<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolojik Danışman &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.psikolojikdanisman.org/tag/psikoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.psikolojikdanisman.org</link>
	<description>Karanlıktan Aydınlığa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 19:06:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Peki Erkeklerin Hakları Ne Olacak?</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 13:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yetişkin Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek hakları]]></category>
		<category><![CDATA[erkek nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[haber7]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadına nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sema maraşlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Bakan Fatma Şahin&#8217;e Siz &#8220;Kadın Bakanı&#8221; değilsiniz, Aile Bakanısınız ve erkeklerin de haklarını korumak zorundasınız.&#8221; diye soran Haber 7 yazarı erkeklerin haklarını yazdı. Bu yapılanlara bakıldığında eşit fırsat falan görünmüyor, kanun yoluyla erkeklerden alıp kadınlara verme gibi bir durum var. Kadın gerçekten ihtiyaç sahibi ise onun yükünü eski kocası değil, devlet çekmeli. Biliyorum, yazdığım bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-338" title="semamarasli" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2012/01/semamarasli-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Bakan Fatma Şahin&#8217;e Siz &#8220;Kadın Bakanı&#8221; değilsiniz, Aile Bakanısınız ve erkeklerin de haklarını korumak zorundasınız.&#8221; diye soran Haber 7 yazarı erkeklerin haklarını yazdı.</p>
<p>Bu yapılanlara bakıldığında eşit fırsat falan görünmüyor, kanun yoluyla erkeklerden alıp kadınlara verme gibi bir durum var. Kadın gerçekten ihtiyaç sahibi ise onun yükünü eski kocası değil, devlet çekmeli. Biliyorum, yazdığım bazı sorunların direk muhatabı siz değilsiniz; fakat aile bakanı olarak erkeklerin sorunları ile de ilgilenmek zorunda olduğunuz ve eşitliği savunduğunuz için bağlı olduğunuz bakanlar kuruluna teklif götürebilirsiniz.</p>
<p>Madem ki eşit bir dünya isteniyor, o zaman gerçekten eşitlik sağlansın. Batı ülkelerine, yüksek sayıda çalışan kadın rakamı verelim, modern görülelim derken erkeklere haksızlık yapılmasın. Pek çok kanun batıya bakarak yapılıyor. Batının iki yüzlü kanunları da politikaları da bizi ilgilendirmez. Zaten batının aile konusunda geldiği noktaya bakarak onları bu konularda kesinlikle model almamamız gerekir.</p>
<p>Kadına şiddet konusunda çalışmalarınız var. Şiddete uğrayan kadınlara elbette yardım edilmeli. Fakat konu öyle abartılıyor ki basın tarafından neredeyse bütün erkekler, şiddet yanlısıymış gibi gösteriliyor. Bu da işinde gücünde, ailesinin geçimi için canla başla çalışan pek çok erkeği zan altında bırakıyor. Neden yüz erkeğin hatasını yüz bin erkek çeksin ki? Şiddet konusundaki çalışmalar erkekleri zan altında bırakmadan yapılmalı.</p>
<p>Ayrıca şiddeti önlemek şiddetten sonra yapılacaklarla olmaz. Şiddetten sonra karakola gitmek ya da polis çağırmak bir çözüm değildir.</p>
<p>Öncelikle şiddetin tanımı iyi yapılmalıdır. Fiziki şiddet üzerinde durulurken, psikolojik şiddet hiç konuşulmuyor. Psikolojik şiddet, fiziki şiddetten daha hafif değildir. Kadınların erkeklere uyguladığı psikolojik şiddet önemsenmezken, erkeklerin kadınlara uyguladığı fiziki şiddet görülüyor sadece.</p>
<p>Kadın erkeğe sokak ortasında &#8220;şerefsiz, namussuz&#8221; gibi her türlü hakareti yapıyor, bu suç olmuyor, erkek kadına bir tokat atsa suç oluyor. Erkek attığı tokadın bedelini ödeyecekse, kadın da yaptığı hakaretlerin bedelini ödemeli; madem eşitlikten haktan hukuktan bahsediliyor. Karakollarda &#8220;psikolog polisler&#8221; olmalı. Kadın fiziki şiddette nasıl polisi arayabiliyorsa, erkek de &#8220;psikolog polisi&#8221; arayabilmeli. &#8220;Karım bana şu hakaretleri yaptı, ruh sağlığımı bozuyor, şikayetçiyim diyebilmeli.&#8221;</p>
<p>Şiddetini önlemek için işe yarayacak bir kaç önerim var:</p>
<p>Kadınlar, erkeklere hakaret etmeden konuşmayı öğrenirlerse şiddet önemli oranda azalacaktır. Kadına şiddet durumunda polis çağırmayı öğretmeden önce, erkekle nasıl konuşulur onu öğretmek lâzım. &#8220;Kadın hakaret ederse, erkek vurabilir.&#8221; demiyorum yanlış anlaşılmasın.</p>
<p>Kadının önce kendini korumayı öğrenmesi lâzım, yoksa polis gelene kadar canından olur. Kadının haklı ya da haksız olması önemli değildir. Mesela adam içmiş gelmiş, çocukların ekmek parasını içkiye vermiş, kadın haklı olarak şöyle diyor: &#8220;Allah belanı versin, yine zıkkımlanmışsın, ekmek paramızı içkiye yatırmışsın, pis sarhoş&#8221; Bu adamın, zil zurna kafayla bu sözlere karşı şiddet uygulaması hiç şaşılacak bir şey olmaz.</p>
<p>Kadın canın seviyorsa, haklı da olsa adama hakaret etmesin, madem fiziki güç erkeklerde, madem ona gücü yetmiyor. Kadın, devlete polise güvenip ağzına gelen hakareti erkeğe yaparsa, polis gelene kadar kadın canından olabilir. Bu yüzden kadınlara önce kendini korumayı öğretmek lâzım. Bu da ne eline silah vererek ne de savunma sporu öğreterek olur. Kadının en büyük silahı dilidir. Kadın dilini düzgün kullanırsa kendini koruyabilir.</p>
<p>Kadın cinayetlerinin çoğu ya erkek içkili iken ya da boşanma aşamasında gerçekleşiyor. Boşanma aşamasında kadın &#8220;nasıl olsa ayrılıyorum, babam abim yanımda&#8221; diye güvenerek erkeğe ağzına geleni sayıyor. Ayrıca pek çok boşanmada çocukların velayeti için ya da erkekten nafaka almak için dava dilekçelerine erkeğe yazılmayan iftira kalmıyor. Erkeğin sapıklığından tutun, aklınıza gelebilecek her türlü iftira atılıyor. Bir kaç yalancı şahit bulmak da pek zor olmuyor.</p>
<p>Elbette boşanan erkeklerin içinde kötüsü de, sapığı da, akıl hastası da vardır ve bunlar yazılmalıdır; ama bu kadar boşanan erkeklerin hepsinin kötü, kadınların da çoğunun iyi olması pek gerçekçi değil. Kadın erkeği cezalandırmak için çocukları babalarından kaçırıyor, çocuklarının yanında ya da sokak ortasında hakaretler ediyor, üstüne dava dilekçesinde iftira atıyor. Yine de bunlar, sebep ne olursa olsun, erkeğin cinayet işlemesinin asla haklı sebepleri değil tabii ki.</p>
<p>O zaman &#8220;Türk erkeği kadını kendi malı gibi görüyor, boşanmak istemiyor&#8221; gibi meselenin özüne inmeyen tespitler de bulunmak yerine &#8220;neden boşanma aşamasında bu kadar cinayetler işleniyor&#8221; onun araştırmasını yapıp, ailelere boşanırken yardımcı olunmalı.</p>
<p>Şiddeti önlemenin ikinci yolu cinsel eğitimdir. Evlilikte muhabbeti sağlayan en önemli şey &#8220;cinsel hayattır.&#8221; Toplumumuzda namus kavramından dolayı kızlar cinsellikten korkutularak büyütülüyor. Kadınların çoğu evlendikleri zaman cinsel isteksizlik yaşıyorlar ve eşleri ile birlikte olmak istemiyorlar. Erkekler de bu konuda eğitim almadıkları için eşlerine nasıl yardımcı olacaklarını, sorunu nasıl çözeceklerini bilemiyorlar. Cinsel sorunlar evlilikte öfkenin ve boşanmaların en önemli sebeplerinden biridir. Bu yüzden hem evlenecek olanlara, hem de evlilere mutlaka cinsel eğitim verilmelidir.</p>
<p>Aileyi çok ilgilendiren &#8220;feminizm&#8221; konusunda da bir kaç şey söyleyerek bitirmek istiyorum.</p>
<p>Kadınları kurban, erkekleri ise saldırgan ilan eden günümüz “feminist” yaklaşımı yanlış yönlendirici oluyor ve sorunları daha kötü hale getiriyor. Kadınların “iyi”, erkeklerin ise “kötü” olduğu yolundaki sosyal algılama, gerçekleri görmemizi engelliyor.</p>
<p>Aile bakanı olarak kadınlara eşitlik sağlama çalışmalarından ziyade iki tarafa da eşit bakar ve günümüz dünyasında sürekli ezilmeye ve aşağılanmaya çalışılan erkeklerin haklarını da korursanız çalışmalarınızla aileye gerçekten katkı da bulunacaksınızdır.</p>
<p>Son olarak bir kaç ay önce sitemize gelen Gaziantepli sizin hemşehriniz olan ve mailinde size de yardım için seslenen boşanma aşamasındaki bir erkekten gelen mektubun linkini vererek bitirmek istiyorum. Bu vesile ile onun sesini de size duyurmak isterim.</p>
<p>http://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/</p>
<p>Saygılarımla&#8230;</p>
<p>Sema Maraşlı / Haber 7<br />
www.cocukaile.net<br />
semamarasli@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk PDR Derneği Sorularımıza Cevap Verdi.</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-dernegi-sorularimiza-cevap-verdi.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-dernegi-sorularimiza-cevap-verdi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 12:36:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[PDR Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Pdr Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde psikolojik hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[PDR]]></category>
		<category><![CDATA[pdr derneği]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[rehber öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik ve psikolojik danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türk PDR Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[www.psikolojikdanisman.org olarak Türk PDR Derneğine bazı sorular sormuştuk.  Türk PDR Derneği yönetim kuruluna sitemize gönderdiği cevaptan dolayı teşekkür ederiz. Önceki haberimizde de belirttiğimiz gibi gelen cevabı aynen yayınlıyoruz.  Psikolojik Danışmanların bilmesi gereken  konulara  cevap verildiğinden dolayı, verilen cevabı psikolojik danışmanların ve psikolojik danışman adaylarının okumasını öneririz. Verilen cevapların Türk PDR Derneğinin üye sayısında artışa sebep [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-336" title="pdrder" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2012/01/pdrder-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />www.psikolojikdanisman.org olarak Türk PDR Derneğine bazı sorular sormuştuk.  Türk PDR Derneği yönetim kuruluna sitemize gönderdiği cevaptan dolayı teşekkür ederiz. Önceki haberimizde de belirttiğimiz gibi gelen cevabı aynen yayınlıyoruz.  Psikolojik Danışmanların bilmesi gereken  konulara  cevap verildiğinden dolayı, verilen cevabı psikolojik danışmanların ve psikolojik danışman adaylarının okumasını öneririz. Verilen cevapların Türk PDR Derneğinin üye sayısında artışa sebep olmasını temenni ederek kendilerine başarılar dileriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1. Derneğinize PSİKOLOJİ, SOSYOLOJİ, FELSEFE, EĞİTİM PROGRAMLARI mezunu olup da halen psikolojik danışman / rehber öğretmen olarak çalışanlar da üye olabiliyorlar mı?</p>
<p>Türk PDR-DER: Derneğimizin yürürlükte olan tüzüğüne gore üyeliği düzenleyen 6.madde hükmü aşağıda sunulmuştur:</p>
<p>Asli Üye Olabilme Koşulları<br />
a. Medeni haklara sahip, 18 yaşını bitirmiş olmak.<br />
b. T.C. vatandaşı olmak veya Türkiye‟de kanunlar çerçevesinde oturma hakkını elde etmiş olmak.<br />
c. Yurt içi veya YÖK tarafından denkliği kabul edilen yurt dışı üniversitelerin birinde Psikolojik Danışma ve Rehberlik ile Eğitimde Psikolojik Hizmetler lisans programından/bölümünden /anabilim dalından mezun olmak veya farklı disiplinlerden mezun olup mezuniyet sonrası tezli lisansüstü eğitimini bu alanda tamamlamış olmak.<br />
d. Üyelik giriş aidatı 15 YTL.ödemek ve tüzükte belirtilen aidatı ödemeyi kabul etmek .</p>
<p>Bu üyelik koşulları Şubeler için de geçerli olup, koşullara aykırı üye kaydı yapılamaz.</p>
<p>Derneğimiz Psikolojik Danışma ve Rehberlik bilim dalı ve meslek alanının gelişimi ve bu alandan mezun olan meslekdaşlarımızın haklarını korumayı amaçlayan bir meslek derneğidir. Bu nedenle madde hükmünden de anlaşılacağı gibi Felsefe ve Sosyoloji mezunları başta olmak üzere PDR veya EPH alanının dışında diğer alanlardan mezunları üye olarak kabul edememekteyiz.<br />
2.Türk PDR derneği olarak, alan dışından atanan FELSEFE, SOSYOLOJİ, PSİKOLOJİ, EĞİTİM PROGRAMCILIĞI gibi alanlardan mezun olanların bazılarının tezli/veya tezsiz yüksek lisans yaparak bazılarının bakanlık tarafından eğitime alınarak psikolojik danışman olarak atanmasının önüne geçmek amacıyla ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?</p>
<p>Türk PDR-DER: Alan dışılar, derneğimiz açısından asla kabul edilebilir bir durum olarak görülmemektedir. Derneğimiz tarihi boyunca da konuya bu şekilde yaklaşılmıştır.</p>
<p>Konunun önüne geçilmesine yönelik olarak;</p>
<p> Basın açıklamaları,<br />
 Bakanlık ile Genel Müdür’den Bakan’a kadar çeşitli düzeylerde yapılan görüşmeler,<br />
 Kitlesel gösteriler,<br />
 Yargıya başvurma,<br />
boyutunda tepkiler gösterilmiştir. Alanda çalışanların %25’i alan dışılardan oluşmaktadır. Bu durum mesleğin niteliği açısından bir tehdit olarak görülmektedir. Sorunun nihai çözümünün faklı alanlardan rehber öğretmen kadrosuna atanan kişilerin varsa kendi kadrolarına (felsefe, sosyoloji gibi), yoksa kendi kadroları oluşturularak (program geliştirme, ölçme değerlendirme) geçişleri ile mümkün olacağı düşünülmektedir.<br />
3. PSİKOLOJİ MEZUNLARI SİZE GÖRE ALAN DIŞI MIDIR? (Net cevabınızı bekliyorum)</p>
<p>Türk PDR-DER: Psikoloji mezunları da alan dışıdır. Ancak psikoloji mezunlarının veya psikolojinin diğer alanlardan bir farklılığı söz konusudur. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı da psikoloji’den ayrımlaşmış olan bağımsız bir bilim dalı ve meslek alanıdır. Bilindiği gibi esasen tüm bilim dalları felsefeden ayrımlaşmıştır. Bir dönem Psikoloji’de tıp ve özellikle psikiyatri’den kendini ayrımlaşmıştır. Benzer ayrımlaşma sorunları psikiyatri ve psikoloji arasında da halen yaşanmaktadır. Bir dönem psikiyatri derneklerine psikoloji mezunları da dahil edilmekteydi. Ancak Psikiyatri ayrı bir bilim dalı olması nedeni ile psikoloji mezunlarını kabul etmemeye başlamışlerdır. Bu durumda psikoloji mezunları da kendi dernekleşme çalışmalarına başlamıştır. İlk aşamada psikologlar derneği de 1986 yılından itibaren kendi mezunlarının ancak üye olarak kabul edilebileceğini ilan etmiştir. Bu süreçte ülkemizde de bağımzız bir bilim ve meslek dalı olarak gelişmeye başlayan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanı’nın mezunlarına yönelik olarak bir mesleki derneğin kurulması ihtiyacı doğmuş ve 1989’da derneğimiz kurulmuştur. Bu farklılık nedeniyle rehber öğretmen kadrolarına atanıyor olmaları diğer alan dışılarla aynı kategoride değerlendirilmemiştir. Bunun böyle olması psikoloji’den farklılığımızı ve de alan dışılığı gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır.</p>
<p>Psikoloji mezunlarının alan içindeki durumu mesleğimizin olgunluğuyla ilişkili bir durumdur. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bilim dalı ve mesleği olgunlaştıkça Geçmiş yıllarda dernek tüzüğüne gore psikoloji mezunları da derneğimize üye olabiliyorlardı ve bu çerçevede derneğimiz üyesi psikoloji mezunları vardır ve üyelik konumlarında bir farklılık yoktur. Ancak şu an yürürlükte olan tüzüğümüze gore psikoloji mezunları da digğer alan dışılar gibi derneğimize üye olamamaktadırlar.</p>
<p>Bir başka nokta da Talim ve Terbiye Kurulu Kararlarında görülmektedir. Önceki TTK Kararlarında psikoloji mezunları doğrudan rehber öğretmen olarak atanabilirken, şu anda pedegojik formasyon almaları şartı aranmaktadır.</p>
<p>4. Şayet psikoloji mezunları alan dışı değil ise, PDR mezunlarının da psikoloji mezunlarının sahip olduğu hakların aynısına sahip olabilmeleri için ne tür çalışmalar yaptınız?</p>
<p>Türk PDR-DER: Psikoloi mezunlarına ilişkin değerlendirmemiz bir önceki soruda ortaya konulmuştur. Derneğimiz alanımızın bağımsız bir alan olmasından hareketle ülkemizde psikolojiden bağımsız olarak konumlanması ve mesleğin gelişimini hedeflemektedir. Kendimizi bir başka disipline gore değil, mesleğimizin bilimsel gelişimi, literatür ve toplumun ihtiyacına gore tanımlamanın daha yararlı olduğu düşünülmektedir. Bu konuda Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanının Okul Psikolojik Danışmanlığı, Rehabiltasyon Psikolojik Danışmanlığı, Kariyer Psikolojk Danışmanlığı, Rehabilitasyon Psikolojik Danışmanlığı, Ruh Sağlığı Psikolojik Danışmanlığı, Evlilik ve Aile PsikolojiK Danışmanlığı gibi beş alanda ülkemizde gelişimi gözlenmektedir.</p>
<p>Bir başka ifade ile diğer displinlerin ne yaptığı ya da yapmadığına göre değil, kendi mesleki yeterliliklerimizi, kimseyi ötekileştirmeden ortaya koyarak kendimizi anlatma çabasındayız.</p>
<p>5. Ve; PSİKOLOJİ, FELSEFE, SOSYOLOJİ, EĞİTİM PROGRAMLARI mezunları madem rehber öğretmen olarak atanabiliyorlar, rehber öğretmenlerin de bu alanlardan mezun olanların haklarına sahip olabilmelerini sağlamak için ne gibi çalışmalar yaptınız?</p>
<p>Türk PDR-DER: Derneğimiz her mesleğin değerliliği ilkesinden hareketle, herkesin yetiştiği alanda istihdamının bir insan hakkı ve de hizmet verdiğimiz topluma bir saygı gereği olduğunu kabul etmekte, dernek çalışmalarını ve mesleğin savunuculuğunu da bu perspektifle yürütmektedir. Dolayısıyla derneğimiz mesleğimize karşı yapılan bir yanlışı önlemek için bir başka yanlışa yol açacak bir yöntemi doğru bulmamaktadır.<br />
6. Şayet Psikoloji mezunu alan dışı ise; PSİKOLOJİ alanından mezun olanlara ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ&#8217;nün &#8220;alan dışı&#8221; değilmiş gibi yaklaştığını (bazı testlerin uygulayıcılığına onların girmesine müsaade etmek vb. uygulamalardan) anlıyoruz. Bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?</p>
<p>Türk PDR-DER: Psikoloji mezunlarına ilişkin sorulara daha once yanıt verilmiştir. Psikoloji mezunlarının Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürlüğü tarafından alan dışı sayılmayıp testlerle ilgili eğitimlere alınıyor olmaları, ilgili Genel Müdürlüğün değerlendireceği bir konudur. Ancak Derneğimiz psikolojik testlerin hangi kurum olursa olsun, sadece psikolojik danışmanlar tarafından uygulanması gerektiği gibi bir düşünceyi savunmamaktadır. Önemli olan psikolojik ölçme araçları uygulama, değerlendirme ve yorumlama konusunda temel eğitimin ve de varsa o ölçme aracıyla ilgili alınması gereken özel bir eğitimin alınmış olmasıdır.</p>
<p>Psikolojik ölçme araçları alanımızla birlikte, psikoloji ve psikiyatrinin de çalışmaları ve hizmetlerinde kullandığı araçlardır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında da bu konularda eğitim verilmektedir. batıda da olduğu gibi Psikoloji alanı da test uygulayarak bir ayrıcalık, bir güç elde etme gayreti içerisindedir. Zaman zaman soruda belirttiğiniz durumla karşılaşılmaktadır. Her meslek kendisinin ne yapabileceğini belirlemelidir. Başka meslek alanlarının ne yapamayacağını belirlemek durumunda değildir.</p>
<p>7. Psikoloji mezunu olup da rehber öğretmenliğe başlayan bir memurun, (PDR mezunu rehber öğretmen 9/1 den başlarken) 8/1 den başladığını biliyor musunuz? Biliyorsanız bu konuda ne gibi çalışmalar yaptınız?</p>
<p>Türk PDR-DER: Psikoloji mezunlarının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre yardımcı sağlık hizmetleri sınıfında sayılmalarından dolayı hizmete 8/1’den başlamaktadırlar. Rehber öğretmenlik, öğretmenlik olarak sayılması nedeniyle ilgili Kanuna gore eğitim öğretim hizmetleri sınıfında sayılmakta ve de 9/1’den göreve başlamaktadırlar. Aynı hizmeti yerine getiren iki alan mezunları arasındaki bu farklılığın bir eşitsizlik olduğu farkında olduğumuz bir boyuttur.</p>
<p>Bu sorun yasa değişikliği ile giderilebilecek bir durum olup iki boyutu vardır. Birincisi unvanımızın rehber öğretmen yerine psikolojik danışman olması ve bu unvanın 190 Sayılı Devlet Kadro Cetveline eklenmesi; ikincisi de eğitim öğretim hizmetleri sınıfı yerine, sağlık hizmetleri sınıfında olmamıza yönelik değişikliklerdir.</p>
<p>Bu konuda geçmişten beri çeşitli düzeylerde girişimlerde bulunulmasına ragmen sonuç alınamamıştır.</p>
<p>Gerek bu konu gerekse meslek odası olabilmemizle ilgili yasa tekliflerimizin Meclise taşınması ve yasalaşması ile ilgili meslektaşlarımızın desteğinden mutluluk duyarız. Bu konuda destek olabilecek meslektaşlarımızın derneğimiz ile iletişime geçmelerini bekleriz.</p>
<p>8. PDR mezunu olmadığı halde uzmanlık sınavına girmek veyahutta yüksek lisans tamamlamak yollarından birisiyle UZMAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN veya UZMAN REHBER ÖĞRETMEN unvanı almalarını &#8220;UYGUN&#8221; görmüyorsanız, bu konuda ne gibi çalışmalar yaptınız?</p>
<p>Türk PDR-DER: Bu sorunun iki boyutu vardır. Birincisi akademik uzmanlık, ikincisi de bürokratik uzmanlık (eğitim sisteminde yer alan uzman ve baş öğretmen uygulaması) uygulamasıdır.</p>
<p>Akademik (bilim) uzmanlık, üniversiteler tarafından yüksek öğretim kanununa gore yüksek lisans eğitimi ile kazanılan uzmanlıktır. Yüksek lisans sonrası bilim uzmanlığı kazanılmakta, mesleğimiz açısından da uzman psikolojik danışman kabul edilmektedir. Yüksek öğretim kanununa göre yüksek lisans programlarına, ilgili programların dışındaki alanlardan mezun olanlar da başvuruda bulunabilmektedir. Bu çerçevede PDR alanına da farklı alanlardan mezunlar yüksek lisans için başvuruda bulunabilmektedirler. Üniversitelere göre hangi program mezunlarının başvurabileceği de üniversitelere gore farklılık gösterebilmektedir. Fakat farklı alanlardan başvurup da kazananlar bilimsel hazırlığa tabi tutulmaktadırlar. Bunun sonucunda yüksek lisans programını bitirenler bilimsel uzmanlığı kazanmaktadırlar.</p>
<p>Bürokratik uzmanlık ise mesleğimizle ilişkili bir uzmanlık olmayıp, eğitim sistemi içinde var olan bir kategorilendirme olup herkesin yararlanabildiği bir durumdur.</p>
<p>Derneğimizin sorunuz çerçevesindeki değerlendirmesi bu şekilde olup, (yüksek lisansın tezli olması durumunda) itirazımızı gerektirecek bir durum olarak görülmemektedir.</p>
<p>Sizin aracılığınızla meslektaşlarımızla yeniden buluşmak ve düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği<br />
Yönetim Kurulu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-dernegi-sorularimiza-cevap-verdi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk PDR Derneğinden Manidar Yeni Yıl Mesajı</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-derneginden-manidar-yeni-yil-mesaji.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-derneginden-manidar-yeni-yil-mesaji.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 07:10:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[PDR Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Pdr Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde psikolojik hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[pdr derneği]]></category>
		<category><![CDATA[psikojik danışma ve rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[rehber öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik ve psikolojik danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türk PDR]]></category>
		<category><![CDATA[Türk PDR Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[Türk PDR Derneği yayınladığı yeni yıl mesajında ilgili kişilere de güzel bir mesaj göndermiş. Tebrik ederiz. Başta üyelerimiz ve meslektaşlarımız olmak üzere vatandaşlarımızın yeni yılını kutlar, mesleğimizin hakettiği değeri bulmasına dair çabalarımızın yaşam bulmasını, herkesin yetiştiği alanda istihdamını ve tek bir kişinin dahi istihdam kaygısını yaşamayacağı bir gelecek dileriz. Mutlu yıllar&#8230; Türk Psikolojik Danışma ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-319" title="turkpdrder" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2012/01/turkpdrder-150x126.png" alt="" width="150" height="126" />Türk PDR Derneği yayınladığı yeni yıl mesajında ilgili kişilere de güzel bir mesaj göndermiş. Tebrik ederiz.</p>
<div align="justify"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;">Başta üyelerimiz ve meslektaşlarımız olmak üzere vatandaşlarımızın yeni yılını kutlar, mesleğimizin hakettiği değeri bulmasına dair çabalarımızın yaşam bulmasını, herkesin yetiştiği alanda istihdamını ve tek bir kişinin dahi istihdam kaygısını yaşamayacağı bir gelecek dileriz.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;">Mutlu yıllar&#8230;</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;">Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği</span></div>
<div align="justify"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;">Yönetim Kurulu</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/turk-pdr-derneginden-manidar-yeni-yil-mesaji.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gönüllü PDR Çalışanları Van İçin Hazırlanıyorlar</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/gonullu-pdr-calisanlari-van-icin-hazirlaniyorlar.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/gonullu-pdr-calisanlari-van-icin-hazirlaniyorlar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 11:44:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[PDR Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Pdr Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[ankara eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[özel eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde psikolojik hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[orgm]]></category>
		<category><![CDATA[PDR]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Danışma ve Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[psikososyal destek]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik ve psikolojik danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[van depremi]]></category>
		<category><![CDATA[vanlı aileler]]></category>
		<category><![CDATA[vanlı öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[vanlı öğretmenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönüllü olarak Van ilimizdeki öğrenci, aile ve öğretmenlere psiko-sosyal destek hizmeti vermek amacıyla görevlendirilen psikolojik danışmanların eğitimleri 02 Ocak 2012  Salı günü başlıyor.  Eğitim 4 gün sürecek ve Ankara Barcelo otelde yapılacak. &#160; Van&#8217;da meydana gelen deprem felaketi sonrasında yaşanan travmatik (sarsıcı) olayların çocuklarımız, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-312" title="vanpdr" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2012/01/vanpdr-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönüllü olarak Van ilimizdeki öğrenci, aile ve öğretmenlere psiko-sosyal destek hizmeti vermek amacıyla görevlendirilen psikolojik danışmanların eğitimleri 02 Ocak 2012  Salı günü başlıyor.  Eğitim 4 gün sürecek ve Ankara Barcelo otelde yapılacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Van&#8217;da meydana gelen deprem felaketi sonrasında yaşanan travmatik (sarsıcı) olayların çocuklarımız, ebeveynleri ve öğretmenlerimiz üzerinde oluşturacağı stres tepkilerini normalleştirmek ve psikososyal destek sağlamak amacıyla yürütülecek çalışmaların takvimi de verilecek olan eğitimde belli olacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: orgm.meb.gov.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/gonullu-pdr-calisanlari-van-icin-hazirlaniyorlar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşlılık Halleri</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/yaslilik-halleri.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/yaslilik-halleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 18:43:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL PSİKOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/yaslilik-halleri.htm</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlanma insanoğlu için kaçınılmaz birsüreç. Yaşlılık kapıya dayandığında kimi vakar ile boyun eğip karşılar,kimi ise bir söyleyip beş kahkaha atarak kendince yıllara meydanokuduğunu sanır. Örümcek ağına kapılmış kelebek gibi kurtulma ümidiyleçırpınır durur. Oysa kendisi de çok iyi bilmektedir ki bu çabalarboşunadır. Çocukların sıkça sorduğu bir bilmece vardır: “Önce dört ayaklı, sona iki ayaklı, en sonunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_icerikLb"><strong>Yaşlanma insanoğlu için kaçınılmaz birsüreç. Yaşlılık kapıya dayandığında kimi vakar ile boyun eğip karşılar,kimi ise bir söyleyip beş kahkaha atarak kendince yıllara meydanokuduğunu sanır. Örümcek ağına kapılmış kelebek gibi kurtulma ümidiyleçırpınır durur. Oysa kendisi de çok iyi bilmektedir ki bu çabalarboşunadır.</strong></span></p>
<p>Çocukların sıkça sorduğu bir bilmece vardır: “Önce dört ayaklı, sona iki ayaklı, en sonunda üç ayaklı olan canlı nedir?” Bu kolay bilmecenin cevabı “insan”dır. Emekleyen bebek dört ayaklı, genç insan iki ayaklı ve elinde bastonu ile ayakta durabilen yaşlı insan ise üç ayaklı tanımlanır.</p>
<p>Bilmecenin şakası bir tarafa, gerçekten de yaşlı insanın bedenen ve ruhen ayakta durabilmesi için maddi ve manevi desteğe ihtiyacı vardır. Maddi destek bir derece kolay. Asıl olan, yaşlılara son demlerinde manevi desteklerimizle yardımcı olabilmek. Peki ama nasıl?</p>
<p>Allah ömür verirse bir gün bizim de kapımızı çalacak olan yaşlılık dönemi hakkında bilinçli olursak, manevi sorumluluğumuzu layıkıyla yerine getirebiliriz.</p>
<p><strong>Ömrün hazan mevsimi</strong></p>
<p>Doğumla birlikte insanoğluna bahşedilen sıhhat, algılama gücü, tepki verme, davranış kapasitesi, hafıza gibi beşeri vasıflar yaşlandıkça veda etmeye başlar. Bünye en sıhhi gıdalardan eskisi gibi yararlanamaz. Hastalıklar gelir, kalıcı olur. Duygulanma bozuklukları ortaya çıkar, direnç azalır. Kırklı yaşlardan sonra karşılaşılan olaylara daha duygusal değerlemeler yapılır ve depresif eğilimler baş gösterir. Yaş ilerledikçe vücut azaları işlevlerini güçlükle yapar hale gelir.</p>
<p>Beyin de şüphesiz bu yıpranmadan payını almaktadır; sağlıklı düşünemez, uygun tepkiler gösteremez, kendi organlarına hükmünü geçiremez. Altmışlı yaşlara gelindiğinde ‘ne yesem yavan geliyor, ağzımın hiç tadı yok’ durumu hasıl olmuştur. Bu yakınma doğrudur, çünkü artık dilin tat alma işlevi bu yaşlarda yarı yarıya azalmaktadır. Eller titremeye, gözler az görmeye başlar. Neredeyse tüm yaşlıların dualarında elden-ayaktan düşmeden, çoluğa-çocuğa yük olmadan ruhunu teslim edebilme temennisi yer alır. İlâhi hükme boyun eğilir.</p>
<p><strong>Geçmiş zamanların yansıması</strong></p>
<p>Eski kuşakların yeni nesillerden çok daha sağlıklı olduğunu müşahede ederek yaşadığımız çağa sitemkâr oluruz. Etrafımızda ender de olsa rastladığımız asırlık delikanlıların ya da Osmanlı hatunlarının hallerine gıpta ederek uzun ve sağlıklı yaşamanın sırlarına dair ipuçları almaya yelteniriz.</p>
<p>Elbette yaşlılık herkesi aynı yönlerden ve eşit oranda yıpratmıyor. Bazısının gözü önünü göremez olduğu halde, hafıza kayıtları “bilgisayar gibi” yerinde duruyor. Bazısının keskin kulakları fısıltıları bile işitiyor, ancak sorsanız evladını tanıyamaz, az önce ne yediğini hatırlayamaz.</p>
<p>Şayet bireyin bebeklik, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik çağlarına ilişkin gelişim görevleri eksik kalmış, olgunlaşmasını tamamlayamamış ve psiko-sosyal işlevlerini yerine getirememişse, yaşlılık dönemi daha zedeleyici geçecek demektir. Bu elverişsiz altyapı, zamanında ve yeterince karşılanmamış maddi ve manevi ihtiyaçların oluşturduğu baskı ve gerilim, yaşlılık çağında bir takım düşünce ve muhakeme bozukluklarına, anormal davranışlara neden teşkil edecektir.</p>
<p>İyi bir aile ortamı, tatminkâr bir evlilik süreci gibi sosyal koşullar bireyin yaşlanma sürecindeki olumsuzlukları en aza indirecektir.</p>
<p>Bu arada beslenme tarzı, yaşam çevresi ve kalıtsal faktörleri de şüphesiz göz ardı etmemek gerekir. Çünkü vücut kimyası ile insan davranışı ve psikolojisi arasındaki organik bağ, kayda değer bir sağlık etmeni olarak kabul görmektedir. Nitekim bazı Batı toplumlarında sıkça görülen Alzaimer, Parkinson gibi organik kökenli nevrotik hastalıkların nedenleri bu tür faktörlere dayandırılmakta, özellikle alkol kullanımı ile ilişkisine dikkat çekilmektedir.</p>
<p><strong>Yalnızlık korkusu, ilgi arayışları</strong></p>
<p>Yaşlılık belirtilerinin psiko-patolojik yani ruhsal açıdan normal kabul edilemeyen görünümlerine bakıldığında, ilk sıralarda hezeyanların ve yarına ait bilinmezliğin, yalnızlık korkularının yer aldığı görülür. Eşlerden birinin ölümü de, her ne kadar hayatta iken “geber de kurtulayım” noktasında bile olsa, bir yaşlının psikolojisini çökerten, depresyona iten temel sebeplerin başında gelir. Ağlama nöbetleri, ölmeyi bekleme, ani felçler, giden eşin ardından geriye kalanlardır.</p>
<p>Kadın yaşlılarda sıkça görülebilen ruhanî varlıklar tarafından korkutulma hezeyanlarının geri planında yalnızlık korkularının varlığı kolayca algılanabilir. Sonrasında sık sık yapay olarak hastalanıp, etrafın dikkatini üzerinde toplamaya çabalar ve her an kötü bir şey olabilir paniği ile yalnız bırakılmaması mesajını verir. Bazıları da kendi dünyalarına kapanmayı tercih ederler, kendileriyle yakınlık kurulmasına müsaade etmezler. Bir kısmı da yaşlı bakım evlerinde huzur arayışlarıyla vadelerini tamam ederler.</p>
<p>Cimrilik ve mal biriktirme, her iki cinste de görülebilen tipik davranışlardır. Bu rahatsızlığa düçar olanlar, en yakınlarının bile kendilerine menfaat için ilgi gösterdiklerine hükmederler. Kendilerine yapılan parayla alakalı şakaları ciddiye alıp tepki gösterirler. Onları bir çocuk gibi hoş görmek de bize düşer.</p>
<p>Çöp toplama ve bununla bağlantılı olarak ihtiyacı olmadığı halde dilenme de yaşlılıkta ortaya çıkabilen arızî davranışlardandır. Böyle hastalar, ömürlerinin bedenen sağlıklı olduğu son dönemlerini çöplüklerde yoğun mesai yaparak geçirirler. Çok çeşitli atık eşyalara ilgi duyanlar olduğu gibi, belirli bir tür tercihi olanlar da vardır. Topladıkları eşyaları satıp para kazanmak veya kullanarak değerlendirmek gibi bir niyetleri yoktur, zaten ihtiyaçları da yoktur. Sadece bir koleksiyoncu gibi topladıklarını biriktirirler. Yoksunluk güdülerini ve mahrumiyet hislerini gidermeye çabalarlar.</p>
<p>Bazı psikologlar bu tür toplama ve dilenme davranışlarının kaynağını erken çocukluk yıllarında yeterince karşılanmayan sevgi ihtiyacına indirgemektedirler. Yaşlılık, bireyin ikinci kez sevgisiz ve ilgisiz kaldığı bir çağ olursa, böylesi anormal davranışların ortaya çıkışı için uygun bir zemin oluşur. Birey tekrar çocukluğundaki mutsuzluğuna gömülür. Kaygıları artar, bunu telafi için de sevgi ve ilgi dilenciliğine çıkar. Gerçekte onun bakanı da vardır, parası da ama yine de avuç açıp dilenirler. Televizyonda topladıkları paraları harcamayıp biriktiren, miadı dolmuş banknot zengini tipleri görmüşsünüzdür. İşte onlar bu grup içinde değerlendirilir.</p>
<p><strong>Yapacak ne kaldı?</strong></p>
<p>Yaşam çevresine bağlı olarak varlığını hissettiren işi bitmişlik ve çöküntü psikolojisi üzerinde de dikkatle durmak gerekir. Pek çok kişi işine ve işyerine bir takım psikolojik vasıflar atfederek duygusal bağlar geliştirirler. İşyeri arkadaşlarının da bizim geleneksel kültürümüzde apayrı bir yeri vardır. İşte kentli insan için emeklilik bunların tümünü bir anda kaybetmek anlamına gelir.</p>
<p>Benliğini işe yaramazlık duygusu saran kişiler, çoğunlukla yaşlılığa geçişten kaynaklandığı zan-nedilen bir çöküntüye uğrarlar. Oysa aynı duygunun benzerini genç insanlar da işlerinden ayrıldıklarında hissedebilirler. Ancak onların gelecek için umutları, projeleri, beklentileri vardır.</p>
<p>Emeklilik dönemi, birkaç yıl farklılık olmakla birlikte hem kadın hem erkek için ‘yaş dönümü’ne rastlar. Cinsiyete ilişkin bir takım hormonal değişimlerin, performans kayıplarının ve bedensel yakınmaların yoğun olarak hissedildiği bu dönemler (ki, kadınlarda menopoz, erkeklerde andropoz çağı olarak adlandırılır) emeklilik psikolojisiyle birleştiğinde en hafif haliyle depresyona neden olur. Eşlerin birbirine destek olması şöyle dursun, herkes kendi derdinde olduğu için karşı taraftan anlayış bekler. Umduğunu bulamayınca sorunlar daha da artar.</p>
<p>Kırsal kesim insanları ve kısmen de olsa serbest meslek sahipleri neredeyse ömürlerinin sonuna dek işi bitmişlik duygusunu erteleyebilirler. Hatta işlerinin başında can verirler. Onları hayata bağlayan meşguliyetleri vardır. Yaşlı bir köylü bilir ki, ineği ya da tavukları onun eline bakmaktadır. Bir esnaf bir gün kepenk açamasa ahali onu merak eder, arayıp sorar.</p>
<p>Oysa emekli olmuş bir şehirlinin yaşam alternatifi çoğunlukla güzel havalarda parklarda ‘serseri mayın’ gibi dolaşmak, elverişsiz havalarda ise kahvehanelerde, uzun taş oynama seanslarının müdavimi olmaktır. İşi alkole vuranlar ise iradelerini felç ederek kendini unutmaya çalışanlardır. Keyif aldıklarını zannederler, ancak aslında intihar etmeyi ister bir psikolojileri vardır.</p>
<p><strong>İyi ki geleneklerimiz hâlâ yaşıyor</strong></p>
<p>Bazı sağlık sorunlarına rağmen, yukarıda sözü edilen düşünce ve davranış bozukluklarına yakalanmadan ömürlerinin sonuna kadar insanlık için ulvî hizmetlerle baş tacı olan nice er kişiler var ki, siz onları da yakınen tanımaktasınız.</p>
<p>Vakti zamanında bir Anadolu kasabasında ailecek muhterem bir zatın hasta ziyaretinde bulunmuştuk. Yine oraya hasta ziyaretine gelmiş olan bir alim kişi oradakilere şöyle bir vaazda bulunmuştu:</p>
<p>“İnsanoğlu nasıl şu dünyada misafir ise, ona bahşedilen maddi ve cismani nimetler de misafirdir. İşte sağlık da bunlardan biridir. Cenab-ı Hak bu sebeple kulunu yetmişinden sonra çocuk hükmüne koyar. Yani onun zahmetler içinde yapmış olduğu ibadetlerine büyük sevaplar yazar. Yapamadıklarını, kusurlarını ise kaale almamasını yazıcı meleklerine tenbihler. Sekseninden sonra ise kulunu ‘sabi’ hükmüne koyar.” Ne ferah sözler!</p>
<p>Sevinilecek bir husus şudur ki, hâlâ geleneksel kültürümüzün bir tezahürü olarak yaşlılarımıza sahip çıkıyoruz. Yıllar önce bir komşum vardı. Evin babaanne ve dedesi, oğlu, gelini ve dört torunu ile birlikte oturuyorlardı. Apartmanda yaşlıların bakımının zor olduğu gerekçesiyle iki katlı, bodrumlu, müstakil bir eve kiracı olarak gelmişlerdi. Önce mahalle halkı olarak onları çok kınadık. Çünkü yaşlı dede ve nineyi küçük dar pencereleri olan, yere gömülü bir bodrum odasına yerleştirmişlerdi. Dede asasına dayana dayana beş vakit namaza yakındaki camiye gidip geliyor, biraz dışarılarda güneşlenip kalan zamanını ninenin yanına inerek geçiriyordu. Sonradan anlaşıldı ki, ninecik beyin yıpranmasına bağlı ağır bir ruhî hastalığa yakalanmıştı. Ne yediğini ne dediğini biliyor, eli bağlanmasa necasetleri duvara sürüyordu. Kocasının kim olduğunu çoktan unutmuş olmasına rağmen, dedecik büyük bir vefakârlıkla günün çoğunu onun yanında geçiriyor, zaman zaman da eşinin haline gözyaşı döküyordu. Hasta ninenin günlük bakımını bir kişi tek başına yapamıyordu. Evin beyi akşam evine geldiğinde hanımı ile beraber annesinin yanına iniyor, temizliğini birlikte yapıyor, yemeğini yediriyor ve sonra kendi çocukları ile ilgilenip yemeğini yiyor ve istirahatini ediyordu.</p>
<p>Günün birinde evden dedenin ağlama sesleri sokağa yayıldı. Hasta nine ölmüştü. Onlar o denli farklıydılar ki, onlara baş sağlığı dilerken nine için ‘Allah kurtardı’ diyenlere gönül koyuyorlardı. Onca zahmet ve eziyetine rağmen ninenin ölümü onları bir hayli üzmüştü. Artık eşsiz kalan dede eve girmek istemiyor, dalgın dalgın dolaşıyordu. Nitekim kısa bir süre sonra o da hayata veda etti.</p>
<p>Velhasıl, bir mahalle halkına nasıl eş, nasıl evlat, nasıl gelin olunacağını da hatırlatmış oldular.</p>
<p>Yaşlılık konusunda yazı yazan ve okuyan bizler ve sizler, elbette yaşlanacağız. Hazan mevsimine ulaşacağız. Bu yıları umutsuzluk kâbusuna dönüştürmeden hazırlığımızı şimdiden yapmalıyız. Unutmayalım, önceden ne ektiysek hasat mevsiminde onu biçeceğiz.</p>
<p>Birbirimiz için dua edelim ve yaşlılığın umulmadık afetlerinden Rabbimiz’e sığınalım. Etrafımızdaki yaşlılara karşı tavır-hareketlerimizde merhametli ve şefkatli olalım. Unutmayalım, merhamet etmeyene merhamet olunmaz.</p>
<p>Semerkand Dergisi</p>
<p><small><span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_YazarLb">Ayşe İZCİ</span> • <span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_SayiLb">86</span>. Sayı</small></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-219" title="yaslilik" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/12/yaslilik1.jpg" alt="yaslilik" width="640" height="480" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/yaslilik-halleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PES PES PES BU KADAR OLUR BU KADAR OLUR&#8230;</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 21:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Aday]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Artik]]></category>
		<category><![CDATA[özel eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[Madde]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[müdür yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[Meb]]></category>
		<category><![CDATA[Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[ram]]></category>
		<category><![CDATA[rehberilk]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[Tercih]]></category>
		<category><![CDATA[Vay]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm</guid>
		<description><![CDATA[Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne özel eğitimcilerin bile idareci olması sakıncalıyken biz buna bile hadi olsun (aslında olmaz ama) derken. MEB ne yaptı biliyor musunuz. Artık herkes buraya müdür veya müdür yardımcısı olabilir dedi. Vay anasına sayın seyirciler… Pes Pes… İşte Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliğinden kaldırılan iki madde. Görevlendirme Madde 26 - Rehberlik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a style="cursor: pointer" href="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/pes.jpg"><img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="pes" border="0" alt="pes" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/03/pes-thumb.jpg" width="244" height="145" /></a> Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne özel eğitimcilerin bile idareci olması sakıncalıyken biz buna bile hadi olsun (aslında olmaz ama) derken. MEB ne yaptı biliyor musunuz. Artık herkes buraya müdür veya müdür yardımcısı olabilir dedi. Vay anasına sayın seyirciler… Pes Pes… İşte Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliğinden kaldırılan iki madde.</p>
<p> <span id="more-105"></span>
<p><strong>Görevlendirme</strong></p>
<p><strong>Madde 26 </strong>- Rehberlik ve araştırma merkezine asıl veya vekil müdür, müdür yardımcısı atamalarında atanacakların rehberlik ve psikolojik danışma veya özel eğitim hizmetleriyle ilgili alanlarda lisans düzeyinde yetişmiş olma esası aranır. </p>
<p>(ARTIK 26. MADDE GİBİ BİR MADDE YOK.)</p>
<p>&#160;</p>
<p><strong>İlk Atama, Yer Değiştirme Suretiyle Atama, Adaylığın Kaldırılması</strong></p>
<p><strong>Madde 56</strong> &#8211; Rehberlik ve araştırma merkezi ve rehberlik ve psikolojik danışma servisi elemanlarının atama ve yer değiştirme suretiyle atamalan yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre yapılır. </p>
<p>Resmî eğitim-öğretim kurumlarına atanacak aday psikolojik danışmanlar ilk olarak rehberlik ve araştırma merkezlerinde görevlendirilirler. Adaylıkları burada kaldırıldıktan sonra, eğitim-öğretim kurumlarındaki rehberlik ve psikolojik danışma servislerine dağıtımları yapılır. </p>
<p>Rehberlik ve araştırma merkezlerine yapılacak atama ve görevlendirmelerde, lisansüstü dereceye sahip olma, tercih nedenidir.</p>
<p>&#160;&#160;&#160; (ARTIK 56. MADDE GİBİ BİR MADDE DE YOK)   </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/pes-pes-pes-bu-kadar-olur-bu-kadar-olur.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

