleri sınıfında bulunan bir meslek alanı olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde bireylerin psikolojik sağlığını ve kişisel gelişimlerini destekleyen onlara, kişisel, eğitsel ve mesleki rehberlik hizmetleri sunan özel kurumların eriştiği seviye, gelişmiş ülkelerden çok geri olduğu gibi, maalesef gelişmekte olan bir kısım ülkelere göre de geri bulunmaktadır. Özel merkezlerden alınan psikolojik yardımlar denetim altında olmadığı takdirde profesyonel olmayan yardımların sunulmasının önüne geçilemez. Böyle bir durumdan da en çok psikolojik yardım gereksinimi duyan kişiler olumsuz etkilenecektir. Bu kurumların kamuoyunun güven ve takdirini kazanarak daha çok itibarlı kurumlar olması ve etkili psikolojik danışma hizmeti sunabilmeleri bu kurumlar için oluşturulacak bir “Meslek Birliği ve Meslek Odası” ile mümkün olabilecektir. Psikolojik danışma hizmetlerinin bu alanda yetişmiş uzman kişiler tarafından sunularak toplumda özellikle psikolojik destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir.</div>
<div id="_mcePaste">Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri artıkça karşılaştıkları sosyal ve toplumsal problemlerin çözümünde, genç nesillerin kişisel, eğitsel ve mesleki özelliklerine, gelişimlerine ve yönlendirilmesine katkı sağlama konusunda psikolojik danışmanlar meslek odası ve birliği kurulması fayda sağlayacaktır. “Mesleki faaliyetleri kolaylaştırmak, mesleğin genel inanç ve kurallarına uygun olarak psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti veren kurumların gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve toplum ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak; meslek disiplini ve ahlakını korumak” amacı güden, kamu kurumu niteliğinde, kamu tüzel kişiliğine sahip bir meslek kuruluşu olarak, toplumu oluşturan bireylerin kişisel gelişimlerine katkı getireceği düşüncesi ile “Psikolojik Danışmanlar Meslek Odası ve Birliği”nin kurulmasına ivedilikle gereksinim duyulmaktadır. Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Recep Akdağ’ın açıklamaları ve bir çerçeve yasa çıkarılarak ruh sağlığı alanında hizmet sunabilecek meslek alanlarını kapsayan bir çerçeve yasanın çıkarılması hazırlıkları konusundaki çabası büyük bir memnuniyetle desteklenmektedir. Ülkenin ruh sağlığı alandaki ihtiyaçlarını gidermeye yönelik kapsayıcı bir yasanın özellikle toplumun ruh sağlığı ihtiyacını gidermede</div>
<div id="_mcePaste">yarar sağlayacağı değerlendirilmektedir.</div>
<div id="_mcePaste">Kamuoyuna saygı ile duyurulur,</div>
<div id="_mcePaste">Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği</div>
<div id="_mcePaste">Yönetim Kurulu Adına</div>
<div id="_mcePaste">Doç. Dr. Tuncay Ergene</div>
<div id="_mcePaste">Genel Başkan</div>
<p>”PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK MEZUNLARIMESLEK YASASI İSTİYOR”    	Sağlık Bakanlığı Türk Psikiyatri Derneği’nin başvurusu üzerine mesleği serbest olarak uygulayan Psikolojik Danışmanların “Psikolojik Danışma ve Rehberlik” ofislerinin kapatılmasının istendiği bir genelge yayınlamıştır.  Bu genelge Türkiye’de hekimlerin mesleklerini nasıl icra edebilecekleri ve Sağlık bakanlığı ile ilişkilerini düzenlemek amacıyla 14 Nisan 1928 yayınlanan “Tababet ve Şuabatı San’atlarınının Tarzı İcrasına Dair Kanun” ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılan yönetmeliklere göre gerçekleştirilmiştir.Bu Psikolojik Danışma Merkezleri’nin büyük bir kısmı Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Psikoloji gibi bu alanda profesyonel düzeyde lisans, yüksek lisans ve Doktora derecelerine sahip kişiler tarafından çalıştırılmaktadır. Bu kişilerin tüm mesleki bilgi ve becerileri hiçe sayılarak meslek onuruna zarar verecek şekilde, yapılan kapatmalar halkın önünde aslında gerçekten diploma sahibi ve saygın kişileri küçük düşürmektedir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezlerinde bu güne kadar kaçak bir iş yapılmamıştır. Sayıları oldukça fazla olan, vergilerini ödeyerek sadece mesleklerini serbest olarak icra etmek isteyen Psikolojik Danışmanların çok ciddi bir mağduriyetleri söz konusudur.Bu yasa genelde tüm sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi ile ilgilidir. Özelde ruh sağlığı hizmetleri ile ilgili değildir. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, halen yürürlükte olan bu yasayı tanımakta ve kanun ve kurallara uygun bir Sivil Toplum Örgütü olarak çalışmalarını yürütmektedir. Ancak 72 yıl önce ülke koşullarına göre çıkarılmış bir yasanın Ülkemizin gerekli kıldığı ruh sağlığı hizmetlerinin yerine getirilmesinde yetersiz kaldığına inanmaktadır. Türkiye’de ruh sağlığı hizmetleri özellikle tıbbi modelin öngördüğü, teşhis ve tedavi’yi esas alan bir anlayışla yapılmaktadır. Ruh sağlığı hizmetinde tıbbi modeli benimseyerek özellikle gelişimsel ve sosyal modelleri dışlayarak psikolojik danışma hizmeti almak için gelen her bireye “hasta” şeklinde yaklaşmanın “bu kişiye bir “teşhis” koymaya çalışmanın sonra da “tedavi etme” anlayışının uygun olmadığı değerlendirilmektedir. 	“Psikolojik Danışma Merkezleri 72 yıl önce çıkarılmış bir yasaya dayanılarak kapatılıyor”  “Türkiye’de ruh sağlığı hizmetleri 72 yıl önce çıkarılmış bir yasa ile düzenlenmemelidir.”“Tıbbi model tek başına yeterlimidir”“Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin serbest olarak icrasına neden karşı çıkılmaktadır?Çocuklar, yetişkinler, aileler psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti almak istediklerinde nereye gideceklerdir? Bu hizmet çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında ve mesleği serbest icra eden psikolojik danışmanlardan alınmalıdır. Sağlık Bakanlığı, özellikle psikiyatristlerin talepleri doğrultusunda serbest çalışanların yerlerini kapatmayı talep etmektedir. Bu meslek elemanları aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarında da çalışmaktadır. Özellikle Psikolojik Danışman ve Psikologların kabul kurumlarında çalışmalarına itiraz edilmeyip, mesleklerini serbest icra etme taleplerinde bulunmaları durumunda itiraz edilmesi sanırım eldeki pazarı kaybetme kaygısından kaynaklanmaktadır. Ülkemizde Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı da tıpkı diğer alanlar da olduğu gibi kökleşmiş bir lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi bulunmakta, bu konuda araştırmalarla bir literatür oluşmuş durumdadır. İşlevini yitirmiş olan birkaç yasanın arkasına sığınarak 	Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Psikoloji gibi meslek alanlarının üreteceği hizmetten toplumu mahrum bırakmamak gerekir.Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerini sunan meslek elemanı sayısı ve uzmanlaşma alanları oldukça sınırlıdır. Ruh sağlığı alanında toplumda gereksinim duyulan hizmetlerin çeşitli meslek grupları tarafından sunulması ve bu meslek grupları tarafından da hizmetin toplumda gereksinim duyan tüm bireylere ulaştırılması gerekmektedir. 	Tıp dışında ruh sağlığı alanında hizmet sunumuna katkıda bulunabilecek psikoloji, sosyal hizmetler, fizik tedavi ve rehabilitasyon, konuşma terapisi gibi meslek alanlarına benzer olarak, psikolojik danışma meslek alanının da mesleki eğitim, akreditasyon ve uygulamalarına ilişkin yasal düzenlemeler henüz gerçekleştirilememiştir. Psikolojik yardım sağlama ve koruyucu ruh sağlığı alanında katkı sağlayan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Mesleğinin, kendi sınırları yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi konusunda Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik derneği çalışmalarını yürütmektedir. Sürekli değişen ve gelişen insana hizmet veren yardım mesleği olarak, psikolojik danışmanlarında niteliklerini sistemli olarak sürekli geliştirmek, süpervizyon hizmeti vermek ve meslek etiğine uymayan meslek elemanlarına karşı etik denetimi sağlamak gerekmektedir. Psikolojik danışma alanında yetişme, akreditasyon, staj,mesleki uygulamalar, mesleğe giriş, meslekte kalış ve meslekten çıkarılmayı düzenleyen uygulamalara ilişkin konularda bir meslek yasasına gereksinim vardır.Sağlık hizmetleri içinde özellikle ruh sağlığı hizmetleri, farklı uzmanlık alanlarına sahip meslek gruplarının, bu konuda ciddiyetle hazırlanmış yasal düzenlemeler ile sağlanan koşullarda, hizmet üretmesini gerekli kılan bir hizmet alanıdır. 	Gelişmiş batı ülkelerinde ve Avrupa Birliği ülkelerinde de ruh sağlığı hizmetleri birçok meslek alanının hizmet sunumu ile işleyen bir hizmet alanıdır. Avrupa birliği ülkesi olarak, meslek elemanı yetiştirme koşullarında örnek alınabilecek İngiltere’de aralarında psikolojik danışmanın da bulunduğu meslek alanları “Ruh sağlığı hizmetleri ekip çalışmasını gerektirir. Sadece psikiyatrisiler ile yürütülemez. Psikolojik Danışmanlar, Psikologlar, Sosyal Hizmet Uzmanları bu ekibin ayrılmaz parçalarıdır.”“Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı mezunları meslek yasasını istiyor”“Yurtdışında ruh sağlığı hizmetleri nasıl yapılıyor?” “Her mesleğin toplumda yeri vardır. Hiçbir meslek çok değerli veya az değerli değildir.” “Meslek yasası olan meslekler, meslek yasası olmayan meslekler üzerinde tahakküm kurmak istiyor.”ve hizmet sunum ölçütleri belirlenmiştir. 		Psikolojik Danışma ve Rehberlik burada sağlık hizmetleri sınıfında bulunan bir meslek alanı olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde bireylerin psikolojik sağlığını ve kişisel gelişimlerini destekleyen onlara, kişisel, eğitsel ve mesleki rehberlik hizmetleri sunan özel kurumların eriştiği seviye, gelişmiş ülkelerden çok geri olduğu gibi, maalesef gelişmekte olan bir kısım ülkelere göre de geri bulunmaktadır. Özel merkezlerden alınan psikolojik yardımlar denetim altında olmadığı takdirde profesyonel olmayan yardımların sunulmasının önüne geçilemez. Böyle bir durumdan da en çok psikolojik yardım gereksinimi duyan kişiler olumsuz etkilenecektir. Bu kurumların kamuoyunun güven ve takdirini kazanarak daha çok itibarlı kurumlar olması ve etkili psikolojik danışma hizmeti sunabilmeleri bu kurumlar için oluşturulacak bir “Meslek Birliği ve Meslek Odası” ile mümkün olabilecektir. Psikolojik danışma hizmetlerinin bu alanda yetişmiş uzman kişiler tarafından sunularak toplumda özellikle psikolojik destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir.Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri artıkça karşılaştıkları sosyal ve toplumsal problemlerin çözümünde, genç nesillerin kişisel, eğitsel ve mesleki özelliklerine, gelişimlerine ve yönlendirilmesine katkı sağlama konusunda psikolojik danışmanlar meslek odası ve birliği kurulması fayda sağlayacaktır. “Mesleki faaliyetleri kolaylaştırmak, mesleğin genel inanç ve kurallarına uygun olarak psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti veren kurumların gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve toplum ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak; meslek disiplini ve ahlakını korumak” amacı güden, kamu kurumu niteliğinde, kamu tüzel kişiliğine sahip bir meslek kuruluşu olarak, toplumu oluşturan bireylerin kişisel gelişimlerine katkı getireceği düşüncesi ile “Psikolojik Danışmanlar Meslek Odası ve Birliği”nin kurulmasına ivedilikle gereksinim duyulmaktadır. Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Recep Akdağ’ın açıklamaları ve bir çerçeve yasa çıkarılarak ruh sağlığı alanında hizmet sunabilecek meslek alanlarını kapsayan bir çerçeve yasanın çıkarılması hazırlıkları konusundaki çabası büyük bir memnuniyetle desteklenmektedir. Ülkenin ruh sağlığı alandaki ihtiyaçlarını gidermeye yönelik kapsayıcı bir yasanın özellikle toplumun ruh sağlığı ihtiyacını gidermede yarar sağlayacağı değerlendirilmektedir.</p>
<p>Kamuoyuna saygı ile duyurulur,Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Yönetim Kurulu AdınaDoç. Dr. Tuncay ErgeneGenel Başkan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-psikolojik-ve-danisma-ve-rehberlik-dernegi-basin-aciklamasi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Yazıyı Türk Kadınları O-ku-ma-lı.</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 19:40:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[dindar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm</guid>
		<description><![CDATA[Eğitimci yazar Sema Maraşlı, kadın erkek ilişkilerine çok farklı bir açıdan bakıyor. Özellikle de dindar kadınların cinselliğini şimdiye kadar hiç bakılmayan bir yönden ortaya koyuyor. Yazılarını kendi sitesinde dile getiriyor.  www.cocukaile.net sitesinde yazılarına yer veren Sema Maraşlı&#8217;nın bu yazısı da bir çok tabuyu sarsacak cinsten. CİNSEL ŞİDDET &#8220;Yirmi yıllık evli bir kadınım. Geçenlerde eşim &#8216;Bana yirmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;">Eğitimci yazar Sema Maraşlı, kadın erkek ilişkilerine çok farklı bir açıdan bakıyor. Özellikle de dindar kadınların cinselliğini şimdiye kadar hiç bakılmayan bir yönden ortaya koyuyor. Yazılarını kendi sitesinde dile getiriyor.  <a href="http://www.cocukaile.net/">www.cocukaile.net</a> sitesinde yazılarına yer veren Sema Maraşlı&#8217;nın bu yazısı da bir çok tabuyu sarsacak cinsten. <span id="more-134"></span><img class="alignleft size-full wp-image-133" title="kadin" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/05/kadin.jpg" alt="kadin" width="300" height="176" /></span></p>
<p><span style="font-size: small;">CİNSEL ŞİDDET<br />
</span><span style="font-family: Arial;"><strong><br />
&#8220;Yirmi yıllık evli bir kadınım. Geçenlerde eşim</strong> &#8216;Bana yirmi yıldan beri cinsel şiddet uyguladın&#8217; <strong>dedi. Oysa ben onu bugüne kadar bir kez bile reddetmedim.&#8221;<br />
</strong><br />
Yukarıdaki sözler bir okuruma ait. Ne düşündünüz? Ne nankör kocaymış diye mi düşündünüz? Aklınıza ilk ne geldi. Düşünüp yazının devamını öyle okuyun.</span></p>
<p>Şiddetin tarifini bir yapalım önce. Şiddet nedir? Bedensel ve ruhsal açıdan zarar veren hareketlerin tümüdür. Şiddet deyince aklımıza genellikle dayak gelir. Örnek olarak da gözümüzün önüne dayak yiyen gözü morarmış kadınlar gelir.</p>
<p>Oysa şiddetin bir de görünmeyen yüzü vardır. Ruhsal şiddet. Bu çok daha yıkıcı ve zarar vericidir.  Ruhsal şiddetin çeşitleri ve etkileri başlı başına sayfalarca yazı konusu olur. Ben burada sadece kadından erkeğe yapılan cinsel şiddet üzerinde duracağım. Maalesef ülkemizde kadınların çoğu eşlerine cinsel şiddet uygulamakta. Bunu çoğu zaman bilerek kötü niyetle ve farkında olarak yapmıyorlar. O zaman neden yapılıyor?</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: #ff0000;"><strong>HERŞEYİ BİLİYORMUŞ HAVASINDAKİ KIZLAR</strong></span></span></p>
<p>Ülkemizde kızlar yetişirken başlarına bir iş getirmesinler düşüncesiyle cinsellik ayıp, günah, erkeklerin hakkı ve acı verici bir şey olarak öğretiliyor. Yıllarca bu yanlış telkinle büyüyen kızlar evlendiklerinde başlarına bir iş gelmesi gereken zamanda korku ya da tiksinti duyuyorlar. Eşleriyle cinsellik yaşarken sorunlar yaşıyorlar.</p>
<p>Şimdi belki diyeceksiniz ki şimdiki kızlar öyle değil. Çok özgür takılan, sürekli erkek değiştiren uçlardaki kızlar konu dışı. Ben çoğunluğu teşkil eden aile kızlarından bahsediyorum. Onlar da artık erkek arkadaş edindikleri için şimdiki kızlar her şeyi biliyorlar diye düşünülüyor. Bu sadece işin görünen kısmı.</p>
<p>O her şeyi biliyormuş havalarındaki kızların çoğunun erkek ya da evlilik dendiğinde akıllarına şunlar geliyor: Aşk, sevgi, mesaj çekme, el ele tutuşma, romantizm, birlikte sinemaya gitme, baş başa yemek yeme, birlikte gezmek. İşin cinsellik boyutunu pek düşünmüyorlar. Cinsellikle<img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//430520090131094052258.jpg" border="3" alt="kullan" hspace="5" vspace="5" align="right" /> ile ilgili olan bilgileri annelerinin evdeki kulaklarına fısıldadıkları bilgiler olarak kalıyor. Bir de internetten bilgi alalım diye cinsel istismar için kurulmuş sitelere girip, acayip resimler görünce, annelerinden duyduklarıyla resimler birleşince korkuları artıyor.</p>
<p>Dindar kızlara gelince onlar evliliği evde eşiyle birlikte cemaat olup namaz kılma, dini aktivitelere katılma, akşam eşiyle baş başa oturup kitap okuma olarak hayal ediyor. Tabi biliyor cinsellik yaşayacağını ama onu çok da önemli olmayan evliliğinde yaşayacağı küçük bir ayrıntı olarak düşünüyor.</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: #ff0000;"><strong>DİNDAR ERKEK BİR DIŞARDAKİ KADINLARA BAKIYOR BİR DE EVDEKİNE</strong></span></span></p>
<p>Böyle büyüyen böyle düşünen kadınlar, evlenince büyük bir hayal kırıklığına uğruyorlar. Hiç önemsemedikleri bir konu birden bire hayatlarının merkezine oturuveriyor. Bu yüzden kavga ediyorlar bu yüzden kırgınlıklar küslükler başlıyor. Erkek de büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. İstenmemek, reddedilmek, onurunu gururunu fazlasıyla incitiyor. Dışarı bakıyor, dizilere, filmlere, internete, gazetelere bakıyor istekli kadınlar dolu. Evde karısına dönüp bakıyor, bir adet buzdolabı gibi.</p>
<p>O da acısını evde başka şeylerden çıkarıyor, her şeye kusur bulmaya başlıyor.  Kocası eften püften konularda huzursuzluk çıkardıkça kadın da kendini haklı görmeye başlıyor. Tabi bana böyle kaba davranırsa ben de onu istemem, ne bekliyordu, diyor. Bir kısır döngünün içinde dönüp duruyorlar.</p>
<p>Hiç kimseye anlatamıyorlar, kimseden yardım istemiyorlar. Kadın tam da annemin dediği gibiymiş, çekeceğim artık diye düşünüyor. Erkek de ya dışarıya yönelmeye başlıyor ya da evde eşiyle arasında tavşan kaç tazı tut oyunu başlıyor.</p>
<p>Kadın milleti öyle kolay teslim olur mu?  Kocayı baştan savma taktikleri geliştiriyor.  Eğer hamile olduysa çocuk can simidi gibi imdadına yetişiyor. Hamile iken midesi bulanıyor, doğurunca bebekle uğraşıyor, bebeğin odasından gelmiyor. Çocuk büyüdüyse, şimdi olmaz çocuklar duyar, bahanesinin arkasına sığınılıyor. Ya da bütün akşam dizi izleyip yatma zamanı, bulaşık yıkamaya evi toplamaya başlıyor.</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: #ff0000;"><strong>PASPAL DOLAŞIP KOCASINI KENDİNDEN UZAK TUTUYOR</strong></span></span></p>
<p>Dindarsa yatma zamanı namaz kılmaya, tespih çekmeye, kuran okumaya başlıyor. Böylece hem kocayı atlatmış oluyor hem de öyle şeyler düşüneceğine  utan, sende ibadetle meşgul ol, mesajı verilmiş oluyor.</p>
<p>Tabi taktikler bu kadarla kalmıyor. Çoğu zaman kocası daha kapıdan girerken <strong>&#8220;Ay bugün çok işim vardı yoruldum, öldüm bittim, hiç halim yok&#8221; &#8220;Havalardan mıdır nedir bugün çok başım ağ<img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//916220081206094644101.jpg" border="3" alt="kullan" hspace="5" vspace="5" align="left" />rıyor&#8221; &#8220;Migrenim tuttu&#8221;  &#8220;Bu akşam çocuklarla biraz sen ilgilen, ben yorgunluktan ölüyorum&#8221;.</strong></p>
<p><strong></strong>Tabi bu arada evde aman bir yerim açılmasın diye paspal bir vaziyette dolaşıyor ki kocanın aklına yanlış şeyler gelmesin. Bütün bunlar işe yaramayıp yakalandıysa <strong>&#8220;aman ne olacaksa bir an önce olsun da git başımdan sapık herif&#8221;</strong> düşüncesinden dolayı, ölü balık, rolü oynuyor. Erkek de kendini eşine saldırıyormuş gibi hissettiği için mutsuz oluyor.</p>
<p>Kadın ne yaptığının farkında olmadan eşine cinsel şiddet uyguluyor. Onun ruhunu yaralıyor. Eşini hiç reddetmeyen fakat istemiyorum da mecburum mesajı veren kadın da farkında olmadan şiddet uyguluyor. Aslında kadın kocasından önce kendi ruhunu yaralamış oluyor. Kendini aşağılanmış hissediyor, acı çekiyor, üzülüyor. Bu şekilde ya sevgileri tükeniyor ya da çok sevdiği kocasıyla mutlu olamamanın ıstırabını duyuyor.</p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial;"><strong><span style="color: #ff0000;">DİNDAR KADIN TAKTİK BÖLÜMÜNDE DİNİ KULLANIYOR</span></strong></span></p>
<p>Peki böyle davrandığı için kadını suçlayabilir miyiz? Hayır. Çünkü öyle yetiştirildiği, hiçbir eğitim almadan evlendiği için öyle davranıyor. Erkeği suçlayabilir miyiz? Hayır. O da eşine nasıl yardımcı olacağını bilmiyor. Söylüyor anlatmaya çalışıyor ama karısı onun kendi keyfi için ön yargılı davrandığını düşündüğünden ondan yardım almayı reddediyor.</p>
<p>Geçen gün bu konularda verdiğim bir seminer sonrası bir hanım yanıma gelip <strong>&#8220;Teşekkür ederim, bu sorun bir tek ben de var zannedip kimselere söyleyemiyordum, meğer pek çok kadında aynı sorun varmış, bundan sonra çözmek için uğraşacağım, gerekirse psikologa gideceğim&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>Kocası benim söylediklerimi belki defalarca söylemiştir ama ancak güvendiği bir kadından duyduğunda ikna oluyor. Yazdıklarımın kadınlara dolayısıyla ailelere faydalı olacağına inandığım için yazıyorum. Tabi bir tek benim yazmam yetmeyecek.</p>
<p>Destek için topluma yön veren kadın yazarların, psikologların, doktorların, vaizelerin, öğretmenlerin yardımlarına ihtiyaç var. Tabi okuyucularımın yorumları, destekleri de benim için çok önemli. Ayrıca bu konu dindar kadın meselesi değil genel olarak Türk kadının ortak meselesi. Sadece dindar kadınlar taktik bölümünde dini kullanıyorlar, o kadar. Sorunu yazdık.  Kısmetse bundan sonra çözümler üzerine kafa yoracağız.</p>
<p align="left">
<p><span style="font-family: Arial;">Kaynak: http://www.cafesiyaset.com/haber/20090529/Dindar-kadin-nasil-cinsel-siddet-uygular.php<br />
</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong>Cafesiyaset</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/bu-yaziyi-turk-kadinlari-o-ku-ma-li.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dönüşüm&#8230;</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/donusum.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/donusum.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 09:26:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL PSİKOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/donusum.htm</guid>
		<description><![CDATA[Dönüşüm Murat ÇERİ • 124. Sayı / DİĞER YAZILAR “İnsanlar, analarından babalarından çok zamanlarına benzerler.” (Hadis-i Şerif) Dönüşüm… “Biz pilav yiyen ve Mesnevi okuyan bir milletiz.” (Yahya Kemal) “Osmanlı’da roman yoktur, çünkü Osmanlı’da trajedi yoktur.” (Cemil Meriç) “Fransız kadınını Fransız romanı yarattı.” (Bir Fransız yazarı) “Gençlerin aynada göremediğini ihtiyarlar tuğlada görür.” (Hz. Mevlâna) “Ben gençliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_BaslikLb">Dönüşüm</span></h2>
<p><small><span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_YazarLb">Murat ÇERİ</span> • <span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_SayiLb">124</span>. Sayı / <span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_BolumLb">DİĞER YAZILAR</span></small></p>
<div class="entry"><span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_icerikLb"><strong>“İnsanlar, analarından babalarından çok zamanlarına benzerler.” (Hadis-i Şerif)</strong></p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>“Biz pilav yiyen ve Mesnevi okuyan bir milletiz.” (Yahya Kemal)</p>
<p>“Osmanlı’da roman yoktur, çünkü Osmanlı’da trajedi yoktur.” (Cemil Meriç) <span id="more-132"></span><img class="alignleft size-full wp-image-131" title="kis" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/05/kis.jpg" alt="kis" width="800" height="600" /></p>
<p>“Fransız kadınını Fransız romanı yarattı.” (Bir Fransız yazarı)</p>
<p>“Gençlerin aynada göremediğini ihtiyarlar tuğlada görür.” (Hz. Mevlâna)</p>
<p>“Ben gençliği gördüm evlat, sen ihtiyarlığı görmedin.” (Dedem)</p>
<p>“Dedem haklı…” (Ben)</p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>Televizyon ilk çıktığında “şeytan icadı” dedik eve almadık. Sonra, haberleri izlemek gerekli, denildi. Haber izlemek için bir şeytan edindik. Sonra yayınlanan diziler dikkatimizi çekti, arkası yarınlar, yurttan sesler korosu…<br />
Sonra bayağı bayağı alıştık bu sevimli şeytancığa. Bir evde televizyon olmadan olur muydu? Bunca zaman televizyonsuz nasıl vakit geçirmiş insanoğlu. Çocukken komşuya giderdik: “Eğer müsaitseniz annemler bu akşam size gelecek.” Zamanla annem komşularını çağırır oldu: “Akşam bize gelin de hep beraber falanca diziyi izleyelim.”</p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>Babaannem hasta, hastaneye gidiyoruz. Yürüyorum, yanımda babaannem yok. Durmuş bekliyor. Ne bekliyorsun babaanne? “Görmüyor musun bir erkek geliyor, erkeğin önünden geçilir mi?” Eyvah sen böyle yaparsan sabaha da varamayız biz.</p>
<p>Babam annesine kırmızı çiçekli bir basma alıp çinti yaptırmış. Bir heves getirdi, gösteriyor. Babaannem şöyle bir göz ucuyla bakıp yüzü asık başını çevirdi. Ne var, ne oldu?! “A oğlum, ben kırmızılı çiçekli giyecek yaşı çoktan geçtim.” Babaanne, sen hiç kırmızılı çiçekli giydin mi ki?</p>
<p>Dedem sinir hastası, elleri titriyor, kızıyor, bağırıyor. Babaannemde tek karşılık yok, işiyle ilgileniyor. Bazı bazı, gizli gizli ağladığını görürdüm.</p>
<p>Ömrüme kast ettin babaanne, ya sen öyle olmayaydın ya zamane kızları böyle olmayaydı. Ömrüme kast ettin…</p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>Eskiden evlenenlere bir yastıkta kocamaları temenni edilirdi. Çiftler bir yastıkta kocardı. Evde evin erkeği çalışır, bütün aileye bakardı. Evin reisi evden çıkarken kalben Allah’a yakarırdı: “Allahım sen rızka kefilsin, Rezzak’sın, bana bu dünyada rızık vermeyi vaadetmiş çalışmayı da üzerime vacip kılmışsın. Bu vacipliğin yerine gelmesi için, senin rızan için çoluğumun çocuğumun rızkının peşine düşüyorum. Senin rızan için çalışmayı, helalinden kazanmayı niyet ediyorum.” Bu niyetin kendini akşama kadar ibadet sevabı vereceğini düşünürdü.</p>
<p>Dükkanını besmelelerle, salâvatlarla açardı. Dükkan ekmek kapısı, rızık kapısıydı ama asla “kazanç” kapısı değil. Çünkü bilirlerdi ki çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz. Şu köhne dünyada namerde muhtaç olmamak yeterdi onlar için. Nereden bilsinler, değil namerde, merde bile muhtaç olmamanın gerektiği bir devrin geleceğini. Çünkü o devrin mertleri bile namert.</p>
<p>Sonra tatlı bir yorgunlukla evlerine gelirlerdi. Biraz soluklandıktan sonra sevgili zevcelerinin yine salâvatlarla besmelelerle karıştırılmış, dualarla pişmiş yemeklerini hep beraber yerlerdi. Kevser suresiyle demlenen çayları içerlerdi. Evde sohbetler edilir, insanlar birbirini dinlerdi. Kimsenin anlaşılmak gibi bir derdi yoktu. Çünkü herkes birbirini anlardı.</p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>Çocuklar oyunlarını kendileri icat eder ya da babalarından dedelerinden kalma oyunları oynarlardı. Oyuncak sıkıntısı asla yaşanmaz, bir çocuğun canı asla sıkılmazdı. Eve dönme zamanı akşam ezanıydı. Akşam ezanı okunduğunda evli evine, köylü köyüne gitmek durumundaydı.</p>
<p>Ayağımın altında çağla/Herkes evine dağıla!</p>
<p>Anneler çocuklarının sokaktan eve girmediğinden şikayet ederlerdi. Ne bilsinler, gün gelecek; “Bu çocuk dışarı çıkmıyor, varsa yoksa internet… Bilgisayarın başından kaldıramıyoruz!” diyeceklerini. Şimdi çocuk psikolojisi, gelişim psikolojisi, çocuk eğitimi gibi onlarca dal, yüzlerce kitap var. Acaba neden? Halbuki bizim annelerimiz okuma yazma bile bilmiyordu.</p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>Hayat çok pratikleşti. Artık her şey çok daha basit, çok daha kolay. Artık dudağına, alnından süzülen teri değmeden kendi terinin tadını bilmeden ölen insanlar var. Üç ayrı telefonla geziyoruz. İnternet her evin içinde. Su ısıtarak leğenlerde yıkanılan zamanlar hayal gibi geliyor. Herkesin kolunda bir saat, modern zamanların kelepçesi. İnsanların her şeyleri var, zamanlarından başka. Halbuki sevgiyi yaşatmak için sadece zaman gerekli. Peki biz neyi kaybettik zamanımızdan başka?!</p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>Hayat bir düşüncenin ekseninde döner. Evvelce din hayat demekti. Fikirler, kavramlar, konuştuğumuz kelimeler hep bu hayat çizgisiyle belirlenirdi. Şimdi teknoloji ve şahsi fayda. Dün Arapça, Farsça kelimeler baskındı dilimizde, bugün İngilizce, Fransızca… “Garbın teknolojisi ve ilmini almalıyız.” diyor Mehmet Akif amca, o kadar basit değil Akif amca… Meydana getirilen, üretilen her şey kendi ahlâkını içinde barındırır. Hadi sök sökebilirsen. Dün bacımın peçesini indirdiler diye silah kuşanan, kurşun atan, bugün arabamı çizdiler diye yedi düvele dümdüz gidiyor da, karısıyla kucak kucağa dans eden adama tebessüm ediyor.</p>
<p>Dönüşüm…</p>
<p>Biz hep pilav yiyen ve Mesnevi okuyan bir millet olarak kalmalıydık. Trajedi hayatımızda hiç olmamalıydı. Kadınlarımız bir sinema filminden ya da televizyon dizisinden fırlamış gibi çıkmamalıydı karşımıza. Tuğlayı kafamıza yemeden, toprağın toprağı cezalandırdığını, görünmese de acının var olduğunu anlayabilmeliydik.</p>
<p>Doğru söylersin dede, biz yaşlılığı görmedik ama gençliğimiz böyledir. </span></div>
<div class="entry"></div>
<div class="entry"><span>Kaynak:   http://www.semerkanddergisi.com/Detay.aspx?YaziID=1070&amp;Sayi=83<br />
</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/donusum.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınav Döneminde Rehber Öğretmene Ek Ders Yok&#8230;</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/sinav-doneminde-rehber-ogretmene-ek-ders-yok.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/sinav-doneminde-rehber-ogretmene-ek-ders-yok.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 07:07:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/sinav-doneminde-rehber-ogretmene-ek-ders-yok.htm</guid>
		<description><![CDATA[DAVA DANIŞTAY TARAFINDAN SÜRE RET OLARAK YANİ ZAMANINDAN SONRA AÇILMIŞ BİR DAVA OLARAK DEĞERLENDİRİLİP REDDEDİLMİŞTİR.  HABERİMİZİN İLGİLİ KISMINI KALDIRDIĞIMIZI BİLDİRİR VE ÖZÜR DİLERİZ.  Eğitim-Sen&#8217;in Danıştay&#8217;a açtığı ve asıl amacının rehber öğretmenleri sınav döneminde mağdur etmemek ve ek derslerinin ödenmesini sağlamak olduğu iddia edilen; oysa ek  dersle ilgili yayınlanan genelgede ders yılı ibaresinin kaldırılmasına yönelik olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DAVA DANIŞTAY TARAFINDAN SÜRE RET OLARAK YANİ ZAMANINDAN SONRA AÇILMIŞ BİR DAVA OLARAK DEĞERLENDİRİLİP REDDEDİLMİŞTİR.  HABERİMİZİN İLGİLİ KISMINI KALDIRDIĞIMIZI BİLDİRİR VE ÖZÜR DİLERİZ.  Eğitim-Sen&#8217;in Danıştay&#8217;a açtığı ve asıl amacının rehber öğretmenleri sınav döneminde mağdur etmemek ve ek derslerinin ödenmesini sağlamak olduğu iddia edilen; oysa ek  dersle ilgili yayınlanan genelgede ders yılı ibaresinin kaldırılmasına yönelik olduğu anlaşılan (bu da bir kandırmacadır-eğitim sen&#8217;in reklamıdır) dava Danıştay tarafından reddedildi.<span id="more-124"></span>Eğitim Sen sözde rehber öğretmenin ek ders mağduriyetini gidermek için açtık dediği davanın özünü inceleyince kesinlikle rehber öğretmenle ilgisi olmadığı ders yılı ibaresinin iptali için açılmış ve kazanılamayacağı baştan belli bir dava olduğu görülmüştür.</p>
<p>Sonuç: Artık sınav döneminde &#8220;ortaöğretimde çalışan rehber öğretmenlere&#8221; ek ders yok. Karar aşağıda&#8230;</p>
<h3>Dosyaya Ait Bilgiler</h3>
<table class="table1" border="0" width="475" align="center">
<tbody>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Dairesi </strong></td>
<td class="td1">ONBİRİNCİ DAİRE</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Davacılar </strong></td>
<td class="td1">YASİN GÜNDOĞAN ADINA EĞİTİM VE BİLİM</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Davalılar </strong></td>
<td class="td1">BAŞBAKANLIK</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Davalılar </strong></td>
<td class="td1">MALİYE BAKANLIĞI</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Davalılar </strong></td>
<td class="td1">ANKARA ÇANKAYA KAYM.</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1" width="200"><strong> Genel Evrak Yıl &#8211; No</strong></td>
<td class="td1" width="275">2007-128129</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Esas Yıl &#8211; No </strong></td>
<td class="td1">2007-11897</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong>Davanın Türü </strong></td>
<td class="td1">İPTAL DAVASI(1.DERECE)</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Davanın Konusu </strong></td>
<td class="td1">ÜCRETLER</td>
</tr>
<tr class="tr1" bgcolor="#cccccc">
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Geldiği Yer </strong></td>
<td class="td1">BOŞ</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Geldiği Yer Esas Yıl &#8211; No </strong></td>
<td class="td1">-</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Geldiği Yer Karar Yıl &#8211; No </strong></td>
<td class="td1">-</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Geldiği Yer Temyiz Yıl &#8211; No </strong></td>
<td class="td1">-</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Bölgeden Gönderme Tarihi </strong></td>
<td class="td1"></td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Daireye Geliş Tarihi </strong></td>
<td class="td1">25/10/2007</td>
</tr>
<tr class="tr1" bgcolor="#cccccc">
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> İstem </strong></td>
<td class="td1">YOK</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> İstem Sonucu </strong></td>
<td class="td1">-</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> YD ile ilgili İstem </strong></td>
<td class="td1">VAR</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> YD ile ilgili İstem Sonucu </strong></td>
<td class="td1">YD SAVUNMADAN SONRA</td>
</tr>
<tr class="tr1" bgcolor="#cccccc">
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> YD İtiraz ile ilgili İstem </strong></td>
<td class="td1">YOK</td>
</tr>
<tr class="tr1" bgcolor="#cccccc">
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Dosyanın Son Aşaması </strong></td>
<td class="td1">Karar</td>
</tr>
<tr class="tr1" bgcolor="#cccccc">
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
<td class="td1" bgcolor="#cccccc"></td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Karar Sonucu </strong></td>
<td class="td1">SÜRE RET</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Karar Tarihi </strong></td>
<td class="td1">04/02/2008</td>
</tr>
<tr class="tr1">
<td class="td1"><strong> Karar Yıl &#8211; No </strong></td>
<td class="td1">2008-682</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>www.psikolojikdanisman.org</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-123" title="mavi-tepeler" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/05/mavi-tepeler.jpg" alt="mavi-tepeler" width="800" height="600" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/sinav-doneminde-rehber-ogretmene-ek-ders-yok.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>30</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk PDR Derneği Başkanı&#8217;na Tebrik&#8230;</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-dernegi-baskanina-tebrik.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-dernegi-baskanina-tebrik.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 08:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[önemli haberler]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[rehber öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[tuncay ergene]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-dernegi-baskanina-tebrik.htm</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Nuri BİLGİN&#8217;e cevap olarak yazılan bu yazıyı site yönetimi olarak biz çok beğendik.  Yazı &#8220;Sayın Psikologlar, Psikolojik Danışmanlar ve Kamuoyuna&#8221; diye başlıyor. Özellikle Psikolojik Danışmanların mutlaka okuması gereken bir cevabi yazı.  Haberin devamında&#8230; Sayın, Psikolojik Danışmanlar, Psikologlar ve Kamuoyuna Sayın Prof. Dr. Nuri Bilgin, tarafından kaleme alındığı belirtilen ve “Psikologlar Kamuoyuna” başlıklı yazısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Nuri BİLGİN&#8217;e cevap olarak yazılan bu yazıyı site yönetimi olarak biz çok beğendik.  Yazı &#8220;Sayın Psikologlar, Psikolojik Danışmanlar ve Kamuoyuna&#8221; diye başlıyor. Özellikle Psikolojik Danışmanların mutlaka okuması gereken bir cevabi yazı.  Haberin devamında&#8230;<span id="more-122"></span></p>
<p><strong>Sayın, Psikolojik Danışmanlar, Psikologlar ve Kamuoyuna</strong></p>
<p>Sayın Prof. Dr. Nuri Bilgin, tarafından kaleme alındığı belirtilen ve “Psikologlar Kamuoyuna” başlıklı yazısı dikkatle okunma ve incelenme fırsatı bulunmuştur. Aslında üzerinde ıslak imzası bulunmayan ve elektronik ortamda dolaşan bir mesaja <strong>(Ek – 1)</strong> yanıt vermenin ilke olarak uygun olmadığı düşünülmektedir. Fakat Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği olarak, meslek alanımız ve özellikle de son zamanlarda tartışma konusu olan “Özel Eğitim ve Rehberlik Merkezleri”nde yapılan düzenlemelere ilişkin olarak Psikolojik Danışmanlara, Psikologlara ve Kamuoyuna bir açıklama yapılması kararlaştırılmıştır.</p>
<p>Sayın Prof Dr. Nuri Bilgin’in Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde görev yapan bir öğretim üyesi olduğu özellikle Sosyal Psikoloji alanındaki katkıları hepimizin malumudur. Sayın Bilgin’in ifadelerini kendi meslek alanını koruma kaygısı ile yazılmış, iyi niyetli değerlendirmeler olarak ele alınmaktadır. Kendisi de yazısının üçüncü sayfasında <strong><em>“&#8230; gerilimi tırmandırmadan, iki alanı çatışma içine sürüklemeden ve hatta onlarla işbirliği yaparak …”</em></strong> şeklinde düşüncesini ifade etmiştir. Yazısında Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanına ve bu alandaki çalışmalara ilişkin sınırlı bilgiden kaynaklanan ve yanlış değerlendirmelere yol açan ifadeler yer almaktadır. Bağımsız bir meslek alanı olan Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı hakkında yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla aşağıda çeşitli konularda bilgi verilmiş, açıklamalar yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.</p>
<p>Sayın Bilgin’in yazısı esasen iki temel yanlış üzerine şekillendirilmiştir. Bunlardan birincisi, <strong>mesleki standartlar ve sınırların çizilmesi sürecinde kendi meslek alanlarının neyi, hangi düzeyde ve yeterlikte yapabileceklerini belirlemekten çok, başka <span style="text-decoration: underline;">meslek alanlarının ne yapmaması</span>gerektiğinin belirlenmesi çabasıdır</strong>. İkinci de evrensel bir bilim dalı olan <strong>psikoloji bilim dalının sadece psikolog ünvanı taşıyan kişilerin temsil edebileceği varsayımı ve <span style="text-decoration: underline;">bilim dalı eşittir meslek ünvanı</span> şeklinde formüle edilebilecek</strong> bir düşünce üzerine kurulu olan bir anlayışı ifade etmesidir.</p>
<p>Psikolojik Danışma ve Rehberlik öncelikle yüksek lisans sonra da lisans programından mezun olanlar 1970’li yıllardan beri kendilerini batıdaki eğilimlere de bağlı olarak “psikolojik danışman” olarak tanımlamaktadır. Bu durum 2000 yılında gerçekleşen yeni bir durum değildir. Bir dönem Yüksek Öğretim Kurulu özellikle Eğitim Fakültelerinde öğretmenlik alanları ile ilgili düzenlemeler bağlı olarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik meslek alanından mezun olanlara unvan verme girişiminde bulunmuş bu konuda Psikolojik Danışma ve Rehberlik meslek alanı mensuplarının da girişimleriyle, verilen lisans diplomalarda asıl mezun olunan programın adının yazılması gereği belirtilmiştir. Aslında bu dönemde Sayın Bilgin’in de yazısında belirttiği gibi kendisi ile benzer düşünen psikoloji camiasından çeşitli bilim insanları Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) nezdinde kulis faaliyetlerinde bulunmuşlar oluşturulmuş önceki kişisel ilişkilere bağlı olarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans mezunlarının diplomalarımızın üzerine unvan olarak “Rehber Öğretmen” yazılmak istenmiştir. Burada amacın Psikolojik Danışma ve Rehberlik mezunlarının önünü kesme gayreti olduğu açıktır. Bunun temel nedeni gittikçe serpilen ve gelişen ve toplumda kabul gören bir meslek alanı nedeniyle yaşanmaya başlayan ve gelecekte de yaşanma olasılığı olan Pazar payını kaptırma endişesidir. Kısaca konu para ve güç kaybetmeme isteğidir.</p>
<p>Bilindiği gibi lisans diplomaları üzerine aslen mezun olunan programın adı yazılır. Hukuk fakültesinden mezun olan bir öğrencinin diplomasının üzerinde tamamladığı lisans programının adı yazılır. Bu kişiler Hukuk Fakültesinden mezun olurken birer meslek unvanı olan Avukat, Hâkim, ya da Savcı unvanlarından birini alarak mezun olmazlar. Ülkemizde serbest olarak icra edilebilecek birçok meslek alanının henüz yasal bir tanımı bulunmamaktadır. Örneğin Psikologluk, Sosyal Hizmet Uzmanlığı, Çocuk Gelişimi Uzmanlığı, Psikolojik Danışma ve Rehberlik gibi alanlar da henüz tanımlanmamıştır. Konu daha çok kamuda kimlerin çalışabileceği ve ne tür bir ehliyetle ve unvanla çalışabileceği ile ilgilidir. Ülkemizde meslek unvanı Başbakanlığa bağlı YÖK ve Devlet Personel Dairesi tarafından tanımlanan ve Maliye Bakanlığı’nın onayı ile “Devlet Personel Cetvelinde” yer alma sonucu Meslek Kadroları belirlenmektedir. Hangi Bakanlıkta kaç kişinin çalışabileceği ilgili Bakanlıkların ve kamu kurum ve kuruluşlarının istediği talepler doğrultusunda belirlenmektedir. Bu unvan ve kadrolara göre meslek insanları devlet kurumlarında yer alan kadrolarda görev yapmaktadırlar. Sayın Bilgin’in yazısının sonunda işaret ettiği Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezilerinde yaşanan sıkıntılardan Psikologlar kadar Psikolojik Danışmanlar da mağdur olmaktadırlar. Burada Sayın Bilgin’in adeta Psikolojik Danışmanları düşman göstererek, ötekelişterek, Psikologları engellediğini belirten ifadeler kullanması uygun bulunmamaktadır. Burada kendilerinin asıl sorması gereken, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Psikolog kadrosu var mıdır? Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri’nde Psikolog kadrosu var mıdır? soruları olmalıdır. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığı’nda uzmanlık kadroları özellikle son 20 yıl içerisinde kullanılmamaktadır. Bunun yerine öğretmenlik kadroları kullanılmaktadır. Özellikle Psikolojik Danışma ve Rehberlik Mezunları’nın yaygın olarak görev yaptıkları “Rehber Öğretmen” kadrosu, sırf öğretmen kadrolarından ödeme yapılması amacıyla oluşturtmuş zoraki bir kadrodur. Nitekim üniversitelerin psikoloji mezunları da Milli Eğitim Bakanlığı’nda bu “Rehber Öğretmen” kadrosunda görev yapmaktadırlar. Kısaca konu Sayın Bilgin’in uzmanlık konusuyla da ilgili olarak,“&#8230;imiş gibi”, “..mış gibi yapma” temelinde tam bir sosyal psikolojik olaydır. Özellikle ülkemizin sosyal gelişimine katkıda bulunabilecek meslek alanlarının tanımlamaları ve Bakanlıklardaki uygulamalarında ciddi yetersizlikler yer almaktadır. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezilerinde yer alan Psikolojik Danışmanlar da son uygulamalarla ellerinden imza yetkisinin alındığından yakınmaktadırlar.</p>
<p>Sayın Bilgin, yazında <strong><em>“son günlerde pek çok meslektaşımıza ulaşan duyurulara göre, yakın bir zamanda üniversitelerimizden birisinde PDR Bölümünün sorumluluğunda bir ‘Psikolojik Danışmanlık Kongresi’ düzenlendiği de görülmektedir”</em></strong> denilmektedir. Bu yıl 20. kuruluş yılını kutlayacak olan <strong>Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği</strong>’nin (<a href="http://www.pdr.org.tr/"><span style="color: #800000;">http://www.pdr.org.tr</span></a>) ve PDR programı bulunan bir üniversitenin işbirliği ile her iki yılda bir <strong>“Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongreleri”</strong> düzenlenmektedir. Bu yıl 21-23 Ekim 2009 tarihlerinde Çukurova Üniversitesinde Bireyden Topluma Psikolojik Danışma ve Rehberlik: Seçimlerimiz ve Sorumluluklarımız temalı <strong>“Onuncu Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi” </strong>düzenlenecektir. Son yirmi yıl içinde ülkemizde dokuz Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik, İki Uygulamalı Psikolojik Danışma ve Rehberlik, beş Psikolojik Danışma ve Rehberlik Öğrencileri Kongresi düzenlenmiştir.</p>
<p>Meslek alanımıza sahip çıkmak ve mesleki eğitim ve standartları artırmak amacıyla Her yıl Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Başkanları toplantıları düzenlenmektedir. Bu yıl bu toplantıların sekizincisi düzenlenecektir. Meslek alanındaki akademisyenlerin kendi çabaları ile tamamen gönüllülük temelinde başlatılan bu girişime birçok meslek alanında rastlanmamaktadır.</p>
<p>Bunlara ek olarak zaman zaman farklı üniversiteler psikolojik danışma ve rehberlik alanının farklı uzmanlık alanlarını vurgulayacak şekilde kongre, sempozyum, workshoplar da düzenlemektedirler. Kısaca bu Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında üretilen bilgi, araştırma sonuçları ve deneyimin paylaşıldığı birçok bilimsel ve akademik etkinlik yapılmaktadır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında sanki ilk kez kongre düzenleniyormuş izlenimi verecek ifadelerde bulunmanın uygun olmadığı görüşünü taşıyorum. Buna ek olarak özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’deki gelişmeler de göstermektedir ki, toplumsal gelişmelere ve gereksinimlere bağlı olarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında psikolojik danışma kavram olarak öne çıkmaktadır. Bu hiçbir zaman kavram ve kapsam olarak rehberlik kavramının göz ardı edildiği anlamına gelmemektedir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik olarak tanımlanan alanımızdan istenilen kısmın görünüp istenmeyen kısımların göz ardı edilmesi seçici bir yaklaşımın ifadesi olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p>Meslek mensuplarımızın adı 1970’li yıllardan beri “psikolojik danışman”dır zaman zaman da takdir edeceğiniz gibi bu da bir sosyal psikolojik tanımlama biçimidir adeta <strong>“Almancı”, “Kamyoncu”, “Çaycı”</strong> der gibi <strong>“PDR”</strong>ci denildiğine de rastlanılmaktadır. Bu durum bu ismin toplumda da yerleştiğine de işaret etmektedir.“Psikolojik Danışman” ve PDR adı ülkemizde 1970’li yıllardan itibaren topluma sunulmuş ve bu alan bu isimle de kabul bulmuştur. Sayın Nuri Bilgin’in ortaya attığı tartışmaların bir kısmı da toplum tarafından her geçen gün daha da kabul edilmekte olan meslek alanımızın asıl adının psikologlar tarafından da kullanılma gayretinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Nitekim sizin de iddialarınızı aksine bu isim toplumda öyle kabul görmüştür ki birçok Psikiyatr da kendi özel merkezlerini “Psikiyatri Merkezi” adı altında değil “Psikolojik Danışma Merkezi” adı altında açtıkları ve bu ismi kullandıkları görülmektedir.</p>
<p>Sayın Prof. Dr. Nuri Bilgin yazısına <strong><em>“Eğitim Fakültelerinin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü mezunlarına “Psikolojik Danışman” unvanı verilmesi, <span style="text-decoration: underline;">dünyadaki ve ülkemizdeki mesleki ve akademik örgütlenme esaslarına</span> aykırı görünmektedir. Zira “Psikolojik Danışman” unvanı, psikolojik meslekler sınıfına girmekte ve Eğitim danışmanı ile “Psikolog” unvanı arasındaki mesleki ve akademik ayrımları ortadan kaldırmaktadır.”</em></strong> şeklinde devam etmektedir. Yine kategorik bir yaklaşım ve bir şablona koyma çabası ile <strong><span style="text-decoration: underline;">kendi alanını tanımlamaktan çok başka bir alanın ne olması gerektiğini saptamıştır.</span></strong> Sayın Bilgin’in bilgilerine Amerikan Çalışma Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı <strong>“Handbook of Occupational Outlook”</strong>dan ilgili kısmı olan Counseling, (psikolojik danışma)<strong>(Ek – 2)</strong> ve ayrıca Psychologist (Psikolog) <strong>(Ek -3)</strong> alanının nasıl birer meslek alanı olarak tanımlandığını incelemesini öneririm. Gelişmiş bir batı ülkesi olan ABD’de de bu iki alan bağımsız iki meslek alanı olarak tanımlanmaktadır. Psikolojik Danışma alanı “Counselor” olarak adlandırılmaktadır. Yapılan danışmanlığın niteliğini vurgulamak amacıyla ülkemizde bu alan 1970’li yıllardan beri tanımlanmasında Psikolojik Danışma olarak ifade edilmektedir. İlgili dokümanın da incelenmesinden anlaşılacağı üzere 2006 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Educational, Vocational and School Counselors (Eğitsel, Mesleki ve Okul Danışmanlığı, Employment or Career Counselors (İş ve Meslek Danışmanlığı), Rehabilitation Counselors (Rehabilitasyon Danışmanlığı), Mental Health Counselors (Ruh Sağlığı Danışmanlığı), Substance Abuse and Behavioral Disorder Counselors (Madde Bağımlılığı ve Davranış Bozukluğu Danışmanlığı), Marriage and Family Therapists (Evlilik ve Aile Terapisi) gibi alanlarda 2006 yılı itibariyle 650.000’den fazla işe ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. 2030 yılı projeksiyonu olarak da % 30’luk bir artış öngörülmüştür. ABD’de Psikolojik Danışmanların yıllık olarak 31.000 – 53.000 ABD Doları arası bir gelire sahip oldukları ifade edilmektedir. İngiltere, Avustralya ve Kanada’da durum benzer bir niteliktedir. Bu meslek alanı adını tanımlayarak ÖSYM tarafından her yıl yapılan Öğrenci seçme sınavı ile öğrenci almaktadır. 2008 – 2009 Eğitim ve Öğretim yılında Programa en son kabul edilen öğrencinin puanı dikkate alındığında Eşit Ağırlıklı puan türünden % 2’lik dilimden öğrenci aldığımızı hatırlatmak isteriz. Bu programın adını bilerek öğrenciler tercihlerini yapmaktadır. Programların adı Fakülte ve Enstitüler bazında resmikabul edilmiş olan isimlerdir. Diğer bir ifade ile Psikoloji programlarına öğrenciler nasıl girmekteyse PDR Programlarına da öyle girmektedir. Kısaca her şey ülkemizin yasaları çerçevesinde yürütülmektedir. Kısaca belirttiğiniz <strong><em>“…</em></strong><strong><em>dünyadaki ve ülkemizdeki mesleki ve akademik örgütlenme esaslarına aykırı görünmektedir.”</em></strong>İfadesi gerçeği yansıtmamaktadır. Üniversitelerde bulunan örgütlenme sorunları diğer meslek alanlarını ne kadar etkilemekteyse Psikolojik Danışma ve Rehberlik meslek alanını da o kadar etkilemektedir.</p>
<p>Avrupa Birliğindeki uygulamalarla ilgili olarak Psikologlar Derneği Avrupa Federasyonu (<em>The European Federation of Psychologists’ Association</em>) nezdinde yaptığı girişimler ve gelişmeler biz Psikolojik Danışmanları da oldukça sevindirmiştir. Bu konuda başarılı çalışmaların ülkemiz için çok yarar sağlayacağını düşünmekteyiz. Sizin de belirttiğiniz gibi Avrupa Birliği ülkelerinde Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında meslek elemanı eğitimi ve yetiştirilmesi sınırlı düzeydedir. Bu durumu çözümlemeye yönelik olarak Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında oluşturulan Avrupa Konseyi 2010 yılına kadar tamamlanmak üzere Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetlerinin yeniden yapılandırılması adlı bir çalışma başlatarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik uygulamalarının diğer Avrupa Birliği ülkelerinde yaygınlaştırılmasını sağlamaya çalışmaktadır.</p>
<p>Türkiye’de kendine özgü yaygın ve kökleşmiş bir psikolojik danışman yetiştirme deneyimi ve geleneğinin olması ülkemiz için Avrupa Birliğine giriş sürecinde önemli bir avantajdır. Ruh sağlığı alanında ülkede yaygın olarak yaşanan sorunların önlenmesinde iyi yetişmiş meslek elemanlarının katkısı yadsınamaz bir gerçektir. Bu ülkenin en değerli varlığı sahip olduğu insan gücüdür. Sahip olunan bu önemli kaynağın geliştirilmesi gerekmektedir. Bu konuda ülkede yetişmiş hizmet sunacak meslek elemanlarının da değerlendirilmesi ve yönlendirilmesi hem ülkenin insan gücü planlaması hem de bireysel mutluluğu açısından önemlidir. Bu çerçevede Ülkemizdeki Psikolojik Danışmanların mesleki derneği olan Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği olarak Avrupa Psikolojik Danışma Derneği, (Eurpean Association for Counseling) (<a href="http://www.eacnet.org/"><span style="color: #800000;">http://www.eacnet.org/</span></a>) ile işbirliğimiz sürmektedir. Avrupa Birliği, UNESCO ve WHO’da psikolojik danışmanlar ile ilgili çalışmalar yer almakta ve çalışmaları destek görmektedir. Esasen Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı, bu konuda birçok akademisyeninin ABD ‘de yer alan üniversitelilerden de lisansüstü eğitim almalarına bağlı olarak bir ABD yaklaşımı benimsemişlerdir. Aslında Avrupa ülkeleri Avrupa Birliği kurma çalışmaları Amerika Birleşik Devletleri ile ekonomik olarak rekabet edecek düzeye gelme girişimi ile ilgilidir. Avrupa Birliği’nin temel yaklaşımı olan mal ve hizmetlerin serbest dolaşımının kolaylaştırılması sürecinde de yeni meslek alanlarının, uzmanlık dallarının geliştirilmesine gereksinim vardır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik meslek alanı da bu konuda Avrupa’da çalışmalar yürütecek meslek alanlarından birisi olarak görülmektedir. Diğer bir ifade ile Psikolojik Danışma ve Rehberlik ABD’de güçlü olan bir meslek alanıdır ve ABD’ye benzeme gayreti içinde olan Avrupa Birliği için de vazgeçilmez meslek alanlarından biridir.</p>
<p>Sayın Bilgin yazısında devamla <strong><em>“Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, temelde eğitim alanındaki davranışlarla ilgilenen bir araştırma ve uzmanlık alanı olarak tanımlanmıştır.”</em></strong><em> </em>şeklinde yazısına devam etmektedir. Aslında Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanının ilk ortaya çıkışı 1800’lü yılların sonunda ve 1900’lü yılların başında kariyer danışmanlığı alanında Frank Persons’la başlar daha sonra özellikle 1950’li yıllardan itibaren ABD – Rusya uzay çalışmaları sırasında eğitim alanında çalışmalarına ağırlık verilmiş, 1960 Vietnam savaşı sonrasında da toplumda gereksinim duyulan ruh sağlığı ve rehabilitasyon alanında psikolojik danışmanlık gereksinimine bağlı olarak da ruh sağlığı alanında gelişmiştir. Sayın Bilgin’in ifadesi sanki psikolojik danışma alanının sadece eğitim sektörü ile sınırlı olduğu izlenimi yaratmaktadır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanının eğitim sektöründe önemli bir işlevi bulunmaktadır, fakat bununla sınırlı değildir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı ile ilgili 1950 – 1960’lı yılların literatürüne bakıldığında böyle bir izlenim edinilebilir ancak güncel literatürün incelenmesi durumunda konunun daha iyi anlaşılacağı inancını taşımaktayım.</p>
<p>Sayın Bilgin, yazısında, psikolojik danışmanlık alanının <strong>“psikolojik meslekler sınıfına”</strong> girdiğini belirtmektedir. Oysaki yazısının başından sonuna psikologluk dışında bir meslek unvanı olmaması gerektiğini belirtmektedir. Psikolog dışında bu “psikolojik meslekler sınıfı” olarak adlandırılan sınıfta hangi meslekler acaba yer almaktadır? Yazıda devamlı <strong><em>“Rehberlik ve Danışmanlık Bölümlerinden mezun olan kişiler, eğitim kurumlarında örneğin rehber öğretmenlik, eğitim danışmanlığı gibi görevleri yerine getirecek donanıma sahiptirler ve nitekim halen de bu tür unvanlar altında çalışmaktadırlar.”</em></strong>denilmektedir.</p>
<p>Psikolojik Danışma ve Rehberlik programı mezunlarının sahip olduğu donanımı küçümser bir yaklaşım ile yine kendi alanını tanımlamaktan çok başka bir meslek alanının ne yapması gerektiğini ifade eden bir yaklaşımla burada da karşılaşılmaktadır. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde <strong>“eğitim danışmanlığı”</strong> adı altında bir tanımlama yer almamaktadır. Böyle bir unvan yoktur. Rehber Öğretmenlik ise sadece Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlik kadrosu kullandığı için 1980’li yıllar sonrasında sadece çalışanlara ödeme yapabilmek ve Maliye Bakanlığı’ndan alınan Öğretmenlik kadrolarını kullandırmak amacıyla, bir çeşit hülle yöntemi ile tanımlanmış bir kadrodur. Nitekim bu kadrolara Milli Eğitim Bakanlığı Psikolojik Danışma ve Rehberlik programı dışında psikoloji mezunlarını da atamaktadır. Aslında biz akademisyenlerin burada sorması gereken temel sorunun Eğitim sektörü içinde öğretmenlik dışında hangi uzmanlık alanlarının da işlevi olduğu ve bu uzmanlık alanlarının eğitim sektörünün çeşitli kademelerinde ve okullarda görev yapmalarının sağlanması olduğuna inanılmaktadır. Örneğin, ülkemizde Okul psikolojik Danışmanına, Okul Psikologuna, Psikometriste, Okul Hemşiresine, Eğitim Psikoloğuna ihtiyaç vardır. Biz akademisyenlerin asıl ihtiyaç olan alanları belirleyip bunlar üzerinde işbirliği yapıp bunlar üzerinde çalışma yerine, hülle amaçlı uydurulmuş olan “Rehber Öğretmen” kadrosunu da benimseyerek, küçümser bir tavır ile aslında psikolojik danışma ve rehberlik programı mezunlarının kadrosu budur demenin çok akademik, bilimsel bir tutumu yansıttığı görüşünü taşımıyorum. Öğretmenlik son derece saygın meslek dallarından biridir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın her hizmeti bir öğretmenlik kadrosuna bağlayarak yürütme girişimini değiştirilmesi için tüm bilim dalları ve meslek alanları olarak bizler işbirliği yapmak durumundayız. Öğretmenler okullarda öğrenciler tarafından sıklıkla otorite figürü olarak algılanmaktadır. Yapılan işin niteliği gereği Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmeti ile Öğretmenlik işlevi birbiriyle bağdaşmamaktadır.</p>
<p>Sayın Bilgin yazısında devamla <strong>“Öte yandan ülkemizde Üniversitelerarası Kurul da Doçentlik Alanları içerisinde Psikoloji bilimini Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler temel alanında tanımlarken, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bilimini Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme temel alanı içersinde tanımlamaktadır.”</strong> demektedir. Bu durum sadece üniversitelerimizin özellikle fakülte temelli örgütlenmesinden kaynaklanmaktadır. Fakültelerde bulunan bölümlerin devamı niteliğindedir. Bu sınıflama gerçekten üzerinde çok ayrıntı ile düşünülerek gerçekleştirilmiş bir sınıflama mıdır? sorusu halen geçerliliğini korumaktadır. <strong>Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı </strong>ifadesini her okuduğumda aklıma<strong> </strong>bir spor federasyonu olan<strong> “Tenis, Eskrim, Dağcılık Federasyonu” </strong>adı gelir.<strong> </strong>Birbirleri ile ne kadar ilgili spor dalları değil mi?<strong> </strong>Bu bilim alanların isimlendirilmesi de böyle bir sürecin eseridir. Tekrar söylemek gerekirse, bu sadece bir örgütlenme sorunudur.<strong> </strong>Aslında bir sağlık mesleği olarak isimlendirilen psikoloji alanı aslında neden <strong>Sağlık Bilimleri Temel Alanında yer almamaktadır? </strong>Sorusu da akla gelmektedir. Böyle çarpık bir örgütlenmeyi savunmak ve buradan dayanak elde etmek yerine asıl konu üzerinde odaklanmak daha işlevsel olmaz mı?</p>
<p>Üniversitelerin Psikolojik Danışma ve Rehberlik veya Rehberlik ve Psikolojik Danışma alanından mezun olanlara verilmesi gereken unvan bu programın adında da yer aldığı gibi “Psikolojik Danışmandır” biz “Psikolog” olarak kendimizi tanımlasak ve bu unvanı isteseydik Sayın Nuri Bilgin haklı olabilirdi. Ancak Psikolojik Danışmanlar olarak bizler sadece yaptığımız işe ve programımızın adına uygun olarak, yaklaşık 30 yıl önce önerdiğimiz ve toplumda da kabul gören unvanımız olan “Psikolojik Danışman” unvanını kullanmaktayız. Bu unvanı hiçbir meslektaşımın da terk etmek isteyeceğini düşünmüyorum. Kendimizi de bu yönde tanımlıyoruz. Bu unvanla ilgili her aşamada yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bunun da son derece adil ve doğal bir yol olacağı görüşünü taşımaktayız.</p>
<p>Bilindiği gibi tüm bilimler aslında temelde felsefe’den ayrımlaşmıştır. İlk ayrılan alanlardan biri Tıp alanıdır. Psikoloji alanı da daha sonra tıp ve psikiyatri’den ayrımlaşmıştır. Psikolojinin tarihçesine bakıldığında psikoloji alanının tıp ve özellikle de psikiyatriden ayrımlaşması ve bağımsız bir bilim dalı olarak kabul edilmesi de sancılı ve mücaledeyi de beraberinde getiren bir süreç olduğu anlaşılacaktır. Şu an Psikolojik Danışma ve Rehberliğin de meslekleşme sürecinde yaşadığı tanımlanma sıkıntıları buna benzemektedir. Diğer bir ifade ile ne acıdır ki, özellikle psikolojinin psikiyatriden farklılaşması sırasında psikologların sıkıntıları unutulmuş gibi hareket edilerek şimdi benzer bir tavır, psikolojik danışma ve rehberlik alanına karşı psikologlar tarafından gösterilmektedir.</p>
<p>Bilindiği gibi Bilim dalları temel bilimler ve uygulamalı bilim dalları olarak ayrılmaktadır. Fizik, Kimya, Biyoloji Fen Bilimleri alanında, Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji, Eğitim de Sosyal Bilimler alanında temel bilimler arasında sayılabilir. Bu bilim dallarında üretilen bilgi ve beceri sadece ilgili bilim dalın mülkiyetinde olan bir meta değildir. Bilim evrenseldir ve temel bilim alanlarında üretilen bilgi birikimi oluşturulan ve tanımlanan meslek alanları tarafından kullanılır. Meslek insanı yetiştirme sürecinde bir kuramsal altyapı oluşturma ve bilgi, beceri ve mesleki tutumla donanımlı olarak meslek insanı eğitimi yapılır, yetiştirilen bu meslek insanı da tanımlanır ve bir mesleki unvan verilir. Bu meslekler de aslında sırf meslek olsun diye yapılmaz. Toplumda bir gereksinimi gidermek mal ve hizmet üretimini gerçekleştirmek için yapılır. Diğer bir ifade ile her zaman bilim dalı adı eşittir meslek unvanı anlayışı geçerli değildir. Sayın Bilgin üniversitelerde program duplikasyonlarından söz etmektedir. Tabiî ki program duplikasyonlarına Psikolojik Danışmanlar olarak bizler de karşıyız. Fakat Psikoloji ve Psikolojik Danışma ve Rehberlik farklı alanlardır. Bu programlar programları itibariyle bir duplakasyon göstermemektedir. Örneğin, üniversitelerimizde Fizik Bölümleri vardır ayrıca Fizik Mühendisliği Bölümleri de vardır. Fizik Bölümü temel, Fizik Mühendisliği ise uygulamalı bir alandır. Gelişmeye bağlı olarak bir de bazı Üniversitelerde Nükleer Mühendislik alanı vardır. Hiçbir üniversitede biz fizikçiyiz, siz mühendissiniz, siz mühendisliğinizi yaparken fizik adını kullanamazsız denilmemektedir. Nükleer mühendislik gibi bir alanda lisans eğitimi verilmektedir ve siz kendinize fizikçi diyemezsiziniz denilmemektedir. Kimya, Kimya Mühendisliği, Kimya Öğretmenliği gibi alanlarda da bu yaşanmaktadır. Antropoloji, Sosyoloji, Eğitim ve Psikoloji gibi sosyal bilimler üzerine kurulan ve bireylere danışmanlık hizmeti sunmayı amaçlayan bir meslek alanı kendisini tanımlamak amacıyla neden <strong>“psikolojik”</strong> sıfatını kullanamasın? Lisans düzeyinde 128 kredilik bir akademik çalışmayı yürüterek ağırlıklı olarak psikolojik danışmanlık dersleri ile öğrencilere bir donanım kazandıran bu bölüm mezunlarına neden Psikolojik Danışman denilmesin? Sizin iddia ettiğiniz (counseling psychologist) danışma psikoloğu yetiştirmeyi hedefleyen psikoloji lisans programlarında ne düzeyde danışmanlık konusuyla ilgili bir donanım kazandırılmaktadır. Danışmanlıkla ilgili kaç ders vardır? Özellikle bu alanlarda yetişmiş çok deneyimli akademisyenlerin, diğer bölümleri her zaman potansiyel bir düşman gibi göstermesi, özellikle disiplinler arası çalışmaların son derece önemli olduğu günümüzde ciddi bir engel olmamakta mıdır?</p>
<p>Bir an için “Psikolojik Danışman” unvanında “psikolojik” kelimesinin çıkarıldığını varsayalım. Psikolojik Danışma ve Rehberlik programı mezunlarına sadece “Danışman” (Counselor) diyelim. Sadece “Danışman”(Counselor) unvanını kullanabileceklerini belirtelim. Bu durumda Psikolojik Danışmanlarında tanımlama süreci içinde Sayın Bilgin’in bakış açısıyla hareket ettiklerinde Danışman Psikolog (Counseling Psychologist) unvanındaki danışman kelimesinin çıkarılmasını istemeleri haklı olamaz mı? Biz danışmansak eğer psikoloji alanındaki her danışmanlık adını da bizim sahiplenmemiz gerekmez mi? Bu durumun ne kadar saçma olduğu sanırım fark edilmektedir. Meslek alanı adları bir ülkeye adapte edilirken o ülkede anlaşılmasını kolaylaştıracak bir biçimde meslek alanının adının nitelenmesi son derece doğaldır. Bu nedenle ülkemizde önermiş olduğumuz “Psikolojik Danışman” adı yerleşmiştir. Bu tür Meslek alanı program adı tanımlamaları yapılan işin içeriğine uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Yoksa kategorik olarak bizim alanımız adımız budur, başkası bu adı kullanamaz demenin uygun bir yol olmadığı görüşü taşınmaktadır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik programları içinde psikolojik danışma eğitimi verilmektedir ve bu meslek alanının tanımlanmasında da bu ad kullanılmalıdır.</p>
<p>Sayın Nuri Bilgin’in yazısında devamla <strong><em>“Eğitim Fakültelerinin çeşitli alanlarında uzmanlık kazananların ise ‘Pedagojik Danışman’, ‘Eğitim Danışmanı’ (Educational Counselor, Conseiller Pedagogique) gibi unvanlar altında çalıştığı görülmektedir. Bu nedenle, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümlerinden mezun olan kişilerin “eğitimde rehberlik, eğitimde danışmanlığın” vurgulandığı unvanlar kullanmalıdır.” </em></strong><em>Şeklindeki ifadesi</em>, 1960 – 1970’li yılların Avrupa ve özellikle de Kıta Avrupası’nın insan yetiştirme sürecindeki özellikle de Fransa’daki anlayışını yansıtmakta ve daha çok Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanının sadece eğitim sektörü ile sınırlama gayretinden kaynaklanmaktadır. Kıta Avrupası’nın özellikle Avrupa Birliği çalışmaları sürecinde Life –Long Learning (Yaşam Boyu Öğrenme) kapsamında, European Credit Transfer System (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) çalışmaları ile değişen meslek alanlarında önceden tanımlanmış şablonlar ve kategoriler altında meslek insanı yetiştirmekten uzaklaşılarak, mesleki yeterlilikler esasında çalışmalar vurgulanmaktadır. Sayın Bilgin’in önerdiği unvanların bir işlevi bulunmamaktadır. Bu çerçevede Sayın Bilgin’in Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programlarını tekrar gözden geçirmesini ve ne tür alanlarda yeterlilikler kazandırıldığını tekrar gözden geçirmesi önerilir.</p>
<p>Kazandırılan Mesleki Yeterlilikler ve PDR Programlarının Akredite edilmesi ile ilgili olarak Yüksek Öğretim Kurulu ile birlikte bir girişimimiz söz konusudur. Öncelikle Psikolojik Danışman Yeterliliklerinin değerlendirilmesi yapılmaktadır. Buna ek olarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı ABD’de bulunan Psikolojik Danışma Akreditasyon örgütü (Council for Acreditation of Counseling and related educational Programs) (CACREP) <a href="http://www.cacrep.org/"><span style="color: #800000;">http://www.cacrep.org/</span></a> ile işbirliğimiz sürdürülmektedir. Programlarımızı uluslararası bağımsız bir Akreditasyon kurulunca akredite ettirme ve böylece bir kalite güvencesi sağlama girişimimiz söz konusudur. Bu amaçla 24-25 Nisan 2009 tarihleri arasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde bu yıl Sekizincisi düzenlenecek olan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Başkanları Toplantısı’na CACREP temsilcileri de davet edilmiş bulunmaktadır. Bu konuda Akreditasyon çalışmalarımız devam edecektir. Buna ek olarak Ulusal Psikolojik Danışmanlar Odası, National Board for Certified Counselors (NBCC) <a href="http://www.nbcc.org/"><span style="color: #800000;">http://www.nbcc.org/</span></a> temsilcisi de davetlimiz olarak toplantıya katılarak mesleki yetkilendirme ve meslekleşme süreçleri üzerinde görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakalanacaktır.</p>
<p>Sayın Bilgin’in eş düzeyde bir iletişim içinde bulunmadığı ve kendisinin Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanına kendi takdir ettiği unvanlar olduğu sürece bu konuda bir değişiklik olacağı ümidini taşınmamaktadır. Getirilen önerilerin iyi niyetli bir entelektüel değerlendirmeden öteye geçemeyeceği kanısındayım.</p>
<p>Değişim öncelikle küçümsemeden eş düzeyde iletişim ile başlar. Psikolojik Danışma ve rehberlik alanını sadece eğitim alanında bir meslek alanı olarak gösterme gayretinden öncelikle vazgeçilmelidir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanının özellikle Psikoloji bölümlerinde öğrencilere tanıtılırken sanki sadece Türkiye’ye özgü olan bir durummuş gibi gösterilmesinden vazgeçilmelidir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanında özellikle son 30 yılda oluşturulan çabaya, bu alanda yetişmiş insan gücüne ve bu meslek alanına en azından saygı gösterilmelidir. Bundan sonra bölümler arası ders alış verişi, öğrenci değişimi, akademisyenler arası işbirliği ile ortak projeler yürütülmesi, ortak yüksek lisans ve doktora programları oluşturulması yararlı olabilir. Ülkemizde lisans düzeyinde psikolojik danışma ve rehberlik programlarına gerek olduğu görüşünü taşımaktayım.</p>
<p>Sayın Nuri Bilgin’in yazısının son kısmında söz ettiği <strong><em>“Bir süreden beri Talim Terbiye Kurulunun Özel Öğretim Kurumlarında çalışacak personelin niteliği konusundaki çalışmalarının, psikologların çalışma alanlarını sınırlandıran bir kararla sonuçlandığı görülüyor. Bu karara atfen Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından Valiliklere gönderilen 27 Mart 2009 tarihli yazı, psikologları açıkça devre dışı bırakmaktadır. Bu son gelişme nasıl yorumlanacak? Eğitim Fakültelerinin çeşitli bölümlerinden mezun olanların çalışma alanlarını giderek daha çok genişletme eğiliminde olduklarını ve bu sürecin, psikologların da aralarında bulunduğu diğer meslek alanlarının dışlanmasıyla sonuçlanacağını söylemek abartma olmayacaktır.”</em></strong>Değerlendirmesi ile ilgili olarak bu konuda psikologlar kadar en az psikolojik danışmanlar da mağdur olmuşlardır. Bu konuda ne önemli konu, Meslek alanları arasında diyalogu sürdürmek ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile tekrar görüşmek, aynı zamanda da alınan karara ilişkin mahkeme aracılığı ile yürütmeyi durdurma kararı almaktır. Bu konuyla ilgili olarak Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, Türk Psikologlar Derneği ile işbirliği oluşturma aşamasındadır. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın toplantısında Türk Psikologlar Derneği’nin Değerli Başkanı Sayın Doç. Dr. Gonca Boyacıoğlu Soygüt de katılmıştır. Kendisi Talim Terbiye Kurulu toplantısı sırasında psikologların haklarını korumak amacıyla oldukça güzel ve açıklayıcı bir konuşma yapmıştır. Toplantı sonrasında sürece ilişkin bilgi paylaşımı kararı alınmıştır. Özellikle genç akademisyenler arasında mesleki şovenizmle hareket etmeden, ötekileştirmeden, kendi meslek alanlarını geliştirme ve karşılaşılan sorunlarda da işbirliğinde bulunma anlayışının artığını görmek oldukça sevindiricidir.</p>
<p>Önerilerimiz her meslek alanının mesleki sınırlarını belirlerken <strong>öncelikle kendi eğitim programlarını gözden geçirmeleri, öğrencilere hangi yeterlilikleri kazandırdıklarını belirlemeleri ve bu süreci de kalite güvencesi altına almalarıdır. Başka meslek alanlarının ne yapmamaları gerektiği üzerinde odaklanılmamalıdır. </strong>Bundan sonra da meslek yasasının çıkması ve odalaşmanın sağlanması gerçekleştirilmelidir. Böylece, hangi koşullarda mesleğe giriş, meslek icrasını sürdürme ve meslekten çıkarılma koşulları düzenlenebilmiş olur. Bu süreç içinde meslek alanlarında düzenlenen toplantı ve kongrelere diğer komşu meslek alanlarının davet edilmesi, ortak yüksek lisans doktora programlarının geliştirilmesi meslek alanlarının birbirlerini tanımalarına olanak sağlayabilecektir. Psikoloji, Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Sosyal Hizmetler gibi alanlarda kendi meslek yasalarımızın çıkarılması için güç birliği yapılmasını, birbirimizi engelleme yerine desteklemenin daha yararlı sonuçlar doğuracağı görüşünü taşınmaktadır. Bu durum özellikle ülkemizin sosyal alandaki gelişimine katkı getireceği kanısı taşınmaktadır. Türkiye büyük ülkedir, eğer ortada bir pasta varsa, hepimize pastadan pay vardır, korkmamak gerekir.<strong></strong></p>
<p>Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bilim Dalı ülkemizde yaklaşık 60 yıllık bir birikimiyle, 36 üniversitede lisans, 24 üniversitede de lisansüstü programlar yürütmektedir. Yaklaşık olarak 420 öğretim üye ve öğretim görevlisi, 550 yüksek lisans ve doktora öğrencisi, halen öğrenim gören 3800 lisans öğrencisi, son otuz yıl içinde mezun olan yaklaşık 18.000 mezunu ile büyük bir camiadır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik meslek alanının meslek derneği olan ve içinde bulunduğumuz yılda yirminci kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan derneğimizin 1600’den fazla üyesi bulunmaktadır. İstanbul, İzmir, Adana, Konya, Eskişehir, Samsun, Bursa şubeleri ile güçlü bir örgüte sahiptir. Ülkemizde tüm çalışmalarımız bilimsel, akademik bir tavır içinde, mesleki etik kurallara bağlı olarak, öncelikle toplumsal gereksinimleri karşılamayı amaçlayan evrensel bir anlayışla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu süre içinde tüm komşu disiplinlerle eş düzeyde işbirliğinde bulunmaktan büyük memnuniyet duyulacağı özellikle psikolojik danışma ve rehberlik camiasına, psikoloji camiasına ve kamuoyuna duyurulur.</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği</p>
<p>Yönetim Kurulu Adına</p>
<p>Doç. Dr. Tuncay Ergene</p>
<p>Genel Başkan</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: www.pdr.org.tr<img class="alignleft size-full wp-image-121" title="gunbatimi" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/04/gunbatimi.jpg" alt="gunbatimi" width="800" height="600" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-dernegi-baskanina-tebrik.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PES PES PES BU KADAR OLUR BU KADAR OLUR&#8230;</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 21:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Aday]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Artik]]></category>
		<category><![CDATA[özel eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[Madde]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[müdür yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[Meb]]></category>
		<category><![CDATA[Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[ram]]></category>
		<category><![CDATA[rehberilk]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[Tercih]]></category>
		<category><![CDATA[Vay]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm</guid>
		<description><![CDATA[Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne özel eğitimcilerin bile idareci olması sakıncalıyken biz buna bile hadi olsun (aslında olmaz ama) derken. MEB ne yaptı biliyor musunuz. Artık herkes buraya müdür veya müdür yardımcısı olabilir dedi. Vay anasına sayın seyirciler… Pes Pes… İşte Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliğinden kaldırılan iki madde. Görevlendirme Madde 26 - Rehberlik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a style="cursor: pointer" href="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/pes.jpg"><img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="pes" border="0" alt="pes" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/pes-thumb.jpg" width="244" height="145" /></a> Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne özel eğitimcilerin bile idareci olması sakıncalıyken biz buna bile hadi olsun (aslında olmaz ama) derken. MEB ne yaptı biliyor musunuz. Artık herkes buraya müdür veya müdür yardımcısı olabilir dedi. Vay anasına sayın seyirciler… Pes Pes… İşte Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliğinden kaldırılan iki madde.</p>
<p> <span id="more-105"></span>
<p><strong>Görevlendirme</strong></p>
<p><strong>Madde 26 </strong>- Rehberlik ve araştırma merkezine asıl veya vekil müdür, müdür yardımcısı atamalarında atanacakların rehberlik ve psikolojik danışma veya özel eğitim hizmetleriyle ilgili alanlarda lisans düzeyinde yetişmiş olma esası aranır. </p>
<p>(ARTIK 26. MADDE GİBİ BİR MADDE YOK.)</p>
<p>&#160;</p>
<p><strong>İlk Atama, Yer Değiştirme Suretiyle Atama, Adaylığın Kaldırılması</strong></p>
<p><strong>Madde 56</strong> &#8211; Rehberlik ve araştırma merkezi ve rehberlik ve psikolojik danışma servisi elemanlarının atama ve yer değiştirme suretiyle atamalan yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre yapılır. </p>
<p>Resmî eğitim-öğretim kurumlarına atanacak aday psikolojik danışmanlar ilk olarak rehberlik ve araştırma merkezlerinde görevlendirilirler. Adaylıkları burada kaldırıldıktan sonra, eğitim-öğretim kurumlarındaki rehberlik ve psikolojik danışma servislerine dağıtımları yapılır. </p>
<p>Rehberlik ve araştırma merkezlerine yapılacak atama ve görevlendirmelerde, lisansüstü dereceye sahip olma, tercih nedenidir.</p>
<p>&#160;&#160;&#160; (ARTIK 56. MADDE GİBİ BİR MADDE DE YOK)   </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nur Topu Gibi Bir Y&#246;netmeliğimiz Oldu.</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/nur-topu-gibi-bir-ynetmeligimiz-oldu.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/nur-topu-gibi-bir-ynetmeligimiz-oldu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 19:45:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile danışma merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/nur-topu-gibi-bir-ynetmeligimiz-oldu.htm</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Yeni yönetmeliğin ismi: Gerçek Kişiler ve Özel Hukuk Tüzel Kişileri İle Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Aile Danışma Merkezleri Yönetmeliği. Bu şu anlama geliyor. Artık devlet veya özel kişiler tarafından Aile Danışma Merkezleri açılabilecek. Peki kimler açabilecek nasıl açılacak. Aile Danışma Merkezi nedir ne değildir? Haberin devamındaki yönetmelikte. &#160; &#160; GERÇEK KİŞİLER VE ÖZEL [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#160;<a href="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/ailedanismamerkezi.jpg"><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="ailedanismamerkezi" border="0" alt="ailedanismamerkezi" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/ailedanismamerkezi-thumb.jpg" width="244" height="145" /></a> Yeni yönetmeliğin ismi: Gerçek Kişiler ve Özel Hukuk Tüzel Kişileri İle Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak <a style="cursor: pointer" class="zem_slink" title="List of Mega Man ZX characters" href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Mega_Man_ZX_characters" rel="wikipedia">Aile</a> Danışma Merkezleri Yönetmeliği. Bu şu anlama geliyor. Artık devlet veya özel kişiler tarafından Aile Danışma Merkezleri açılabilecek. Peki kimler açabilecek nasıl açılacak. Aile Danışma Merkezi nedir ne değildir? Haberin devamındaki yönetmelikte.</p>
<p> <span id="more-102"></span>
</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>GERÇEK KİŞİLER VE ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİ İLE KAMU KURUM VE    <br />KURULUŞLARINCA AÇILACAK AİLE DANIŞMA MERKEZLERİ     <br />HAKKINDA YÖNETMELİK </p>
<p>&lt;/DIV&gt;&lt;/DIV&gt;</p>
<p><strong>Tarih : </strong>25.02. 2009<strong>      <br />Sayı :</strong> 27152<strong> R.G.</strong></p>
<p>&lt;/DIV&gt;</p>
<p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM      <br />Genel Hükümler</strong></p>
<p><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Amaç</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 1 – </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca açılan aile danışma merkezlerinin personel standardı ile ücret tarifelerini, açılış, işleyiş, denetim, devir işlem ve esaslarını belirlemektir.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Kapsam</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 2 – </strong>(1) Bu Yönetmelik, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca açılan Aile Danışma Merkezlerini kapsar.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Dayanak</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 3 – </strong>(1) ) Bu Yönetmelik, 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (8) numaralı alt bendi, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ile 34 ve 35 inci maddeleri hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.     <br /><strong>Tanımlar</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 4 –</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Aile danışmanı: Merkezde aile danışmanlığı hizmetlerini yürütmek üzere bu Yönetmelikte belirtilen eğitimi tamamlamış meslek elemanı personeli,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Aile danışmanlığı: Merkezde görevli aile danışmanı tarafından, ailenin sınırları ve aile&#160; üyeleri arasındaki ilişkiler üzerinde çalışarak aile üyeleri arasındaki bozuk ilişkileri düzeltmeyi ve bu süreçte kazanılan yeni iletişim ve etkileşim kalıpları sayesinde, aile bireylerinin sorun çözme yeteneklerini güçlendirmeyi amaçlayan özel teknik ve stratejileri içeren hizmeti,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c) Aile danışma merkezi: Toplumun ve ailenin gelişmesi için; bireyin katılımcı, üretken ve kendine yeterli hale gelmesi amacıyla koruyucu, önleyici, eğitici, geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici işlevlerini, gerekirse diğer kuruluşlar ve gönüllülerle işbirliği içerisinde sunmakla görevli bulunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarını,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) Ailelere yönelik psiko-sosyal hizmetler: Merkezde görevli meslek elemanlarınca, ailenin ve aile bireylerinin refah mutluluk ve bütünlüğünü güçlendirmek amacıyla, bireylerin aile içi ilişkileri, toplumsal yaşama uyumları ve ailenin her türlü&#160; işlevlerinin yerine getirilmesi ile ilgili sorunlarını önleme ve çözme kapasitelerini geliştirecek, bireylere ya da gruplara yönelik koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici ve rehabilite edici tüm program ve çalışmaları,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; d) Genel müdürlük: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünü,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; e) İl veya İlçe müdürlüğü: İl veya İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlüğünü,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; f) Kamu kurum ve kuruluşları: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü dışında kalan ve kendi kuruluş Kanunlarına göre, Aile Danışma Merkezi açma ve bu hizmeti sunma konusunda yetkisi bulunan kamu kurum ve kuruluşlarını,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; g) Merkez: Aile danışma merkezini,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ğ) Meslek elemanı: Merkezde ailelere yönelik psiko-sosyal hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilecek sosyal hizmet, psikoloji, çocuk gelişimi ve eğitimi, psikolojik danışma ve rehberlik, tıp, hemşirelik alanlarından birinde asgari dört yıllık lisans eğitimini tamamlamış personeli,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; h) Özel hukuk tüzel kişileri: Özel hukuk kurallarına göre oluşmuş kâr amacı güden tüzel kişiler ile kâr amacı gütmeyen tüzel kişileri,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ifade eder.</p>
<p><strong>İKİNCİ BÖLÜM      <br />Merkezin Açılışı, Devri, Nakli ve Personel Değişikliği</strong></p>
<p><strong>Açılış başvurusu</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 5 –</strong> (1)&#160; Merkez açmak isteyen gerçek kişiler bizzat, özel hukuk tüzel kişileri ile kendi kuruluş Kanunlarında Merkez açma yetkisi bulunan&#160; kamu&#160; kurum ve kuruluşları, bir temsilci ya da Merkez Müdürü&#160; aracılığıyla İl veya İlçe Müdürlüğüne yazılı olarak başvururlar.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Başvuru sırasında aşağıda belirtilen belgeler üç nüsha olarak&#160; istenir;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Merkezde çalışacak tüm personel için,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 1) İş Kanunu hükümlerine göre istihdam edilecek personel&#160; için, İş Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş iş sözleşmesi,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 2) Öğrenim durumunu gösterir belgenin aslının ibrazı ile İl veya İlçe Müdürlüğünce onaylı örneği,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 3) Adli sicil kaydına ilişkin yazılı beyan,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 4) Aile danışmanlarının ve meslek elemanlarının, bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde sayılan nitelikleri taşıdığını gösteren belgeler,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Merkez müdürünün veya özel hukuk tüzel kişileri temsilcisinin, açılış&#160;&#160; başvurusu yapmaya yetkili olduğuna ilişkin belge,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c) Merkezin adı, adresi ve telefon numarası,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) Merkezin hizmet vereceği binanın ya da bağımsız bölümün iskân durumu hakkında Belediye İmar Müdürlüğü’nden alınacak iskân raporu örneği ya da üniversitelerin ilgili bölümlerinden alınacak statik raporu örneği,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; d) Yangın güvenliği yönünden İtfaiye Müdürlüğünden alınacak rapor,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; e) Merkezin tüm mekânlarını ve kullanım amaçlarını gösterir krokisi,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; f) Merkezin, bir apartman katında veya toplu konut alanlarındaki müstakil bir binada hizmete açılması halinde yönetim planında belirtilen yetkiye dayanılarak apartman veya toplu konut yöneticilerinden alınacak izin belgesi,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; g) Merkezin bu Yönetmeliğe uygun olarak belirlenmiş amacı, çalışma gün ve saatleri, ilk görüşme, danışmanlık seansları, vaka tartışma toplantıları, meslek elemanlarının yararlanacağı mesleki yönlendirme çalışmaları, personelin nitelik ve görevleri ve belirtilmesi istenen diğer hususları gösteren iç hizmet yönergesi,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ğ) Özel hukuk tüzel kişileri için ticaret sicil gazetesi, vergi levhası ve&#160; imza sirkülerinin birer örneği,&#160; <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; h) Gerçek kişiler için, T.C. Kimlik Numarası beyanı ve adli sicil kaydına ilişkin yazılı beyan.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Açılış izni </strong>    <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 6 –</strong> (1) Merkezin hizmete açılması, İl veya İlçe müdürlüğünün teklifi Valiliğin onayı ile gerçekleşir. Açılış izni alınmadan faaliyete geçilmez.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Devir,&#160; nakil ve personel değişikliği</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 7 –</strong> (1) Merkezin bir başka kişi ya da kuruluşa devri halinde, bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (ğ) bentlerinde belirtilen belgeler; gerçek kişiler için (h) bendinde belirtilen belge,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Merkezin hizmet binasının değişikliği halinde bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen belgeler,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (3) Merkez personelinden birinin ayrılması halinde, Merkez müdürünce en geç beş işgünü içinde İl veya İlçe müdürlüğüne durum bildirilir ve otuz gün içinde yeni alınacak personel için bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen belgeler,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; üçer dosya olarak hazırlanır ve İl veya İlçe müdürlüğüne teslim edilir.&#160; <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (4) Devir ve nakil durumunda açılış izin onayı yenilenir.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Merkez müdürüne vekalet</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 8&#160; –</strong> (1)&#160; Merkez müdürünün izinli/sağlık izinli olacağı ya da görevden ayrılacağı durumlarda yerine vekalet edecek meslek elemanı veya aile danışmanı İl veya İlçe müdürlüğüne bildirilir. Merkez müdürünün görevden ayrılması halinde en geç onbeş iş günü içerisinde yeni Merkez müdürü görevlendirilir ve yeni Merkez müdürü için bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen belgeler hazırlanır ve İl veya İlçe müdürlüğüne teslim edilir.</p>
<p><strong>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM      <br />Merkez Personelinin Sayısı, Nitelikleri, Görev ve Yetkileri</strong></p>
<p><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Merkez personelinin sayısı ve nitelikleri</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 9 –</strong> (1) Merkez açılabilmesi için, personelin unvan ve sayılarına ilişkin aşağıdaki (a) ve (b) bentlerinde belirtilen iki ayrı asgari standarttan biri uygulanır:     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) En az bir aile danışmanı ve bir meslek elemanı ile ihtiyaçlar doğrultusunda büro, teknik ve temizlik işlerini yürütecek personel ile sağlık, hukuk ve benzeri konularında danışmanlık hizmetlerini yürütecek personel çalışır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) En az üç meslek elemanı ve ihtiyaçlar doğrultusunda büro, teknik ve temizlik işlerini yürütecek personel ile sağlık, hukuk ve benzeri konularında danışmanlık hizmetlerini yürütecek personel çalışır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Merkez personelinin medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması ve zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi&#160; yüz kızartıcı bir fiilden dolayı hükümlü bulunmaması; yabancı olması halinde ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından çalışma izni almış olması şartı aranır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (3) Meslek elemanlarından ikisi farklı alanlardan olmak üzere; çocuk gelişimi, sosyal hizmet, psikoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, hemşirelik, tıp alanlarından birinde meslek elemanlarının asgari dört yıllık lisans eğitimini tamamlamış olmaları ve en az yirmibeş saat&#160; temel danışmanlık becerileri eğitimi almış olmaları gerekir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (4) Merkezdeki meslek elemanlarından veya aile danışmanlarından biri Merkez müdürü olarak görevlendirilir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (5) Meslek elemanları ve aile danışmanları tamamlamış oldukları lisans eğitimlerine uygun kadro unvan ve derecelerinde görevlendirilir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (6) Merkezde aile danışmanlığı hizmetlerinin verilebilmesi için en az bir aile danışmanı görevlendirilmesi gerekmektedir. Aile danışmanının, çocuk gelişimi, sosyal hizmet, psikoloji,&#160; psikolojik danışmanlık ve rehberlik, hemşirelik, tıp alanlarından birinde en az dört yıllık lisans düzeyinde eğitimi tamamlamış olmasının yanı sıra, en az yüz saati teorik olmak üzere aile danışmanlığı alanında bir eğitim programını başarıyla tamamlamış olması gerekir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (7) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihe kadar en az beş yıl fiilen aile danışmanlığı yapmış olduğunu belgeleyenler için, altıncı fıkrada belirtilen eğitim koşulu bir defaya mahsus olmak üzere aranmaz. Bu kişiler için başvuru süresi bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıldır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (8) İl veya İlçe Müdürlüğünce onaylanan aile danışmanı dışında, Merkez hizmetlerinden yararlananların bilgisi ve onayı dışında ve aile danışmanının gözetimi olmaksızın stajyer ya da herhangi bir ad altındaki kişiler aile danışma hizmetlerini sürdüremez.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Merkez personelinin görev ve yetkileri</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 10 –</strong> (1) Merkez müdürünün görevleri;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Merkezin idari, mali ve teknik tüm işlerini ilgili mevzuat doğrultusunda yürütmek,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Merkez personelinin işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışmasını sağlamak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c) Merkez personelinin özlük hakları ve sicil ile ilgili işlerinin kanunlar, tüzükler ve yönetmelikler çerçevesinde yürütülmesini sağlamak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) İdari görevlerinin yanı sıra mesleğinin gerektirdiği çalışmaları yapmaktır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Meslek elemanlarının ortak görevleri;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler, eğitim çalışmaları ile Merkezin tanıtımına yönelik hizmetleri organize etmek,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Merkezde yapılacak çalışmaları planlamak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c) Kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle yapılacak çalışmalarda görev almak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) Merkezin sunduğu hizmete yönelik araştırma ve inceleme yapmak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; d) Mesleki çalışmalarına ilişkin kayıtları düzenli olarak tutmak, değerlendirmek ve saklamak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; e) Görevlerini diğer meslek elemanları ile ekip çalışması anlayışı içinde sürdürmektir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (3) Sosyal çalışmacının görev ve yetkileri;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Sosyal çalışmacı mesleğinin gerektirdiği tüm çalışmaların yanı sıra aşağıdaki görevleri yerine getirir:     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Başvuran aile ve aile bireylerinin sorunlarının çözümü için mesleki çalışmalar yapmak. Bu çalışmalara ilişkin kayıtları düzenli tutmak, değerlendirmek ve saklamak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Başvurularla ilgili yapacağı mesleki değerlendirmeler doğrultusunda mesleki danışmanlık ve rehberlik hizmeti vermek.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (4) Psikoloğun görev ve yetkileri;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Psikolog mesleğinin gerektirdiği tüm çalışmaların yanı sıra aşağıdaki görevleri yerine getirir:     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Mesleki yöntem, test ve teknikleri kullanarak, başvuran aile ve aile bireylerinin durumlarını değerlendirmek ve psikolojik sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar yapmak. Bu çalışmalara ilişkin kayıtları düzenli tutmak, değerlendirmek ve saklamak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Başvurularla ilgili yapacağı mesleki değerlendirme doğrultusunda mesleki danışmanlık ve rehberlik hizmeti vermek,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c) Ailelere yönelik olarak koruyucu ve önleyici psikolojik hizmet sunmak,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) Psikolojik sorunları olan bireyler için devlet hastaneleri ve üniversitelerin psikiyatri bölümleriyle işbirliği yaparak ortak programlar düzenlemek ve yürütmek.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (5) Çocuk gelişimcisinin görev ve yetkileri;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Çocuk gelişimci mesleğinin gerektirdiği tüm çalışmaların yanı sıra aşağıdaki görevleri yerine getirir:     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Mesleki test, teknik ve yöntemleri kullanarak, çocukların gelişimlerini değerlendirmek, gelişim düzeylerine uygun eğitim programları hazırlamak, gelişimlerinde sapma belirlenen çocukları ve ailelerini kesin tanı, tedavi ve erken eğitim amacıyla uygun kurum veya kuruluşlara yönlendirmek, sonucunu izlemek ve sevk edildikleri kuruluşlardaki uzmanlarca işbirliği içinde Merkezde verilebilecek desteği organize etmek,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Başvurularla ilgili yapacağı mesleki değerlendirmeler doğrultusunda mesleki danışmanlık ve rehberlik hizmeti vermek. Ailelere çocukların gelişmeleri ve eğitimleri ile ilgili sorunlarında rehberlik ve danışmanlık yapmak ve gelişimi destekleyici eğitim programları önermek.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (6) Psikolojik danışma ve rehberlik mezunu öğretmenin görev ve yetkileri;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Psikolojik danışma ve rehberlik mezunu öğretmen, mesleğinin gerektirdiği tüm çalışmaların yanı sıra aşağıdaki görevleri yerine getirir:     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Çocukların gelişimlerini değerlendirmek, sorunu olan çocukları ve ailelerini uygun kurum ve kuruluşlara yönlendirmek, sonucu izlemek ve sevk edildikleri kuruluşlardaki personelle işbirliği içinde Merkezde verilebilecek desteği organize etmek,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Mesleki danışmanlık ve rehberlik yapmak, ailelere çocukların eğitimleri ile ilgili sorunlarında rehberlik ve danışmanlık yapmak, eğitim programları önermek.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (7) Tabib ve hemşirenin görevi, mesleklerinin gerektirdiği tüm çalışmaların yanı sıra, Merkeze başvuran ailelere ve aile bireylerine koruyucu, önleyici sağlık eğitim hizmeti vermek ve eğitim programları düzenlemektir.</p>
<p><strong>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM      <br />Merkezin Fiziki Özellikleri, Dış Tabela ve Tanıtımı</strong></p>
<p><strong>Fiziki özellikler</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 11 –</strong> (1) Merkezde aşağıda belirtilen bölümler bulunur:     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Bekleme salonu: Seans ücretlerini gösteren&#160; belge, Merkezin açılış onayı, Merkezde aile danışmanının görevli olup olmadığını gösteren belge, meslek elemanlarının öğrenim durumlarını gösteren belgeler ile İl veya İlçe Müdürlüğünün telefon numaralarını gösteren belge, Merkezin bekleme salonunun duvarlarında kolayca okunabilecek konumda asılı olur.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Görüşme odası: Merkezde en az iki görüşme odası bulunur, bu odaların bekleme odasına bitişik olmaması ya da ses yalıtımının yapılmış olması gerekir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c) Personel odası: Merkezde en az bir personel odası bulunur.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) Ayrıca gereksinimler doğrultusunda yönetici odası, çocuk odası, eğitim-toplantı salonu, tuvalet, mutfak, depo, arşiv ve benzeri bölümler bulunur.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Binanın özürlü aile bireyleri tarafından da kullanılacağı göz önüne alınarak, özürlü bireylerin kullanımına uygun hale getirilmesi için gerekli önlemler alınır.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Dış tabela ve merkezin tanıtımı</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 12 –</strong> (1) Tabeladaki diğer yazıların yarısından daha küçük olmamak ve okunabilir olmak üzere, Merkezin dış tabelasında Merkezde aile danışmanının görevli olup olmadığı mutlaka yer alır. Ayrıca tabelaya, açılış izninde belirtilen Merkez ismi ve unvanı ve isteğe bağlı olarak açılış izni veren Kurumun adı ile çalışanların isim ve unvanları yazılır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Merkezin tanıtımı için kullanılan yazılı diğer materyallerde de Merkezde aile danışmanının görevli olup olmadığı mutlaka belirtilir. Merkezde aile danışmanı görevli değilse, dış tabela ve Merkezi tanıtıcı materyallerde aile danışmanlığı hizmeti verileceğini ve ailelere yönelik psiko-sosyal hizmetler dışında bir hizmet verileceğini çağrıştıran bir sözcük yer alamaz, mevcut unvanın yabancı dildeki karşılığı yazılamaz. Tabela, ilan ya da reklâmlarda; yanlış algılamaya, haksız rekabete yol açabilecek yabancı sözcükler, resmi kurum isimleri, farklı kuruluşlara ait isimler kullanılamaz.</p>
<p><strong>BEŞİNCİ BÖLÜM      <br />Sunulacak Hizmetler, Hizmet Ücret Tespit ve Tahsili</strong></p>
<p><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Sunulacak hizmetler </strong>    <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 13 –</strong> (1) Merkezde ailelere yönelik psiko-sosyal hizmetler ile aile danışmanlığı hizmetlerinin yanı sıra, ailelerin ve aile bireylerinin refahını, mutluluk ve aile bütünlüğünü güçlendirmek amacıyla, bireylerin aile içi ilişkileri, toplumsal yaşama uyumları ve ailenin&#160; her türlü işlevlerinin yerine getirilmesi ile ilgili bilgi ve beceri kazandırmayı amaçlayan ücretsiz ve katılımı serbest olan seminer, panel ve benzeri programların ayda en az bir kez düzenlenmesi esastır. Bu programlar, İl veya İlçe Müdürlüğüne programın yapılacağı günden en az bir hafta önce bildirilir.&#160; Konular İl veya İlçe müdürlüğü ile birlikte belirlenir. Aile haftası gibi hizmet alanı ile ilgili özel gün kutlamalarına uyumlu programlar düzenlenir. Her ay düzenlenmesi gereken bu ücretsiz eğitim çalışmaları en fazla bir ay ertelenebilir, ancak tamamen iptali mümkün değildir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Merkezde bu Yönetmelikte tanımlanan hizmetlerin dışında bir hizmet verilemez, verildiğine ilişkin ilan ve reklâm verilemez.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (3) Aile danışmanının görevlendirilemediği Merkezlerde, ailelere yönelik ancak psiko-sosyal hizmetler verilebilir.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Ücret tespiti</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 14 –</strong> (1) Merkezde uygulanacak ilk görüşme ve seans ücretleri aşağıda belirtilen esaslara uygun olarak belirlenir;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Merkezde uygulanacak ailelere yönelik psiko-sosyal hizmetler, aile danışmanlığı,&#160; ilk görüşme ve seans ücretleri her mali yılın başlangıcından en geç iki ay sonra il düzeyinde kurulacak ücret tespit komisyonunca taban ve tavan olarak belirlenir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Ücret tespit komisyonu: Valinin veya görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında; İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, varsa İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlükleri, Defterdarlık, İl Ticaret Odası, İl Belediye Başkanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü temsilcileri ile o ildeki Merkezlerin kendi aralarında belirleyecekleri en fazla üç temsilciden oluşur.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c)&#160; Ücret tespit komisyonu, başkan dışında en az&#160; beş üye ile toplanır ve oy çokluğu ile karar alır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) Ücretler: Ücretler ailelere yönelik psiko-sosyal hizmetler ve aile danışmanlığı için ve ilk görüşme ve seanslar için ayrı ayrı olmak üzere ve taban-tavan olarak belirlenir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; d) Komisyonda belirlenen ücretler, Valiliğin onayından sonra yürürlüğe girer. Yeni ücretler, en geç, içinde bulunulan mali yıl başını takip eden üçüncü ay başından itibaren uygulanır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; e)&#160; Ücret tespiti, o ildeki sosyo-ekonomik şartlar dikkate alınarak, Merkezlerin personel sayıları ve nitelikleri&#160; kira, ısıtma ve diğer cari giderler hesaplanarak yapılır.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; f) Ücret artış oranları, personel ücret artışları yüzdesi, elektrik-doğalgaz, su ve kira artışları yüzdesine&#160; göre tespit edilir.     <br /><strong>Ücret tahsili</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 15 –</strong> (1) Merkezde uygulanacak ücretler, aile tarafından ödenir. İl düzeyinde belirlenen tavan ücretin üstünde ücret alınamaz.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Ücret belgesi verme zorunluluğu</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 16 –</strong> (1) Alınan ücret karşılığında aileye, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri gereğince düzenlenmiş bir belge verilir.</p>
<p><strong>ALTINCI BÖLÜM      <br />Çeşitli ve Son Hükümler</strong></p>
<p><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Gizlilik ilkesi</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 17 –</strong> (1) Mahkeme kararı dışında, Merkezden hizmet alan kişilerin kimlik bilgileri ile yaşadıkları sorunlar ve öngörülen mesleki çalışmalarla ilgili bilgiler gizlilik ilkesine uygun olarak saklanır ve açıklanmaz. Kayıt sisteminde ve mesleki yönlendirme çalışmalarında gizlilik ilkesine uyulur.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Denetim</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 18 –</strong> (1) Merkezler, İl veya İlçe müdürlükleri veya Genel Müdürlük yetkili elemanlarınca gizlilik ilkesine uygun olarak yılda en az bir kez denetlenir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Denetim sırasında görülen aksaklıkların önem derecelerine göre giderilmesi için üç aya kadar süre tanınır.     <br /><strong>     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Merkezin kapatılması</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 19 –</strong> (1) Merkezler;     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; a) Bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere uyulmadığının İl veya İlçe müdürlüğü tarafından tespit edilmesi üzerine, yapılan yazılı uyarıya rağmen tespit edilen hususların verilen 3 aylık süre sonuna kadar düzeltilmemesi,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; b) Denetimlerde görülen eksiklik ve aksaklıkların, tanınan 3 aylık sürenin sonuna kadar giderilmemesi,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; c) Reklâm, tanıtım ve benzeri amaçla da olsa gizlilik ilkesinin ihlal edilmesi,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; durumlarının tespit edilmesi veya     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; ç) Sahibinin veya sahiplerinin bir dilekçe ile başvurması,     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; durumlarında, İl veya İlçe Müdürlüğünün teklifi Valiliğin onayı ile kapatılır ve bu durum en geç bir ay içinde Genel Müdürlüğe bildirilir.     <br />&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (2) Bu koşullarda kapatılan Merkezlerin yeniden açılmak istenmesi halinde bu Yönetmelik hükümlerine göre yeni açılış işlemi yapılır.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Daha önce açılmış merkezler</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; GEÇİCİ MADDE 1 –</strong> (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki kişi ve kuruluşlarca daha önce açılmış Merkezler, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonraki bir yıl içerisinde açılış izin onayı almak zorundadır.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Yürürlük</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 20 –</strong> (1) Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’ın görüşü alınarak hazırlanan bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Yürütme</strong>     <br /><strong>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; MADDE 21 –</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü yürütür.</p>
<div style="margin-top: 10px; height: 15px" class="zemanta-pixie"><a style="cursor: pointer" class="zemanta-pixie-a" title="Zemified by Zemanta" href="http://reblog.zemanta.com/zemified/cff252e8-452f-494d-8335-35d7f6b1204b/"><img style="border-bottom-style: none; border-right-style: none; border-top-style: none; float: right; border-left-style: none" class="zemanta-pixie-img" alt="Reblog this post [with Zemanta]" src="http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=cff252e8-452f-494d-8335-35d7f6b1204b" /></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/nur-topu-gibi-bir-ynetmeligimiz-oldu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç Bir Ressam..</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/ilgin-bir-ressam.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/ilgin-bir-ressam.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 20:32:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL PSİKOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[seçme videom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/ilgin-bir-ressam.htm</guid>
		<description><![CDATA[Doğuştan âmâ bir ressamın yaptıkları sizi şaşırtır mı bilmem? Ama bilim adamlarını şaşırtmış ve Ankara’lı ressamı incelemişler..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğuştan âmâ bir ressamın yaptıkları sizi şaşırtır mı bilmem? Ama bilim adamlarını şaşırtmış ve Ankara’lı ressamı incelemişler..</p>
<p><span id="more-93"></span><a href="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/pict4929.jpg"><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="PICT4929" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/pict4929-thumb.jpg" border="0" alt="PICT4929" width="184" height="140" /></a></p>
<div id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:aea9732a-fcd6-4384-951d-5a75fa231164" class="wlWriterEditableSmartContent" style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px">
<div><object width="100" height="100" data="http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-7190227945231799291&amp;hl=en" type="application/x-shockwave-flash"><param name="id" value="VideoPlayback" /><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-7190227945231799291&amp;hl=en" /><param name="wmode" value="transparent" /></object></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/ilgin-bir-ressam.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif Kompülsif (Saplantı-Zorlantı) Bozukluğunun Sebeplerine Farklı Bakışlar.</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 22:26:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[kompulsif]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm</guid>
		<description><![CDATA[  a) Genetik Geçen on yılda araştırıcıların artmışilgisine karşın, OKB” nin patogenezine ilişkin olasıgenetik bulgular halen yetersizdir. Bulgular çoğunlukla ikiz ve aile çalışmalarından gelmektedir. Ağır OKB” ye sahip çocuk ve ergenlerin %25–30” da aile öyküsü bulunmaktadır (103, 189). OKB ve obsesif kompulsif kişilik, OKB”li hastaların birinci dereceden akrabalarında sırasıyla %5 ve %11 oranında gözlenmektedir (155). [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-81" title="obsesif1" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/01/obsesif1.jpg" alt="obsesif1" width="300" height="176" />a) Genetik</p>
<p>Geçen on yılda araştırıcıların artmışilgisine karşın, OKB” nin patogenezine</p>
<p>ilişkin olasıgenetik bulgular halen yetersizdir. Bulgular çoğunlukla ikiz ve aile</p>
<p>çalışmalarından gelmektedir. Ağır OKB” ye sahip çocuk ve ergenlerin %25–30” da</p>
<p>aile öyküsü bulunmaktadır (103, 189). OKB ve obsesif kompulsif kişilik, OKB”li</p>
<p>hastaların birinci dereceden akrabalarında sırasıyla %5 ve %11 oranında</p>
<p>gözlenmektedir (155). Bu oranlar genel populasyonda gözlenen değerlerden daha</p>
<p>yüksektir. Saptanan OKB hastalarının birinci dereceden akrabalarında, OKB görülme</p>
<p>oranı(%10,3-%11,7), kontrollerin birinci dereceden akrabalarında OKB görülme</p>
<p>oranından (%1,9-%2,7) anlamlıolarak daha yüksektir (146). İkiz çalışmalarıda</p>
<p>genetik faktörlerin OKB” nin ortaya çıkışında önemli rolü olduğunu göstermektedir.</p>
<p>1936–1990 yıllarıarasında yapılan 14 çalışmadan elde edilen 80 monozigot (MZ) ve</p>
<p>29 dizigot (DZ) ikize ait verilerden; OKB”nin MZ için konkordans oranının %67,5, DZ</p>
<p>içinse %31 olduğu bulunmuştur (25). Tahmini kalıtsallık obsesyon için %26,</p>
<p>kompulsiyon için %26 bulunmuştur (146).</p>
<p>Aday genler, OKB fizyopatolojisinde birlikte rol oynayan transmitterler olan</p>
<p>serotonin ve dopamin sistemleriyle ilişkili olanlardır (145). OKB” nin serotonin hipotezi</p>
<p>5-HT agonisti olan m-clorophenylpiperazine (m-CPP)” in OKB belirti şiddetinde</p>
<p>alevlenmelere yol açtığının gözlendiği farmakolojik çalışmalara dayanmaktadır (200).</p>
<p>OKB” deki seratonerjik disfonksiyon, hastalığın tedavisinde terapötik etkinlikleri iyi</p>
<p>anlaşılmış olan antidepresanların etkin serotonin geri alım inhibitörleri olduğu</p>
<p>gerçeğine dayanmaktadır (118).</p>
<p>OKB ile 5HT1Dβ(31) ve 5HT2A (49) reseptör alttiplerini, 5HT taşıyıcısını(20)</p>
<p>veya MAO-A” yı(90) kodlayan gen polimorfizmleri arasında bağlantıolduğu</p>
<p>bildirilmiştir.</p>
<p>Dopamin sistemi OKB etyolojisinde rol oynamaktadır (18, 61, 179). Bu bulgu,</p>
<p>OKB” nin tikle veya tikle birlikte olmayan formlarında serotonin gerialım inhibitörlerine</p>
<p>dirençli hastalarda, dopamin antagonistlerinin eklenmesinin etkinliğini gösteren</p>
<p>çalışmalardan elde edilmiştir (118, 119). Dopamin sisteminde beşçeşit reseptör</p>
<p>bulunmaktadır (D1-D5). D4 reseptörünü kodlayan gendeki polimorfizmle, OKB</p>
<p>arasında ilişki saptanmıştır (126). Fakat OKB ile D2 ve D3 reseptörleri arasında</p>
<p>önemli bir bağlantıbulunmamıştır (26). COMT (katekolamin 0 metil transferaz),</p>
<p>dolaşımdaki katekolaminleri (dopamin dâhil) sonlandıran bir enzimdir. COMT geninin</p>
<p>sık rastlanılan bir aleli, enzim aktivitesini azaltmakta olup, OKB gelişimindeki yüksek</p>
<p>riskle ilişkilidir. COMT geninin homozigot olma eğilimiyle, OKB gelişimi arasında ilişki</p>
<p>saptanmıştır (175).</p>
<p>b) Psikanalitik teori</p>
<p>Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, Freud OKB hakkında ilk bilimsel hipotezleri ortaya atan kişi olmuştur. Obsesyon ve</p>
<p>kompulsiyon, Freud” dan çok önceleri ayrıbir nozografik kategori olmaktan çok, mental dejenerasyon veya Janet”in öne</p>
<p>sürdüğü gibi psişik zayıflıkla açıklanmıştır (100). Freud” a göre bu hastalık nörozların prototipi olarak, psikanalizin en ilgi çekici</p>
<p>ve verimli alanlarından biridir. Freud, obsesyonel nöroz üzerine 14 eser yayınlamıştır. Bu konuda, diğer hastalıklarla</p>
<p>karşılaştırıldığında daha fazla eser yayınlamıştır.</p>
<p>Freud obsesif kompulsif davranışlarışöyle tanımlamıştır: &#8220;Hastanın zihni gerçekte kendisini hiç ilgilendirmeyen</p>
<p>düşüncelerle doludur ve kendisine yabancıgelen dürtüler hissetmektedir; arada bir karşıduramadığıeylemlere geçmek zorunda</p>
<p>kalır. Zihnine takılan bu düşünceler ( obsesyonlar ) hasta için hiçbir anlam taşımadığıgibi, çoğu kez kendisine de saçma gelir.</p>
<p>Bu düşünceler, aslında hiçbir zaman eyleme dönüşmezse de hastanın, bu düşünceleri anımsatan durumlardan sürekli</p>
<p>kaçmasına neden olurlar. Hastanın kendi istemi dışında yaptığıdavranışlar, günlük yaşamın olağan etkinlikleri olan yıkanma</p>
<p>gibi eylemlerin abartılmışve törensel biçimlerinden öteye gitmez; ne var ki, obsesif eylem veya kompulsiyon denilen bu zararsız</p>
<p>davranışlar kişinin istemi dışında yapılırlar “ (51, 62).</p>
<p>Görüldüğü gibi, Freud” un obsesyon ve kompulsiyonlarla ilgili tanımlarıoldukça açıklayıcıdır ve bugünkü bilgilerimizle</p>
<p>örtüşmektedir. Freud obsesyonel nörozun özgün bir bozukluk olduğunu, farklıgözlemlerini bir araya getirerek öne sürmüştür:</p>
<p>Anal döneme saplanma ve gerileme görülmesi; yer değiştirme, yalıtma, yapma-bozma gibi bu bozukluğa özgü savunma</p>
<p>mekanizmalarıve ego ile sadistik süperego arasındaki sadomazoşistik ilişki gibi.</p>
<p>Obsesyonel nöroz histeriye benzer şekilde ödipal istekler sonucunda ortaya çıkar. Obsesif kompulsif hastanın, ödipal</p>
<p>dönemin çatışmalarıile başedemediği, anksiyete duyduğu ve daha önceki bir psikoseksüel gelişim dönemine (anal sadistik</p>
<p>döneme) gerilediği kabul edilir (56). Gerileme zorlanma durumlarında, ruhsal gelişimin vardığınoktadan daha önceki dönemlere</p>
<p>geri dönülmesidir (100).</p>
<p>Freud başlıca anal karakter özellikleri olarak; düzenlilik, tutumluluk ve inatçılığıtanımlamıştır (84). Freud” a göre, anal</p>
<p>karakter özellikleri obsesyonel nörozda belirginleşirler. Abraham, anal karakter özelliklerinin çerçevesini genişletmiştir. Abraham,</p>
<p>ayrıca, libidonun anal yapılanmasının hem obsesyonel nörozun hem de anal kişiliğin altında yattığını; bu iki bozukluğu ayıranın,</p>
<p>anal kişilikte bastırmanın başarısızlığıve bastırılanın geri dönüşünün olmamasıolduğunu belirtmiştır (4, 54). OKB gelişiminde</p>
<p>tuvalet eğitıminin önemli rolü olduğu inanışıda zaman içinde sorgulanmaya ve kabul görmemeye başlamıştır (86).</p>
<p>Obsesif kompulsif kişi, anal erotik ve saldırgan dürtülerini yalıtma, karşıt tepki oluşturma ve yapma-bozma savunma</p>
<p>düzeneklerinin yardımıile bilinç dışında tutmaya çalışır. Freud, karşıt tepki oluşturma, yalıtma ve yapma-bozmayıobsesyonel</p>
<p>nörozun tipik savunmalarıolarak tanımlamıştır (86).</p>
<p>Freud”dan sonraki dönemde, OKB ile ilgili çalışmalar, onun görüşlerinin bir miktar genişletilmesinden öteye</p>
<p>gitmemiştir. Anna Freud, karşıt tepki oluşturma benzeri özgül savunmaların, bu hastalığı, tekrarlayıcıdavranışlar görülen diğer</p>
<p>bozukluklardan ayırdığınısavunur. Anna Freud ayrıca nesne ilişkilerindeki başarısızlık ile anal özelliklerin artışıarasında bir ilişki</p>
<p>olduğu görüşünü ortaya koymuştur (53).</p>
<p>Klein obsesyonları, içsel iyi nesnenin tahribi arzusuna karşıkullanılan savunmalar olarak görür. Çocuk sevdiği</p>
<p>nesneyi tahrip ettiğinden korkmakta ve onu geri dönüşümsüz onarımımümkün olmayan şekilde tahrip etmemek için kontrol</p>
<p>etmektedir. Klein”a göre obsesif semptomatoloji bir tamir gayretidir (93).</p>
<p>Mallinger ve Salzman, obsesiflerin yaşamlarının her alanında kontrol ihtiyacının hâkim olduğunu vurgulamışlardır.</p>
<p>Mallinger hastal ığın belirtilerinin kontrol çabasıyetersiz kaldığında ortaya çıktığınıve bu obsesif kontrol çabasının altında</p>
<p>güçsüzlük korkularının yattığınısavunmuştur (107).</p>
<p>Salzman, OKB” nin dinamiğinde öfkeden ziyade utanç, onur kaybı, zayıflık ve yetersızlik duygular ının ortaya çıkışını</p>
<p>önleme çabasının olduğunu öne sürmüştür (165).</p>
<p>Leib, OKB hastalarının analizinde anne-çocuk ilişkisinin incelenmesinin çok önemli olduğunu ve bu hastaların</p>
<p>çoğunda despot ve aşırıkoruyucu olarak içselleştirilmişanne tasarımlarıile kurulan ilişkinin hastalığın gelişiminde rol oynadığını</p>
<p>tespit etmiştir (102, 122).</p>
<p>c) Bilişsel model</p>
<p>Bilişsel-davranışçıteoriye göre, OKB” de sık rastlanılan bilişsel çarpıtmalar, şu şekilde özetlenebilir:</p>
<p>A. Hep veya hiç biçiminde düşünme: “Tamamen güvende değilsem, hala</p>
<p>tehlikede sayılırım”, “Yakınlarımıtehlikeden tam olarak koruyamazsam, onların zarar</p>
<p>görmesine neden olurum” gibi.</p>
<p>B. Aşırıkontrol ve mükemmeliyetçilik: “Kişi düşünceleri üzerinde tam bir</p>
<p>kontrol sağlayabilmelidir”, “Yakınlarımıen iyi şekilde koruyamazsam, bu benim hatam</p>
<p>olur ve bu yüzden cezalandırılmam gerekir” gibi.</p>
<p>C. “Ya şöyle olursa” biçiminde düşünme: “Ya ileride AİDS olursam”, “Ya</p>
<p>yanlışyaparsam”, “Ya onun zarar görmesinden ben sorumluysam” gibi.</p>
<p>D. Büyüsel düşünce: “Bir şeyi düşünmek, onun oluşumuna sebep olmaya</p>
<p>yol açar” gibi.</p>
<p>E. Düşünce ile eylemin kaynaşması: “Bir şeyi düşünmekle onu yapmak</p>
<p>aynıdır”, “Eşimi düşüncelerde aldatmakla, onu gerçekte aldatmak aynışeydir” gibi.</p>
<p>F. Düşüncelere aşırıdeğer verme: “Kötü veya çılgınca bir düşünce aklıma</p>
<p>geliyorsa, bu kötü ve çılgın olduğumun göstergesidir”, “Düşüncelerim bana gerçek</p>
<p>kişiliğimin nasıl olduğunu gösterir” gibi.</p>
<p>G. Belirsizliğe tahammülsüzlük: “Her şeyden %100 emin olmalıyım, emin</p>
<p>olmadığım takdirde, belirsizliğin oluşturduğu sıkıntıya dayanamam” gibi.</p>
<p>H. Felaketleştirme; “Ağzımdaki yara ve halsizliğim kesin olarak AİDS</p>
<p>olduğumu gösteriyor” gibi.</p>
<p>İ. Aşırısorumluluk: “Zararıönleyememek, zarara neden olmakla aynıdır”</p>
<p>gibi.</p>
<p>J. Kötümser yönde yanlılık: “Kötü bir şey olacaksa, bunun bana veya</p>
<p>yakınlarıma olma riski diğerlerine olmasından çok daha fazla” gibi.</p>
<p>Obsesif kompulsif bozukluğun nörobiyolojisi</p>
<p>OKB”de izlenen obsesyonlar ve kompulsiyonlarla ilişkili olarak beyinde nelerin</p>
<p>etkilendiği halen tam olarak açıklanamamıştır. Ancak psikopatolojileri psişik veya</p>
<p>organik etyolojilerine göre dualistik bir yaklaşım içerisinde incelemek konunun</p>
<p>anlaşılmasında kısıtlayıcı olacaktır. Farklı alanlarda sürdürülen biyolojik</p>
<p>araştırmalardan gelen bilgilerin eşliğinde, beynin bilişsel süreçleri tanındıkça, klinik</p>
<p>araştırmaların ışığında bir senteze varabilmek mümkün olabilecektır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: İLAÇ ALMAYAN OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUKLU HASTALARIN</p>
<p>NÖROPSİKOLOJİK DEĞERLENDİRİLMESİ</p>
<p>Taner ÖZNUR</p>
<p>J.Tbp.Yzb.</p>
<p>Gülhane Askeri Tıp Akademisi</p>
<p>Haydarpaşa Eğitim Hastanesi</p>
<p>Psikiyatri Servisi</p>
<p>UZMANLIK TEZİ</p>
<p>olarak hazırlanmıştır.</p>
<p>İSTANBUL</p>
<p>2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon Akıl Kutusu mu? Aptal Kutusu mu?</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/televizyon-akil-kutusu-mu-aptal-kutusu-mu.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/televizyon-akil-kutusu-mu-aptal-kutusu-mu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 21:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağımlılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL PSİKOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[akıl kutusu]]></category>
		<category><![CDATA[aptal kutusu]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Televizyonun günlük hayatımızın parçası olduğu bir gerçek. Evlerin başköşesini süsleyen bu büyülü kutunun, izleyiciler üzerindeki etkilerine dair tartışmalar da bitecek gibi görünmüyor. TV AKIL KUTUSU MU APTAL KUTUSU MU Kemal Reisoğlu Televizyonun günlük hayatımızın parçası olduğu bir gerçek. Evlerin başköşesini süsleyen bu büyülü kutunun, izleyiciler üzerindeki etkilerine dair tartışmalar da bitecek gibi görünmüyor. Özellikle gelişme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-48" title="televizyon" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/01/televizyon.jpg" alt="televizyon" width="300" height="176" />Televizyonun günlük hayatımızın parçası olduğu bir gerçek. Evlerin başköşesini süsleyen bu büyülü kutunun, izleyiciler üzerindeki etkilerine dair tartışmalar da bitecek gibi görünmüyor.</p>
<div class="itemBody">TV AKIL KUTUSU MU APTAL KUTUSU MU<br />
Kemal Reisoğlu<br />
Televizyonun günlük hayatımızın parçası olduğu bir gerçek. Evlerin başköşesini süsleyen bu büyülü kutunun, izleyiciler üzerindeki etkilerine dair tartışmalar da bitecek gibi görünmüyor. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar üzerindeki sinsi etkileri herkesi düşündürüyor.</p>
<p>Yapılan araştırmalar, evimizin bir köşesinde sakin sakin duran televizyonun pek de faydalı bir şey olmadığını gösteriyor.<br />
Haftada ortalama 10 saatten fazla televizyon seyreden çocukların çoğu, okullarında beklenen başarıyı gösteremiyorlar. Ülkemizdeki TV izlenme oranının, yani günde ortalama üçbuçuk saatin çocuklar için de geçerli olduğu düşünülürse, üniversiteye gelmiş bir kişi okulda geçirdiği zamandan çok daha fazlasını televizyon karşısında geçirmiş demek.<br />
Günde ortalama üç saat TV seyreden bir çocuk yılda 20.000’e yakın reklam izlemiş oluyor. 16 yaşına kadar 200.000 şiddet görüntüsü, 33.000 de cinayet görüntüsü izlemiş olacak. Yapılan araştırmalar, normalde insanın 96 saatte sindire sindire algılayabileceği görüntü miktarının, TV seyrederken bir kaç dakikada verildiğini gösteriyor. Yani algılarımız, idrakimiz bombardıman ediliyor. Normal bir düzeyde algılama, beden ve ruh sağlığı için çok önemli oysa.<br />
Televizyonun bir zararı da gözlere. TV seyrederken gözler tamamen hareketsiz ve sabit kalıyor. Bu ise göz sağlığı için zararlı bir durum. Ülkemizdeki gibi aşırı TV seyretme, hem çocuklarımızın hem de bizim görme kabiliyetimize büyük zararlar verebilir. Aşırı TV seyretme, sadece göz bozukluğunun değil, beynin dikkat toplama kabiliyetinin de düşmanı.<br />
Hayatın yavaş ama ahenkli dersleri bir çocuğun hayatı anlaması ve anlamlı yaşaması için şart. Ama TV’deki hızlı görüntü geçişine alıştıkları için çocuklar, etraflarındaki bu sakin tabiatı yeterince takdir edemezler. TV’deki hızlı olaylar, iki dakika içinde bebeklikten yaşlılığa kadar verilen hızlı hayatlar, gerçekte olmayacak şeyler. Ama birçok şeyi TV’den öğrenen çocuğun zihninde zaman ve hayat kavramları yerli yerine oturamayacaktır. Çocukların gerçek tecrübelere ihtiyacı var.<br />
Çocukların gece geç saatlere kadar TV seyredip, ertesi gün okulda uyanık kalmaları ve dikkatlerini derslerine verebilmeleri de mümkün değil. Ayrıca TV’de gördükleri, rüyalarına girip kabus haline gelebilir.<br />
Pek çok uzman, televizyonun çocukları aptallaştırıcı etkisine dikkat çekiyorlar.<br />
Haftada 20 saatten fazla seyredilği zaman TV, konuşma ve kendini ifade etme kabiliyetini ciddi şekilde hasara uğratabiliyor. Siz bir de çocuğunuzun TV’den öğrendiği rezil Türkçe ve argo kelimeleri ekleyin buna. Oysa çocukların konuşmasının güzelleşmesi için, başka çocuk ve büyüklerle konuşmaları ve oynamaları gerekir.<br />
Öte yandan kitap okumaya göre, TV seyretmek daha kolay ve tercih edilen bir iş. Bu yüzden özellikle okumayı öğrenme aşamasındaki çocuklarda televizyon seyri, geç öğrenmeye yol açabiliyor. Araştırmalar, TV’yi açtıktan 30 saniye sonra beyindeki dikkat ve bilinçli algının azaldığını gösteriyor. Dikkat gerekmediği için zihinsel faaliyetler de zamanla köreliyor. Halbuki okuduğunu anlamak, zihnin yoğunlaşmasını, dikkati gerektirir.<br />
Boş vakit, özellikle çocukların hayal güçlerini, dolayısıyla da düşünme kabiliyetlerini geliştirici bir imkân aslında. Ama çocuğu TV karşısında esir bırakmakla, onun bu imkânı kullanmasına müsaade etmemiş oluyoruz. Ayrıca, TV’deki çocuk programlarını yapanlar büyükler olduğu için, çocukların kendi aralarında oyunla geliştirecekleri duyguları ve yetenekleri tam olarak anlayabilecekleri de kuşkulu. Üstelik TV yayıncılığı bir ticaret olduğu için, insanlığın gelişimine değil, para kazanmaya yönelik programlar yapılıyor. Çocuk  programlarının bile reklamla dolu olması bunun açık bir göstergesi.<br />
Çoğu TV programı hayatı ak ve kara olarak gösteren, aşırı basitleştirilmiş ve şiddet içeren görüntülerle dolu. Çoğu da bir saate yakın bir zaman alıyor. ABD’de otuz yıldan bu yana yapılan araştırmalar, TV’de görülen şiddetin gerçek hayatta tekrarlandığını gösteriyor. Çocuk programlarındaki şiddet oranı ise büyüklerinkinden tam altı kat daha fazla.<br />
TV, çocukların aşırı kilo almalarına da neden. ABD’de 1988 ve 1994 arasında, 8 ve 16 yaş arasındaki 4063 çocuk üzerinde bir araştırma yapıldı. Sonuç ilginç: her gün 4 saatten fazla TV seyreden çocukların, 2 saatten daha az izleyenlere göre daha şişman oldukları ortaya çıktı.<br />
Ayrıca cinsellikle dolu programların, kişilerin ruhsal gelişimine yaptığı olumsuz etkilerden sanırız söz etmeye bile gerek yok.</p>
<p>Ne Yapmalı?<br />
TV denen aleti pencereden dışarı atmak çözüm değil. Çünkü itiraf edelim ki, ne bizler, ne de çocuklarımız onsuz yapamaz duruma geldik. O zaman daha makul bir yol bulalım. Onun tehlikelerinden çocuklarımızı ve bizi korumanın yollarını arayalım. Bir uzmanın önerilerine kulak verelim:<br />
Çocuklarınıza televizyon seyretme süresini azaltmanın önemli olduğunu anlatın. Televizyonu düzenli olarak seyredecekleri konusunda onlara güvence verin.<br />
Çocuklarınızın TV seyretme sürelerini baştan belirleyin. Mesela hafta içi her gün 1 saat, hafta sonu 2 saat gibi.<br />
Çocuklarınıza bu sınırlar içinde seçenekler tanıyın. Mesela bazı programları onlar seçsin.<br />
TV seyretmeye ne zaman izin vereceğinizi baştan belirleyin. Mesela ev ödevi yapıldıktan veya akşam yemeğinden sonra.<br />
Çocuklarınızı el işleri, oyunlar, spor ve okuma gibi başka faaliyetlere sevdirerek yönlendirin.<br />
Kullanılmadığı zaman TV’nizi kapatın. Sürekli gürültü yapmasına izin vermeyin.<br />
Çocuklarınız bu tavsiyelere uyacaktır. Ama siz de uyarsanız!<br />
Semerkand Dergisi 1999 Eylül</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/televizyon-akil-kutusu-mu-aptal-kutusu-mu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

