|

Televizyon Akıl Kutusu mu? Aptal Kutusu mu?

televizyonTelevizyonun günlük hayatımızın parçası olduğu bir gerçek. Evlerin başköşesini süsleyen bu büyülü kutunun, izleyiciler üzerindeki etkilerine dair tartışmalar da bitecek gibi görünmüyor.

TV AKIL KUTUSU MU APTAL KUTUSU MU
Kemal ReisoÄŸlu
Televizyonun günlük hayatımızın parçası olduğu bir gerçek. Evlerin başköşesini süsleyen bu büyülü kutunun, izleyiciler üzerindeki etkilerine dair tartışmalar da bitecek gibi görünmüyor. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar üzerindeki sinsi etkileri herkesi düşündürüyor.

Yapılan araştırmalar, evimizin bir köşesinde sakin sakin duran televizyonun pek de faydalı bir şey olmadığını gösteriyor.
Haftada ortalama 10 saatten fazla televizyon seyreden çocukların çoğu, okullarında beklenen başarıyı gösteremiyorlar. Ülkemizdeki TV izlenme oranının, yani günde ortalama üçbuçuk saatin çocuklar için de geçerli olduğu düşünülürse, üniversiteye gelmiş bir kişi okulda geçirdiği zamandan çok daha fazlasını televizyon karşısında geçirmiş demek.
Günde ortalama üç saat TV seyreden bir çocuk yılda 20.000’e yakın reklam izlemiş oluyor. 16 yaşına kadar 200.000 şiddet görüntüsü, 33.000 de cinayet görüntüsü izlemiş olacak. Yapılan araştırmalar, normalde insanın 96 saatte sindire sindire algılayabileceği görüntü miktarının, TV seyrederken bir kaç dakikada verildiğini gösteriyor. Yani algılarımız, idrakimiz bombardıman ediliyor. Normal bir düzeyde algılama, beden ve ruh sağlığı için çok önemli oysa.
Televizyonun bir zararı da gözlere. TV seyrederken gözler tamamen hareketsiz ve sabit kalıyor. Bu ise göz sağlığı için zararlı bir durum. Ülkemizdeki gibi aşırı TV seyretme, hem çocuklarımızın hem de bizim görme kabiliyetimize büyük zararlar verebilir. Aşırı TV seyretme, sadece göz bozukluğunun değil, beynin dikkat toplama kabiliyetinin de düşmanı.
Hayatın yavaş ama ahenkli dersleri bir çocuğun hayatı anlaması ve anlamlı yaşaması için şart. Ama TV’deki hızlı görüntü geçişine alıştıkları için çocuklar, etraflarındaki bu sakin tabiatı yeterince takdir edemezler. TV’deki hızlı olaylar, iki dakika içinde bebeklikten yaşlılığa kadar verilen hızlı hayatlar, gerçekte olmayacak şeyler. Ama birçok şeyi TV’den öğrenen çocuğun zihninde zaman ve hayat kavramları yerli yerine oturamayacaktır. Çocukların gerçek tecrübelere ihtiyacı var.
Çocukların gece geç saatlere kadar TV seyredip, ertesi gün okulda uyanık kalmaları ve dikkatlerini derslerine verebilmeleri de mümkün değil. Ayrıca TV’de gördükleri, rüyalarına girip kabus haline gelebilir.
Pek çok uzman, televizyonun çocukları aptallaştırıcı etkisine dikkat çekiyorlar.
Haftada 20 saatten fazla seyredilği zaman TV, konuşma ve kendini ifade etme kabiliyetini ciddi şekilde hasara uğratabiliyor. Siz bir de çocuğunuzun TV’den öğrendiği rezil Türkçe ve argo kelimeleri ekleyin buna. Oysa çocukların konuşmasının güzelleşmesi için, başka çocuk ve büyüklerle konuşmaları ve oynamaları gerekir.
Öte yandan kitap okumaya göre, TV seyretmek daha kolay ve tercih edilen bir iş. Bu yüzden özellikle okumayı öğrenme aşamasındaki çocuklarda televizyon seyri, geç öğrenmeye yol açabiliyor. Araştırmalar, TV’yi açtıktan 30 saniye sonra beyindeki dikkat ve bilinçli algının azaldığını gösteriyor. Dikkat gerekmediği için zihinsel faaliyetler de zamanla köreliyor. Halbuki okuduğunu anlamak, zihnin yoğunlaşmasını, dikkati gerektirir.
Boş vakit, özellikle çocukların hayal güçlerini, dolayısıyla da düşünme kabiliyetlerini geliştirici bir imkân aslında. Ama çocuğu TV karşısında esir bırakmakla, onun bu imkânı kullanmasına müsaade etmemiş oluyoruz. Ayrıca, TV’deki çocuk programlarını yapanlar büyükler olduğu için, çocukların kendi aralarında oyunla geliştirecekleri duyguları ve yetenekleri tam olarak anlayabilecekleri de kuşkulu. Üstelik TV yayıncılığı bir ticaret olduğu için, insanlığın gelişimine değil, para kazanmaya yönelik programlar yapılıyor. Çocuk  programlarının bile reklamla dolu olması bunun açık bir göstergesi.
Çoğu TV programı hayatı ak ve kara olarak gösteren, aşırı basitleştirilmiş ve şiddet içeren görüntülerle dolu. Çoğu da bir saate yakın bir zaman alıyor. ABD’de otuz yıldan bu yana yapılan araştırmalar, TV’de görülen şiddetin gerçek hayatta tekrarlandığını gösteriyor. Çocuk programlarındaki şiddet oranı ise büyüklerinkinden tam altı kat daha fazla.
TV, çocukların aşırı kilo almalarına da neden. ABD’de 1988 ve 1994 arasında, 8 ve 16 yaş arasındaki 4063 çocuk üzerinde bir araştırma yapıldı. Sonuç ilginç: her gün 4 saatten fazla TV seyreden çocukların, 2 saatten daha az izleyenlere göre daha şişman oldukları ortaya çıktı.
Ayrıca cinsellikle dolu programların, kişilerin ruhsal gelişimine yaptığı olumsuz etkilerden sanırız söz etmeye bile gerek yok.

Ne Yapmalı?
TV denen aleti pencereden dışarı atmak çözüm değil. Çünkü itiraf edelim ki, ne bizler, ne de çocuklarımız onsuz yapamaz duruma geldik. O zaman daha makul bir yol bulalım. Onun tehlikelerinden çocuklarımızı ve bizi korumanın yollarını arayalım. Bir uzmanın önerilerine kulak verelim:
Çocuklarınıza televizyon seyretme süresini azaltmanın önemli olduğunu anlatın. Televizyonu düzenli olarak seyredecekleri konusunda onlara güvence verin.
Çocuklarınızın TV seyretme sürelerini baştan belirleyin. Mesela hafta içi her gün 1 saat, hafta sonu 2 saat gibi.
Çocuklarınıza bu sınırlar içinde seçenekler tanıyın. Mesela bazı programları onlar seçsin.
TV seyretmeye ne zaman izin vereceğinizi baştan belirleyin. Mesela ev ödevi yapıldıktan veya akşam yemeğinden sonra.
Çocuklarınızı el işleri, oyunlar, spor ve okuma gibi başka faaliyetlere sevdirerek yönlendirin.
Kullanılmadığı zaman TV’nizi kapatın. Sürekli gürültü yapmasına izin vermeyin.
Çocuklarınız bu tavsiyelere uyacaktır. Ama siz de uyarsanız!
Semerkand Dergisi 1999 Eylül


--Toplam Okunma: 1117 --Bugünkü Okunma: 1 --

Tags: , , , , ,

1 Yorum Var “Televizyon Akıl Kutusu mu? Aptal Kutusu mu?”

  1. ali diyor ki:

    berbattı boşa yer kaplamışsınız size çok güldüm

Yorum yaz

Guvenlik Kodunu Giriniz: