<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolojik Danışman &#187; saplantı</title>
	<atom:link href="http://www.psikolojikdanisman.org/tag/saplanti/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.psikolojikdanisman.org</link>
	<description>Karanlıktan Aydınlığa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 19:06:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Obsesif Kompülsif (Saplantı-Zorlantı) Bozukluğunun Sebeplerine Farklı Bakışlar.</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 22:26:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[kompulsif]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm</guid>
		<description><![CDATA[  a) Genetik Geçen on yılda araştırıcıların artmışilgisine karşın, OKB” nin patogenezine ilişkin olasıgenetik bulgular halen yetersizdir. Bulgular çoğunlukla ikiz ve aile çalışmalarından gelmektedir. Ağır OKB” ye sahip çocuk ve ergenlerin %25–30” da aile öyküsü bulunmaktadır (103, 189). OKB ve obsesif kompulsif kişilik, OKB”li hastaların birinci dereceden akrabalarında sırasıyla %5 ve %11 oranında gözlenmektedir (155). [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-81" title="obsesif1" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/01/obsesif1.jpg" alt="obsesif1" width="300" height="176" />a) Genetik</p>
<p>Geçen on yılda araştırıcıların artmışilgisine karşın, OKB” nin patogenezine</p>
<p>ilişkin olasıgenetik bulgular halen yetersizdir. Bulgular çoğunlukla ikiz ve aile</p>
<p>çalışmalarından gelmektedir. Ağır OKB” ye sahip çocuk ve ergenlerin %25–30” da</p>
<p>aile öyküsü bulunmaktadır (103, 189). OKB ve obsesif kompulsif kişilik, OKB”li</p>
<p>hastaların birinci dereceden akrabalarında sırasıyla %5 ve %11 oranında</p>
<p>gözlenmektedir (155). Bu oranlar genel populasyonda gözlenen değerlerden daha</p>
<p>yüksektir. Saptanan OKB hastalarının birinci dereceden akrabalarında, OKB görülme</p>
<p>oranı(%10,3-%11,7), kontrollerin birinci dereceden akrabalarında OKB görülme</p>
<p>oranından (%1,9-%2,7) anlamlıolarak daha yüksektir (146). İkiz çalışmalarıda</p>
<p>genetik faktörlerin OKB” nin ortaya çıkışında önemli rolü olduğunu göstermektedir.</p>
<p>1936–1990 yıllarıarasında yapılan 14 çalışmadan elde edilen 80 monozigot (MZ) ve</p>
<p>29 dizigot (DZ) ikize ait verilerden; OKB”nin MZ için konkordans oranının %67,5, DZ</p>
<p>içinse %31 olduğu bulunmuştur (25). Tahmini kalıtsallık obsesyon için %26,</p>
<p>kompulsiyon için %26 bulunmuştur (146).</p>
<p>Aday genler, OKB fizyopatolojisinde birlikte rol oynayan transmitterler olan</p>
<p>serotonin ve dopamin sistemleriyle ilişkili olanlardır (145). OKB” nin serotonin hipotezi</p>
<p>5-HT agonisti olan m-clorophenylpiperazine (m-CPP)” in OKB belirti şiddetinde</p>
<p>alevlenmelere yol açtığının gözlendiği farmakolojik çalışmalara dayanmaktadır (200).</p>
<p>OKB” deki seratonerjik disfonksiyon, hastalığın tedavisinde terapötik etkinlikleri iyi</p>
<p>anlaşılmış olan antidepresanların etkin serotonin geri alım inhibitörleri olduğu</p>
<p>gerçeğine dayanmaktadır (118).</p>
<p>OKB ile 5HT1Dβ(31) ve 5HT2A (49) reseptör alttiplerini, 5HT taşıyıcısını(20)</p>
<p>veya MAO-A” yı(90) kodlayan gen polimorfizmleri arasında bağlantıolduğu</p>
<p>bildirilmiştir.</p>
<p>Dopamin sistemi OKB etyolojisinde rol oynamaktadır (18, 61, 179). Bu bulgu,</p>
<p>OKB” nin tikle veya tikle birlikte olmayan formlarında serotonin gerialım inhibitörlerine</p>
<p>dirençli hastalarda, dopamin antagonistlerinin eklenmesinin etkinliğini gösteren</p>
<p>çalışmalardan elde edilmiştir (118, 119). Dopamin sisteminde beşçeşit reseptör</p>
<p>bulunmaktadır (D1-D5). D4 reseptörünü kodlayan gendeki polimorfizmle, OKB</p>
<p>arasında ilişki saptanmıştır (126). Fakat OKB ile D2 ve D3 reseptörleri arasında</p>
<p>önemli bir bağlantıbulunmamıştır (26). COMT (katekolamin 0 metil transferaz),</p>
<p>dolaşımdaki katekolaminleri (dopamin dâhil) sonlandıran bir enzimdir. COMT geninin</p>
<p>sık rastlanılan bir aleli, enzim aktivitesini azaltmakta olup, OKB gelişimindeki yüksek</p>
<p>riskle ilişkilidir. COMT geninin homozigot olma eğilimiyle, OKB gelişimi arasında ilişki</p>
<p>saptanmıştır (175).</p>
<p>b) Psikanalitik teori</p>
<p>Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, Freud OKB hakkında ilk bilimsel hipotezleri ortaya atan kişi olmuştur. Obsesyon ve</p>
<p>kompulsiyon, Freud” dan çok önceleri ayrıbir nozografik kategori olmaktan çok, mental dejenerasyon veya Janet”in öne</p>
<p>sürdüğü gibi psişik zayıflıkla açıklanmıştır (100). Freud” a göre bu hastalık nörozların prototipi olarak, psikanalizin en ilgi çekici</p>
<p>ve verimli alanlarından biridir. Freud, obsesyonel nöroz üzerine 14 eser yayınlamıştır. Bu konuda, diğer hastalıklarla</p>
<p>karşılaştırıldığında daha fazla eser yayınlamıştır.</p>
<p>Freud obsesif kompulsif davranışlarışöyle tanımlamıştır: &#8220;Hastanın zihni gerçekte kendisini hiç ilgilendirmeyen</p>
<p>düşüncelerle doludur ve kendisine yabancıgelen dürtüler hissetmektedir; arada bir karşıduramadığıeylemlere geçmek zorunda</p>
<p>kalır. Zihnine takılan bu düşünceler ( obsesyonlar ) hasta için hiçbir anlam taşımadığıgibi, çoğu kez kendisine de saçma gelir.</p>
<p>Bu düşünceler, aslında hiçbir zaman eyleme dönüşmezse de hastanın, bu düşünceleri anımsatan durumlardan sürekli</p>
<p>kaçmasına neden olurlar. Hastanın kendi istemi dışında yaptığıdavranışlar, günlük yaşamın olağan etkinlikleri olan yıkanma</p>
<p>gibi eylemlerin abartılmışve törensel biçimlerinden öteye gitmez; ne var ki, obsesif eylem veya kompulsiyon denilen bu zararsız</p>
<p>davranışlar kişinin istemi dışında yapılırlar “ (51, 62).</p>
<p>Görüldüğü gibi, Freud” un obsesyon ve kompulsiyonlarla ilgili tanımlarıoldukça açıklayıcıdır ve bugünkü bilgilerimizle</p>
<p>örtüşmektedir. Freud obsesyonel nörozun özgün bir bozukluk olduğunu, farklıgözlemlerini bir araya getirerek öne sürmüştür:</p>
<p>Anal döneme saplanma ve gerileme görülmesi; yer değiştirme, yalıtma, yapma-bozma gibi bu bozukluğa özgü savunma</p>
<p>mekanizmalarıve ego ile sadistik süperego arasındaki sadomazoşistik ilişki gibi.</p>
<p>Obsesyonel nöroz histeriye benzer şekilde ödipal istekler sonucunda ortaya çıkar. Obsesif kompulsif hastanın, ödipal</p>
<p>dönemin çatışmalarıile başedemediği, anksiyete duyduğu ve daha önceki bir psikoseksüel gelişim dönemine (anal sadistik</p>
<p>döneme) gerilediği kabul edilir (56). Gerileme zorlanma durumlarında, ruhsal gelişimin vardığınoktadan daha önceki dönemlere</p>
<p>geri dönülmesidir (100).</p>
<p>Freud başlıca anal karakter özellikleri olarak; düzenlilik, tutumluluk ve inatçılığıtanımlamıştır (84). Freud” a göre, anal</p>
<p>karakter özellikleri obsesyonel nörozda belirginleşirler. Abraham, anal karakter özelliklerinin çerçevesini genişletmiştir. Abraham,</p>
<p>ayrıca, libidonun anal yapılanmasının hem obsesyonel nörozun hem de anal kişiliğin altında yattığını; bu iki bozukluğu ayıranın,</p>
<p>anal kişilikte bastırmanın başarısızlığıve bastırılanın geri dönüşünün olmamasıolduğunu belirtmiştır (4, 54). OKB gelişiminde</p>
<p>tuvalet eğitıminin önemli rolü olduğu inanışıda zaman içinde sorgulanmaya ve kabul görmemeye başlamıştır (86).</p>
<p>Obsesif kompulsif kişi, anal erotik ve saldırgan dürtülerini yalıtma, karşıt tepki oluşturma ve yapma-bozma savunma</p>
<p>düzeneklerinin yardımıile bilinç dışında tutmaya çalışır. Freud, karşıt tepki oluşturma, yalıtma ve yapma-bozmayıobsesyonel</p>
<p>nörozun tipik savunmalarıolarak tanımlamıştır (86).</p>
<p>Freud”dan sonraki dönemde, OKB ile ilgili çalışmalar, onun görüşlerinin bir miktar genişletilmesinden öteye</p>
<p>gitmemiştir. Anna Freud, karşıt tepki oluşturma benzeri özgül savunmaların, bu hastalığı, tekrarlayıcıdavranışlar görülen diğer</p>
<p>bozukluklardan ayırdığınısavunur. Anna Freud ayrıca nesne ilişkilerindeki başarısızlık ile anal özelliklerin artışıarasında bir ilişki</p>
<p>olduğu görüşünü ortaya koymuştur (53).</p>
<p>Klein obsesyonları, içsel iyi nesnenin tahribi arzusuna karşıkullanılan savunmalar olarak görür. Çocuk sevdiği</p>
<p>nesneyi tahrip ettiğinden korkmakta ve onu geri dönüşümsüz onarımımümkün olmayan şekilde tahrip etmemek için kontrol</p>
<p>etmektedir. Klein”a göre obsesif semptomatoloji bir tamir gayretidir (93).</p>
<p>Mallinger ve Salzman, obsesiflerin yaşamlarının her alanında kontrol ihtiyacının hâkim olduğunu vurgulamışlardır.</p>
<p>Mallinger hastal ığın belirtilerinin kontrol çabasıyetersiz kaldığında ortaya çıktığınıve bu obsesif kontrol çabasının altında</p>
<p>güçsüzlük korkularının yattığınısavunmuştur (107).</p>
<p>Salzman, OKB” nin dinamiğinde öfkeden ziyade utanç, onur kaybı, zayıflık ve yetersızlik duygular ının ortaya çıkışını</p>
<p>önleme çabasının olduğunu öne sürmüştür (165).</p>
<p>Leib, OKB hastalarının analizinde anne-çocuk ilişkisinin incelenmesinin çok önemli olduğunu ve bu hastaların</p>
<p>çoğunda despot ve aşırıkoruyucu olarak içselleştirilmişanne tasarımlarıile kurulan ilişkinin hastalığın gelişiminde rol oynadığını</p>
<p>tespit etmiştir (102, 122).</p>
<p>c) Bilişsel model</p>
<p>Bilişsel-davranışçıteoriye göre, OKB” de sık rastlanılan bilişsel çarpıtmalar, şu şekilde özetlenebilir:</p>
<p>A. Hep veya hiç biçiminde düşünme: “Tamamen güvende değilsem, hala</p>
<p>tehlikede sayılırım”, “Yakınlarımıtehlikeden tam olarak koruyamazsam, onların zarar</p>
<p>görmesine neden olurum” gibi.</p>
<p>B. Aşırıkontrol ve mükemmeliyetçilik: “Kişi düşünceleri üzerinde tam bir</p>
<p>kontrol sağlayabilmelidir”, “Yakınlarımıen iyi şekilde koruyamazsam, bu benim hatam</p>
<p>olur ve bu yüzden cezalandırılmam gerekir” gibi.</p>
<p>C. “Ya şöyle olursa” biçiminde düşünme: “Ya ileride AİDS olursam”, “Ya</p>
<p>yanlışyaparsam”, “Ya onun zarar görmesinden ben sorumluysam” gibi.</p>
<p>D. Büyüsel düşünce: “Bir şeyi düşünmek, onun oluşumuna sebep olmaya</p>
<p>yol açar” gibi.</p>
<p>E. Düşünce ile eylemin kaynaşması: “Bir şeyi düşünmekle onu yapmak</p>
<p>aynıdır”, “Eşimi düşüncelerde aldatmakla, onu gerçekte aldatmak aynışeydir” gibi.</p>
<p>F. Düşüncelere aşırıdeğer verme: “Kötü veya çılgınca bir düşünce aklıma</p>
<p>geliyorsa, bu kötü ve çılgın olduğumun göstergesidir”, “Düşüncelerim bana gerçek</p>
<p>kişiliğimin nasıl olduğunu gösterir” gibi.</p>
<p>G. Belirsizliğe tahammülsüzlük: “Her şeyden %100 emin olmalıyım, emin</p>
<p>olmadığım takdirde, belirsizliğin oluşturduğu sıkıntıya dayanamam” gibi.</p>
<p>H. Felaketleştirme; “Ağzımdaki yara ve halsizliğim kesin olarak AİDS</p>
<p>olduğumu gösteriyor” gibi.</p>
<p>İ. Aşırısorumluluk: “Zararıönleyememek, zarara neden olmakla aynıdır”</p>
<p>gibi.</p>
<p>J. Kötümser yönde yanlılık: “Kötü bir şey olacaksa, bunun bana veya</p>
<p>yakınlarıma olma riski diğerlerine olmasından çok daha fazla” gibi.</p>
<p>Obsesif kompulsif bozukluğun nörobiyolojisi</p>
<p>OKB”de izlenen obsesyonlar ve kompulsiyonlarla ilişkili olarak beyinde nelerin</p>
<p>etkilendiği halen tam olarak açıklanamamıştır. Ancak psikopatolojileri psişik veya</p>
<p>organik etyolojilerine göre dualistik bir yaklaşım içerisinde incelemek konunun</p>
<p>anlaşılmasında kısıtlayıcı olacaktır. Farklı alanlarda sürdürülen biyolojik</p>
<p>araştırmalardan gelen bilgilerin eşliğinde, beynin bilişsel süreçleri tanındıkça, klinik</p>
<p>araştırmaların ışığında bir senteze varabilmek mümkün olabilecektır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: İLAÇ ALMAYAN OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUKLU HASTALARIN</p>
<p>NÖROPSİKOLOJİK DEĞERLENDİRİLMESİ</p>
<p>Taner ÖZNUR</p>
<p>J.Tbp.Yzb.</p>
<p>Gülhane Askeri Tıp Akademisi</p>
<p>Haydarpaşa Eğitim Hastanesi</p>
<p>Psikiyatri Servisi</p>
<p>UZMANLIK TEZİ</p>
<p>olarak hazırlanmıştır.</p>
<p>İSTANBUL</p>
<p>2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugunun-sebeplerine-farkli-bakislar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif Kompulsif (Saplantı Zorlantı) Bozukluğu</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugu.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 21:06:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSAN İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[kompulsif]]></category>
		<category><![CDATA[numaralım]]></category>
		<category><![CDATA[obsesif]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon]]></category>
		<category><![CDATA[saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[takıntı]]></category>
		<category><![CDATA[zorlantı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Obsesif Kompulsif Bozukluk diğer adıyla Saplantı-Zorlantı bozukluğudur. Hastalığa yol açan etkenin beyindeki sinir iletimine katkıda bulunan Serotonin maddesinin salınımının dengesizliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Obsesyon (saplantı-takıntı) irade dışı gelen, kişiyi tedirgin eden veya sıkıntı veren düşüncelerdir. Örneğin din ve ahlaki değerlerle aşırı uğraşma, sürekli ve kontrol edilemeyen cinsel düşüncelerdir. Kişi düşünceleri ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı tekrarlayıcı hareketleri yapmaya başlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-32" title="obsesif-1" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/01/obsesif-1.jpg" alt="obsesif-1" width="300" height="176" />Obsesif Kompulsif Bozukluk</strong> diğer adıyla <strong>Saplantı-Zorlantı</strong> bozukluğudur. Hastalığa yol açan etkenin beyindeki sinir iletimine katkıda bulunan <strong>Serotonin</strong> maddesinin salınımının dengesizliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.</p>
<p><a class="mw-redirect" title="Obsesyon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Obsesyon">Obsesyon</a> (saplantı-takıntı) irade dışı gelen, kişiyi tedirgin eden veya sıkıntı veren düşüncelerdir. Örneğin din ve ahlaki değerlerle aşırı uğraşma, sürekli ve kontrol edilemeyen cinsel düşüncelerdir. Kişi düşünceleri ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı tekrarlayıcı hareketleri yapmaya başlar. Bu hareketlere de <a class="mw-redirect" title="Kompülsiyon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Komp%C3%BClsiyon">kompülsiyon</a> (zorlantı) adı verilir. Örneğin kirlilik düşünceleri olan kişilerin sık sık ellerini yıkaması kompülsiyona bir örnektir.</p>
<p> </p>
<p>İki tedavi yöntemi kullanılmaktadır</p>
<ul>
<li>Seçici <a title="Serotonin" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin">serotonin</a> geri alım <a class="mw-redirect" title="İnhibitör" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nhibit%C3%B6r">inhibitörleri</a> kullanmak</li>
<li>Bilişsel davranışçı tedavi uygulamak</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Obsesif_kompulsif_bozukluk">http://tr.wikipedia.org/wiki/Obsesif_kompulsif_bozukluk</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/obsesif-kompulsif-saplanti-zorlanti-bozuklugu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

