<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolojik Danışman &#187; yarın yaparım</title>
	<atom:link href="http://www.psikolojikdanisman.org/tag/yarin-yaparim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.psikolojikdanisman.org</link>
	<description>Karanlıktan Aydınlığa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Jun 2010 11:03:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Ertelemenin Dayanılmaz Hafifliği</title>
		<link>http://www.psikolojikdanisman.org/ertelemenin-dayanilmaz-hafifligi.htm</link>
		<comments>http://www.psikolojikdanisman.org/ertelemenin-dayanilmaz-hafifligi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 22:40:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elektron]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kâinat]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik sorun erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[yarın yaparım]]></category>
		<category><![CDATA[yarın yaparım psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolojikdanisman.org/ertelemenin-dayanilmaz-hafifligi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Güneş çavdı. Gün başladı. Aslında güneş doğdu diye bir terimin çok da doğru bir terim olmadığını düşünüyorum. Çünkü güneşin doğması demek sanki güneşin uzaktan bir yerden gelmesi ve dünyaya ışık saçıp tekrar gitmesi gibi bir anlama geliyor. Oysa tam tersi olmuyor mu? Yani dünya doğmuyor mu? Kendi etrafında dönerken uygun açıyla güneş ışığını görüp ışığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş çavdı. Gün başladı. Aslında güneş doğdu diye bir terimin çok da doğru bir terim olmadığını düşünüyorum. Çünkü güneşin doğması demek sanki güneşin uzaktan bir yerden gelmesi ve dünyaya ışık saçıp tekrar gitmesi gibi bir anlama geliyor. Oysa tam tersi olmuyor mu? Yani dünya doğmuyor mu? Kendi etrafında dönerken uygun açıyla güneş ışığını görüp ışığın  aydınlatmasına müsade etmiyor mu? O halde önce kendimizi şu psikolojiden bir kurtaralım. Dünya durduğu gibi durmuyor ve güneş uzaktan gelen bir misafir gibi her sabah gelip gün boyunca  kalıp akşam da gitmiyor. Biz güneşe gidiyoruz. Ve biz güneşten uzaklaşıyoruz. Hareket eden biziz. Tıpkı maddenin en küçük birimi olan atomun çekirdeği etrafında dönen elektronlar gibi. Ki bu elektronların saniyede (maddeye göre değişmekle birlikte) bin kilometreden onbeş bin kilometre hıza kadar dönüş hızına ulaştıkları bilinmektedir. Kâinatta hareket etmeyen canlı ve cansız hiç bir varlık göremezsiniz. (Bilim gözüyle bakarsanız)</p>
<p>Her gün aynı. Günler birbirinin aynısı. On yıl önce bugün de tıpkı bugün gibi güneşe uygun açıyla yaklaştık ve ışığı gün boyunca aldık ve akşam güneşten yüz çevirip ışığından uzaklaştık. Bu şekilde düşünürsek; yağmur, kar, rüzgâr, bulutlanma gibi durumları hesaba katmazsak günlerin birbirinin aynısı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.</p>
<p>Günler birbirinin aynısı olmalı  ama aynası olmamalı.</p>
<p>Taşımanız gereken bir yük olduğu düşünün. Bir gün içinde o yükün taşınması gerek. Eğer ertesi güne o yükü bırakırsanız üzerine aynı ağırlıkta bir yük daha binecek. Örneğin beş kiloluk bir zeytinyağı tenekesi. Ve siz bu tenekeyi beş metre uzaklıkta evet sadece beş metre uzaklıkta bir mesafeye taşıyacaksınız. Kolay değil mi? Fakat o yükü yirmidört saat içinde taşımazsanız; yarın taşıyayım derseniz yükünüz on kiloya çıkarılacak. Ve her geçen gün beş kiloluk bir yük daha eklenecek. Salim akla sahip bir insanın yapacağı nedir? Tabi ki beş kilo yükü o gün taşıyarak ertesi gün kendini daha da zorlamadan üzerine düşeni yapmaktır. Düşünsenize kırk gün o yüke hiç dokunmadığını. Taşıyabilirse taşısın bakalım iki yüz kiloluk ağırlığı beş metre mesafeye.</p>
<p>İnsanız. Yapacak bir işimiz varsa uykumuz gelir. İşimiz bittiği zaman uykumuz gider. Hani Nasreddin hoca ya sormuşlar ya ne arıyorsun gecenin bir vakti sokakta? Uykum kaçtı da onu arıyorum demiş hoca. İşimiz olduğu zaman en yakın dostumuz olan uyku. İşimizi bitirdiğimizi görünce bizden kaçmakta, uzaklaşmakta adeta &#8221; Ben seni işin olduğu için sevdim insanoğlu&#8221; demektedir.</p>
<p>Unutmayalım, her gün kendine özeldir.  Her günün hakkını veriyor muyuz? Her gün bizden memnun ayrılıyor mu? Biz her günden memnun ayrılıyor muyuz?  Dün yarın yaparım dediğimiz işlerin kaç tanesini kaç defa bugün yapmayı başarabildik ki bugün de yarına erteleyerek bir hengamenin içine kendimizi sürüklüyoruz.</p>
<p>Yapacak bir işi olan insan için dünya bir gündür ve o bir gün&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Vesselam..</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-223" title="erteleme" src="http://www.psikolojikdanisman.org/wp-content/uploads/2009/12/erteleme.jpg" alt="erteleme" width="600" height="450" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolojikdanisman.org/ertelemenin-dayanilmaz-hafifligi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
